Suriye’nin en tehlikeli noktalarından biri olarak kabul edilen Hol Kampı, son günlerde dramatik bir hareketliliğe sahne oldu. Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) çekilmesinin ardından kampın kontrolü Şam yönetimine bağlı silahlı gruplara geçti. Bu değişimin ardından, kamp sakinleri gece karanlığında araçlarla ve kaçak yollar üzerinden farklı bölgelere taşındı.
Ocak 2026’da kampın nüfusu 21 binden fazlaydı; bunların 6 bin 352’si 42 farklı uyruktan yabancı kadın ve çocuklar, 15 bin 245’i ise Suriyelilerden oluşuyordu. Bugün ise bu nüfus, uluslararası bir rehabilitasyon programından geçirilmeden Suriye genelinde farklı noktalara dağıldı. Türkiye sınırına yakın kamplar, İdlib ve Halep’in kuzeyi, tahliyelerin yönlendirildiği başlıca bölgeler oldu.
Yeni kurulan merkezlerde internet erişimi mevcut olsa da denetim bulunmuyor. Uzmanlar, bu durumun örgütün ideolojisinin yeniden canlanması ve uyuyan hücrelerin aktif hale gelmesi için risk oluşturduğunu belirtiyor. Hol Kampı’ndaki sıkı güvenlik önlemleri artık yeni merkezlerde uygulanmıyor ve aileler toplum içine karışmış durumda.
Süreç, Hol Kampı dosyasının kapanmadığını gösteriyor; örgüt tehdidi artık belirli bir merkezde değil, geniş bir coğrafyaya yayılmış ve “kontrol edilemez” bir hâle gelmiş durumda. Uzmanlar, denetimsiz tahliyenin, IŞİD’in yeniden örgütlenmesi ve uluslararası güvenlik açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunu vurguluyor.
Geçmişten günümüze Hol Kampı
Haseke şehrinin yaklaşık 45 kilometre doğusunda ve Suriye-Irak sınırı yakınlarında konumlanan Hol Kampı, yıllarca Kuzey ve Doğu Suriye’nin en hassas ve karmaşık güvenlik noktalarından biri olarak kabul edildi.
İlk olarak 1990’ların başında Iraklı mülteciler için kurulan kamp, 2003 yılındaki Irak işgalinin ardından kapılarını yeniden açtı. Suriye iç savaşı sürecinde IŞİD’in kontrolüne geçmesiyle birlikte, Suriye ile Irak arasında kritik bir lojistik koridora dönüşen kamp, bölge için stratejik bir tehdit merkezi haline geldi.
2015 yılında Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) IŞİD’i bölgeden çıkarmasının ardından sivil sığınmacılar için kullanılan kamp, 2019’da örgütün Bağoz’daki coğrafi varlığının sona ermesiyle yeni bir sürece girdi. Bu tarihten itibaren IŞİD’li ailelerin kampa yerleştirilmesi, burayı dünyanın en büyük risk merkezlerinden birine dönüştürdü.
Nüfusu bir dönem 74 bin kişiye ulaşan kampta, çoğunluğu radikal ideolojiye sahip kadın ve çocukların bulunması, merkezin uluslararası kamuoyunda ‘saatli bomba’ olarak adlandırılmasına yol açtı. Kamp içerisinde, ‘Hilafet Yavruları’ (Eşbal El Xîlafa) olarak bilinen çocuk eğitim ağları kurulurken; IŞİD’li kadınlar tarafından işletilen gizli şeriat mahkemeleri de kampın kontrol edilemez güvenlik yapısının bir parçası haline geldi.





