CHP’nin tutuklu Cumhurbaşkanı adayı, seçilmiş İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) ve Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, partisinin Sinop mitingine gönderdiği mektupta yargı sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İmamoğlu, soruşturmanın 2024 yılının ekim ayında başladığını hatırlatarak aradan geçen yaklaşık 11 aya rağmen iddianame hazırlanmadığını ifade etti.
İmamoğlu, “Devletin bütün imkanları seferber edildi, ülkenin en yetkili şahsı ‘turp’ dedi, ‘ahtapot’ dedi ama ortada hala bir iddianame yok. Daha resmen neyle itham edildiğim bile belli olmadan tutuklandım ve suçluymuşum gibi gösterilmeye çalışılıyorum” dedi.
İmamoğlu, mektubunda şunları söyledi:
“5 ayı aşkın bir süredir Silivri Zindanı’nda tutuluyorum. Benimle ilgili soruşturma, 2024 yılının Ekim ayında başlatılmış. Yaklaşık 11 ay geçti, hakkımda bir iddianame hazırlanamadı. Devletin bütün imkanları seferber edildi, ülkenin en yetkili şahsı ‘turp’ dedi, ‘ahtapot’ dedi ama hala ortada bir iddianame yok. Daha resmen neyle itham edildiğim bile belli olmadan, beni tutukladılar ve suçluymuşum gibi göstermeye çalışıyorlar. Tutuklanmam için hiçbir hukuki sebep yok. Neredeyse bir yıl olacak, bütün deliller çoktan toplandı. Tutuksuz yargılansam yapacağım tek bir şey var, vatandaşın bana verdiği görevin başına ve milletimin arasına dönmek. Yine de tutukluyum. Çünkü belediye başkanı olarak hizmet etmeme, cumhurbaşkanı adayı olarak milletimle buluşmama tahammülleri yok. Çünkü, ben görevimi yaptıkça, onların gerçek yüzü daha fazla ortaya çıkacak. Ben milletimle buluşup gerçekleri anlattıkça, onların kirli kumpasları tamamen boşa düşecek.”
“Haksız yere tutuklanmak, yargılanmadan cezalandırılmak demektir ve bu hiçbir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı için kabul edilemez. Seçimle işbaşına gelmiş, milli iradenin temsilcisi niteliğindeki yöneticiler için ise bilhassa kabul edilemez. İşin içinde savcılık var, mahkeme var diye kimse aldanmasın. Benim ve tüm belediye başkanı arkadaşlarımızın tutuklu yargılanması, tamamen siyasi bir karardır. Ortada hukuki bir mesele yok; ortada iktidardaki bir avuç insanın siyasi beka meselesi var. Muhalefetin elini kolunu bağlayarak seçim kazanmanın, koltuklarını korumanın peşindeler. Siyasi rakiplerini zindana atan, hukuk ve demokrasiyi rafa kaldıran iktidarların işbaşında olduğu ülkelere bir bakın. Her türlü hukuk dışı, gayrı meşru yöntemi kullanarak, zorbalıkla muhalefeti etkisizleştirmeye çalışıyorlar. Göstermelik seçimler yapılıyor ve birtakım zalimler, ömür boyu koltuktan kalkmıyor. Bütün o ülkelerde millet mutsuz, millet umutsuz.”
“Türkiye’yi adaletten ve demokrasiden tamamen yoksun ülkelerden biri haline getirme hevesi duyanlar, sadece kendi çıkarlarını korumanın peşindeler. O bir avuç insana umut bağlayan vatandaşlarımız çok iyi bilsinler ki, adaletin ve demokrasinin olmadığı bir Türkiye’de refah olmaz, zenginlik olmaz. Öyle bir Türkiye’de bereket olmaz, huzur olmaz. Adalet, devletin varlık sebebi; demokrasi ise vatandaşın hürriyetlerinin güvencesidir. Onun için ben ısrarla, ‘herkes için her yerde, önce adalet, önce hürriyet’ diyorum. Devletimizin bekası, milletimizin bütünlüğü buna bağlıdır. Ben bu hassasiyet içinde, herkes için adalet ve hürriyet mücadelesi başarıya ulaşana kadar, her türlü zorluğa katlanarak, bir nefer olarak çalışacağıma bir kez daha söz veriyorum.”