SDG’ninn fiili yönetiminde bulunan ve ‘Kuzey ve Doğu Suriye’ olarak adlandırılan bölgenin Özerk Yönetimi Dış İlişkiler Ofisi Eş Başkanı İlham Ahmed, Halep’te yaşanan çatışmalar ve bölgedeki son gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Ahmed, Kürt Araştırmalar Merkezi ile Target Medya ve Eğitim Örgütü tarafından düzenlenen çevrimiçi basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Ahmed, cihatçı Heyet Tahrir el Şam (HTŞ) yönetimine bağlı güçlerin 6 Ocak’ta Halep’teki Kürt mahalleleri Şeyh Maksud ve Eşrefiye ile Süryani nüfusun yoğun olduğu Beni Zeyd’e yönelik başlattığı saldırıların, 11 Ocak’ta ateşkes ve zorunlu göçle sonuçlandığını hatırlattı. Söz konusu saldırılar sonrası on binlerce sivilin zorla yerinden edildiğini belirten Ahmed, HTŞ’nin silahlı Kürt güçlerinin tamamının Fırat’ın doğusuna çekilmesini talep ettiğini aktardı.

HTŞ’nin, Fırat’ın batısında yer alan ve Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) kontrolünde bulunan bölgeleri “kapalı askeri bölge” ilan ettiğini ifade eden Ahmed, Halep’teki mahallelere benzer şekilde kırsaldaki Deyr Hafir için de “tahliye emri” yayımlandığını söyledi. Ayrıca Meskene ve Tişrin Barajı çevresinde de saldırıların sürdüğünü kaydetti.

İlham Ahmed, Halep’teki Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerine yönelik saldırılardan önce uluslararası taraflarla çatışmaların durdurulması amacıyla yoğun görüşmeler yürütüldüğünü ancak bu girişimlerin sonuçsuz kaldığını belirtti. Ahmed, “Bu görüşmeler, HTŞ’nin dayatmaları ve herhangi bir güvence vermemesi nedeniyle ilerleyemedi. Aynı zamanda bazı bölgesel güçlerin müdahaleleri de süreci olumsuz etkiledi” dedi.

Ahmed, HTŞ ve bazı bölgesel aktörlerin yalnızca Halep’le sınırlı kalmayan bir plan doğrultusunda Fırat’ın doğusuna yönelik saldırı kararı aldığını savunarak, bunun yeni bir çatışma dalgasına yol açabileceği uyarısında bulundu. Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nin, HTŞ’yi diyaloğa ve siyasi çözümlere yönelmeye çağırdığını belirten Ahmed, uluslararası güçlerin de bölgede yeni bir savaşın önlenmesi için daha somut ve etkili adımlar atması gerektiğini vurguladı.

“Tümen önerisi reddedildi, garanti verilmedi”

Ahmed, “O dönemde uluslararası taraflarla birçok görüşmemiz oldu. Hem ateşkes için hem de bir inisiyatif geliştirebilmek için” dedi. ‘Asayiş Gücü’nün mahallelerden çıkarılması yönünde yoğun bir baskı olduğunu ifade eden Ahmed, çatışmaların önünü almak amacıyla alternatif bir öneri sunduklarını anlattı: “Asayiş Gücü’nü çekelim ama onun yerine, Halep Güvenlik Gücü içinde yer alsa bile, rejimin 4. tümeni bulunsun. Her iki mahallede halkın korunmasının sorumluluğunu onlar üstlensin dedik. Ateşkesin sağlandığı dönemde görüşmeler bu düzeye kadar vardı. Ancak bu kabul edilmedi. Gücün çıkması yönünde çok fazla ısrar vardı.”

"Şeyh Maksud’dan en az zararla çıkmak istedik ama olmadı"

Ahmed, anlaşma sağlanamayan bir diğer noktayı şöyle anlattı: “Önceden Esad rejiminin elinde olan üç nokta... Biz o noktalara girmiştik. Oralardan da çekilme olmasını istiyorlardı. Biz çekilme için garanti istedik. O garanti verilmedi, bu yüzden de Şeyh Maksud’da bu tarz bir durum yaşandı.”

ABD, 75 ülkeye uygulanan vize prosedürlerini askıya alacak
ABD, 75 ülkeye uygulanan vize prosedürlerini askıya alacak
İçeriği Görüntüle

Uluslararası gözlem mekanizmasının önemine dikkat çeken Ahmed, “Eğer uluslararası güçler gözlemci olarak işin içinde olursa, biz ateşkeslere ve geliştirilen inisiyatiflere bağlı kalırız” diye konuştu.

Şeyh Maksud sürecinden en az kayıpla çıkmak istediklerini belirten Ahmed, “Fakat bunda istenen başarı sağlanamadı. Şam yönetiminin büyük bir inadı ve üzerlerinde kurulan bölgesel baskılar nedeniyle bu tam anlamıyla başarılamadı” ifadelerini kullandı.

“HTŞ, İsrail’le masaya oturunca ‘ajan’ olmuyor”

Halep’te en fazla hakimiyet kuran gücün Türkiye olduğunu ve Ankara’nın HTŞ yönetimiyle yoğun bir görüşme trafiği yürüttüğünü söyleyen Ahmed, şöyle devam etti: “Orada barış hamlesi yürümesine rağmen çok sert açıklamaları ortaya çıkıyor. Sürekli ‘Orada İsrail ajanları var’ deniliyor. Şam hükümeti Paris’te İsrail ile masaya oturduğunda, Fransızların ev sahipliğinde anlaşmalar yapıldığında Türkiye’nin gözünde ‘ajan’ olmuyor. Sahada İsrail’le temas ettiğimize dair tek bir somut nokta yok. Buna rağmen bu söylemler saldırılara gerekçe yapılıyor. ‘Sınırımızda İsrail’i görmek istemiyoruz’ diyorlar. Ama İsrail, Şam tarafına kadar girmiş.”

Ahmed, bazı Arap ülkelerinin İsrail’le açık ittifak içinde olduğunu belirterek, “Buna rağmen Türk yetkililer bu söylemleri bahane olarak kullanıyor” dedi.

“ABD de tehlikeyi görüyor”

ABD’li yetkililer ve CENTCOM’dan yapılan açıklamaların görüşmeler sonucu geldiğini ancak “savaşı engellemek için yeterli olmadığını” söyleyen Ahmed, uluslararası kamuoyunun “acilen harekete geçmesini” istedi.

ABD için “Onlar da tehlikeyi görüyor” diyen Ahmed, “Suriye’nin, içinde her türlü aşırılığın bulunduğu bir Savunma Bakanlığının eline geçmesinin çıkarlarına nasıl etki edeceğini biliyorlar. Bu yüzden Amerikan kamuoyunun daha güçlü biçimde harekete geçmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

“HTŞ siyasi çözüme kapalı”

Halep saldırıları sonrası HTŞ ile herhangi bir temas olup olmadığına dair soruya da yanıt veren Ahmed, “Hükümet şu ana kadar bize hiçbir görüş iletmedi. Ne doğrudan ne de arabulucular aracılığıyla. Gerek 10 Mart müzakereleri gerekse yerleşim yerlerinde savaşın durdurulmasına dair sunduğumuz inisiyatiflere de cevap gelmedi” dedi. Bu tutumun kabul edilmez olduğunu vurgulayan Ahmed, “Evet ya da hayır. Sessizlikle geçiştirmek ve kamuoyunu kandırmak bir hatadır” diye konuştu.

HTŞ’nin “siyasi çözüme kapalı” olduğunu öne süren Ahmed, “Şam iktidarının kafasında tek bir anlayış var; tekçi, merkeziyetçi bir iktidar. Bu yüzden siyasette adım atılmıyor, askeri alanda istenen entegrasyon gelmiyor ve müdahaleler oluyor” dedi.

Bakan Fidan’a tepki

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın SDG’ye yönelik bugünkü açıklamalarının sorulması üzerine ise Ahmed, “Bazı Türk yetkililerin çıkıp konuşmalar yapması şunu gösteriyor: Eğer başka bir şekilde bu saldırıların içinde değillerse bile, esasen bu açıklamalarıyla saldırıların içindeler” dedi.

“Büyük bir savaşın önünü açmaktansa…”

Ahmed, “Biz bir kez daha büyük bir savaşın önünü açmaktansa, her türlü inisiyatife açığız. Halkımızın yaşamının, haklarının ve güvenliğinin garanti altına alındığı bir çerçevede neden savaşı isteyelim? Bu süreç sonuç vermezse büyük bir kaosa yol açar” dedi.

Ahmed, birleşik ve ademimerkeziyetçi bir Suriye talebini yineleyerek, “Tüm halkların ve özellikle Kürtlerin hak sahibi olduğu yeni bir Suriye için, savaşı durduracak çok ciddi müzakerelere yeniden girilmesi gerekiyor. Bu konuda tüm ihtimalleri önümüze koyup, Suriye halkı için yeni bir gelecek ve yeni bir ülke inşa edebilmeliyiz” ifadelerini kullandı.

“Niyetleri daha ileri gitmek”

HTŞ’nin Deyrizor’a doğru ilerlemesinin daha geniş bir planın parçası olduğunu söyleyen Ahmed, “Şam iktidarı saldırı kararını verdi. Fırat’ın doğusu için de bu karar alındı. Deyrizor’a kadar gelmeleri, niyetlerinin daha ileri gitmek olduğunu gösteriyor. Bu, Şam’ın ve aynı zamanda bazı bölgesel güçlerin de kararıdır. Suriye dosyası üzerinde hem uluslararası güçler hem de bölgesel güçler arasında çok çetin bir mücadele yaşanıyor” dedi.

Kaynak: Haber Merkezi