Ekonomim’den Şeyda Uyanık’ın haberine göre, Ekonomideki önemli göstergelerden biri de beklentilerdir. Fiyatlamalar finansal tarafta beklentilerle şekillenirken, yüksek enflasyon döneminde beklentilerin de değişmesi fiyatlama davranışlarında da bozulmayı getirir.
Peki, bu fiyatlama davranışlarında bozulma sadece ürün üreten ya da hizmet verenlerin mi sorunu oluyor?
TCMB’nin yayınladığı enflasyon beklentileri anketinin sonuçlarına göre, hanehalkının beklentisi en yüksek seviyede olurken, 2026 için TCMB’nin yıl sonu yüzde 16 beklentisine karşın yüzde 52,24 seviyesinde bulunuyor. Reel sektörün beklentileri ise fiyatlamaların bu kesimden çıktığı düşünülerek önemseniyor ve yüzde 35,70 seviyesinde oluyor. Piyasa katılımcıları daha finansal ve ekonomik hesaplamalara dayanarak, TCMB’nin tahminlerine yakın bir şekilde yüzde 23,49 oranında bir enflasyon beklentisi olduğunu açıklıyor.
Enflasyonda yükselişle, kur geçişkenliğine, ücret zamlarına ya da akaryakıt fiyatlarındaki yükselişe dayandırılan fiyatlama davranışlarındaki bozukluk, çok farklı bir alanda bireysellerde de görünüyor.
İkinci el alışveriş
Geçtiğimiz günlerde sahibinden.com’un KONDA ile yaptığı bir araştırmanın sonuçlarına göre artık Türkiye’de neredeyse iki kişiden biri ikinci el alışveriş yapıyor. İkinci el alışverişe en çok yönelen kesim de araştırma sonuçlarına göre, özellikle büyükşehirlerde yaşayan, eğitimli kesim olarak ortaya çıkıyor.
Bu kesimde de fiyatlama davranışları bozuluyor.
İkinci elde, görece lüks olan bazı markaların ürünlerinin sıfır fiyatlarıyla yarıştığı dikkat çekiyor.
5 üründe incelendiğinde, sıfır fiyatlarından yüksek olan ikinci el ürünler dikkat çekti. Eski sezon ya da yıpranmış ürünlerde de sıfıra yakın fiyatlamalar görülürken, görece daha “az kullanılmış ürünlerin” fiyatlarının yer yer sıfır fiyatları aştığı da görülüyor.





