CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, AKP iktidarının ekonomi politikalarına sert sözlerle yüklendi. Emeklilerin yoksulluk sınırının altında yaşam mücadelesi verdiğini, toplumun ise borç ve icra sarmalına sürüklendiğini belirten Kış, “Bu tablo bir kaynak sorunu değil, bilinçli bir tercihin sonucudur” dedi.
En düşük emekli maaşının asgari ücret seviyesine, yani 28.075 TL’ye çıkarılmasına yönelik CHP önerisinin AKP oylarıyla reddedildiğini hatırlatan Kış, iktidarın emekliye 20 bin lirayı yeterli gördüğünü ifade etti. Kış, “Faize, geçiş garantilerine ve şirket sözleşmelerine sınırsız kaynak bulanlar, konu emekli olunca ‘bütçe yok’ diyebiliyor. Bu kabul edilemez” diye konuştu.
AKP iktidarı döneminde yalnızca dış borç faizleri için 228 milyar dolar ödendiğini vurgulayan Kış, bu rakamın emeklilerin neden açlık sınırında yaşadığını açıkça ortaya koyduğunu savundu.
“Bu para kendiliğinden buharlaşmadı” diyen Kış, kaynağın faiz ödemelerine, köprü ve otoyol geçiş garantilerine ve dövizli sözleşmelere aktarıldığını belirtti. Emekliye gelince “kaynak yok” denilmesini eleştiren Kış, itirazlarının tam olarak bu anlayışa olduğunu söyledi.
Kamuoyunda sıkça dile getirilen milyar dolarlık rakamların somut karşılığının yeterince bilinmediğini belirten Kış, çarpıcı karşılaştırmalar yaptı.
Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nün yaklaşık 818 milyon dolara mal olduğunu hatırlatan Kış, 228 milyar dolarla bu ölçekte yaklaşık 280 köprü yapılabileceğini söyledi. İstanbul–İzmir Otoyolu’nun maliyetinin yaklaşık 6 milyar dolar olduğunu ifade eden Kış, aynı kaynakla 38 otoyol inşa edilebileceğini dile getirdi.
“Bugün ‘bütçe yok’ denilen her alanda aslında bu ülkenin parası vardı. Ancak o para halk için değil, garanti verilen projeler ve faiz için kullanıldı” dedi.
Geçiş garantileri bütçeye yük oldu
Söz konusu projelerin yalnızca yapım maliyetleriyle sınırlı kalmadığını belirten Kış, geçiş garantileri nedeniyle kamuya uzun vadeli yük bindirildiğini ifade etti. “Bu köprülerden geçseniz de geçmeseniz de bedelini ödüyorsunuz. Çünkü şirketlere müşteri garantisi verildi. Risk kamuya, kazanç özel sektöre bırakıldı” diye konuştu.
Bütçedeki tahribatın temel nedenlerinden birinin bu model olduğunu savunan Kış, kamunun kaynaklarının belirli kesimlere aktarıldığını ileri sürdü.
“Bu kaynak emekliye yetiyordu”
Türkiye’de yaklaşık 16 milyon emekli bulunduğunu hatırlatan Kış, 228 milyar doların bugünkü kur karşılığıyla trilyonlarca liraya denk geldiğini belirtti. Bu kaynağın doğru kullanılması halinde en düşük emekli maaşının yıllar boyunca asgari ücret seviyesinde tutulabileceğini savundu.
“Emekliye 20 bin lirayı çok görenler, aynı bütçeden milyarlarca doları faize ve garanti ödemelerine aktarmakta tereddüt etmedi” diyen Kış, emeklilerin hak ettikleri yaşam standardına kavuşamadığını söyledi.
Emeklilik hayatta kalma mücadelesine dönüştü
Emeklilerin önemli bir bölümünün kredi kartı ve tüketici kredileriyle geçinmeye çalıştığını belirten Kış, emekliliğin bugün dinlenme dönemi olmaktan çıkıp hayatta kalma mücadelesine dönüştüğünü ifade etti.
“Emekli maaşıyla kira ödeyemeyen, faturalarını karşılayamayan, torununa harçlık veremeyen bir kuşak yaratıldı” diyen Kış, yaşananların kader değil siyasi tercihlerin sonucu olduğunu dile getirdi.
“Özelleştirdiler, borç azalmadı”
AKP dönemindeki özelleştirmelere de değinen Kış, Telekom, limanlar ve enerji tesislerinin satıldığını ancak borcun azalmadığını savundu. Faiz ödemelerinin büyüdüğünü belirten Kış, yapılan satışların kamuyu güçlendirmek yerine günü kurtarmaya yönelik olduğunu ifade etti.
Açıklamasının sonunda “Bu bir tercih meselesidir” diyen Kış, 228 milyar doların üretime, istihdama ve emekliye ayrılması halinde bugün toplumun kredi kartıyla ayakta durmaya çalışmayacağını söyledi. “Emekli sadaka istemiyor, hakkını istiyor. Yoksulluk kader değil; faiz ve garanti düzeninin sonucudur” ifadelerini kullandı.



