Gişe rekorları kıran, festivallerden ödüllerle dönen ve hatta televizyon ekranlarında yayınlandığında sansür mekanizmalarını harekete geçiren bu sahneler, sinemamızın cesur hafızasını oluşturuyor. İşte Türk sinema tarihine damga vurmuş, dönemin gündemini belirleyen o unutulmaz anlar...
Mum Kokulu Kadınlar (1996)
İrfan Tözüm’ün yönettiği film, Türk sinemasında cinselliğin ve bastırılmış duyguların en sert tartışıldığı 90'lı yılların sembol yapımlarından biridir. Başrol oyuncusu Hande Ataizi’ne Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde "En İyi Kadın Oyuncu" ödülünü getiren bu cesur yapım, televizyonda yayınlandığı dönemde RTÜK tarafından bir televizyon kanalına kapatma cezası verilmesine neden olarak sansür tarihine geçmiştir.
Aşk Kırmızı (2013)
Romantik dram türündeki bu Osman Sınav filmi, ilk aşk ile sadakat arasında sıkışıp kalan bir adamın ve iki kadının hikayesini anlatıyor. Döneminde özellikle Nurgül Yeşilçay’ın jartiyerli sahneleri ve fragmana yerleştirilen iddialı sevişme anları, filmin duygusal dramatik yapısının önüne geçerek vizyona girdiği 2013 yılında sinema salonlarında büyük bir sansasyon yaratmıştı.
Vücut (2011)
Mustafa Nuri'nin yönettiği "Vücut", Almanya'da porno sektöründe çalışmış orta yaşlı bir kadın ile hayatının çıkmazındaki genç bir adamın tutkulu ve hüzünlü aşkını mercek altına alıyor. Hatice Aslan ve Hakan Kurtaş’ın gözü pek performanslarıyla dikkat çeken yapım, erotizmin ardındaki psikolojik derinliği ve yalnızlığı cesur bir sinematografiyle izleyiciye aktarıyor.
Berlin in Berlin (1993)
Sinan Çetin’in Berlin'de bir gurbetçi ailesinin evinde geçen kültür çatışmasını anlattığı film, Hülya Avşar’ın canlandırdığı Dilber karakterinin mastürbasyon sahnesiyle sinema tarihine kazındı. Bu rolüyle Uluslararası Moskova Film Festivali'nde "En İyi Kadın Oyuncu" ödülünü kazanan Avşar'ın bu performansı kadar, film senaryosunun çalıntı olduğu iddiasıyla açılan telif davaları da dönemin magazin ve sinema gündemini uzun süre meşgul etmişti.
Kız Kulesi Aşıkları (1993)
Irfan Tözüm’ün yönetmen koltuğunda oturduğu film, şiirsel anlatımı ve melankolik atmosferiyle dikkat çekerken, Nurseli İdiz’in kayalıklarda çekilen cüretkar sahnesiyle akıllarda yer etti. İstanbul’un simgelerinden Kız Kulesi’ni merkezine alan bu yapım, estetikle erotizmi harmanlayan görselliğiyle 90'lar Türk sinemasının unutulmaz estetik denemelerinden biridir.
Harem Suare (1999)
Dünyaca ünlü yönetmenimiz Ferzan Özpetek’in imzasını taşıyan bu Türk-İtalyan ortak yapımı, Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküş döneminde bir cariye (Marie Gillain) ile bir harem ağası (Alex Descas) arasındaki imkansız ve sıra dışı aşkı konu alıyor. Cannes Film Festivali dahil birçok uluslararası mecrada boy gösteren film, haremin gizemli dünyasını ve karakterler arasındaki tensel çekimi sarsıcı bir dille anlatıyor.
Propaganda (1999)
Sinan Çetin’in imzasını taşıyan ve usta oyuncu Kemal Sunal'ın oynadığı son film olma özelliğini taşıyan Propaganda, bürokrasinin absürtlüğünü anlatırken ikonik bir aşka da ev sahipliği yaptı. Meltem Cumbul ve Rafet El Roman’ın sınırları ayıran dikenli teller arasında, her türlü siyasi ve fiziki engeli hiçe sayarak çektikleri o tutkulu sahne, sinemamızın en sembolik aşk anlarından biridir.
Duvara Karşı (2004)
Fatih Akın’a Berlin Film Festivali'nde en büyük ödül olan "Altın Ayı"yı kazandıran bu başyapıt, Sibel Kekilli ve Birol Ünel’in hayat verdiği iki marjinal karakterin yıkıcı aşkını anlatıyor. Filmdeki cinsellik sahneleri mekanik bir erotizmden ziyade, karakterlerin hayata karşı duydukları öfkeyi, çaresizliği ve varoluş çabalarını en çıplak ve gerçekçi haliyle yansıttığı için uzun süre konuşulmuştu.
Mustafa Hakkında Her Şey (2004)
Çağan Irmak’ın gerilim ve dramı ustalıkla harmanladığı filminde, bir trafik kazasıyla hayatı altüst olan bir adamın karısının gizli hayatını keşfetme süreci anlatılıyor. Başak Köklükaya ve Nejat İşler’in bir taksinin arka koltuğunda gerçekleştirdikleri o meşhur flashback sahnesi, karakterlerin tutkusunu ve ihanetin sarsıcılığını izleyicinin zihnine adeta çivi gibi çakmıştı.
İffet (1982)
Kartal Tibet'in yönettiği ve Müjde Ar ile Faruk Peker'in başrollerini paylaştığı İffet, Yeşilçam'ın melodram kalıplarını altüst eden o meşhur "çamurlu araba camı" sahnesiyle sinema tarihinin en çok tartışılan, taklit edilen ve üzerine sosyolojik tezler yazılan sahnesine sahiptir. Cemil karakterinin İffet'e uyguladığı bu travmatik şiddet ve intikam öyküsü, Türk sinema izleyicisinin kolektif hafızasından asla silinmeyecek bir yere sahiptir.