Lübnan ile Filistin arasında yapılan anlaşmalar doğrultusunda mülteci kamplarındaki silahların Lübnan ordusuna teslim edilmesi süreci başlatıldı ancak başkent Beyrut'taki Burc el-Baracine başta olmak üzere ülke genelindeki Filistin mülteci kamplarında yaşayanlar bu karara karşı olduklarını ifade ediyor.

Filistinliler, Lübnan hükümeti ve Filistin yönetiminin aksine silahların sadece savunma aracı değil aynı zamanda direnişin, kimliğin ve aidiyetin sembolü olduğunu vurguluyor.

Burc el-Baracine Filistin Mülteci Kampı sakinleri, "silah teslimi halinde" geçmişte yaşanan Sabra ve Şatilla katliamları gibi trajedilerin tekrarlanabileceği korkusunu dile getiriyor. Teslim sürecini “ihanet” olarak niteleyen Filistinliler, silahların kendileri için onur, şeref ve varlıklarının teminatı olduğunu ifade ediyor.

Buna karşın, uluslararası güvence, mültecilere gerçek koruma ve dönüş haklarının garanti altına alınması taleplerini de net biçimde vurgulayan kamp sakinleri, bu sürecin yalnızca Lübnan hükümetinin kararı olmadığını, İsrail ve ABD’nin bölgesel planlarının bir parçası olduğunu belirterek teslimin hayata geçmesini istemediklerini söylüyor.

AA ekibi, Beyrut'ta zor şartlar altında yaşamlarını sürdürmeye çalışan Burc el-Baracine Mülteci Kampı sakinleriyle Filistinlilerin silahlarının Lübnan ordusuna teslimini konuştu.

Filistinliler, geçmişteki Sabra ve Şatilla katliamlarının tekrarından korkuyor

Filistinliler, Lübnan’daki kampların hafızasına kazınmış Sabra ve Şatilla katliamlarının tekrarından endişe ediyor. Filistinli mülteci Suheyl İskender, silahların teslimi konusunda geçmiş tecrübelerden ders çıkarmamanın büyük bir hata olacağını belirtti.

"1982’de denedik, silahlarımızı Lübnan devletine teslim ettik. Sonrasında kamplar arası yaşanan çatışmalarda bu silahlarla bizi öldürdüler. Sabra ve Şatilla katliamını işlediler." diyen İskender, kamplardaki silahlı varlığın Filistinliler için önemli olduğunu söyledi.

Silahların kendilerini koruduğunu ve teslim edilmesine karşı olduklarını aktaran İskender, silahsız kalmanın Filistinleri savunmasız hale getireceğini savunarak şöyle devam etti:

"Kampta silah teslimini destekleyen herkes İsrail için çalışan ajandır ve haindir. Gazze’deki beden parçalarının görüntülerinden etkilenmeyen hiç kimse ne Müslümandır, ne Arap’tır, ne de Filistin kanı taşır."

Filistinlilerin silahlarının teslimine ilişkin alınan kararın devletin kararı değil, İsrail ve ABD'nin kararı olduğunu savunan Muhammed Osman ise "Tarih gösterdi, Sabra ve Şatilla, Tel ez-Zater katliamlarını gördük. Bosna’da da gördük, kim silahını teslim ettiyse, Arapların deyimiyle başı ezildi. Halkı katledildi, kadınları tecavüze uğradı, onurları çiğnendi, malları çalındı." dedi.

Silah teslim etmenin dolaylı bir şekilde teslim olmak olduğunu, Filistinlilerin yararına bir gelişme olmadığını söyleyen 19 yaşındaki Filistinli Osman, "Biz hepimiz buna (silahların teslimine) karşıyız. Teslim edilen silah direniş silahı değildir. Direniş silahı teslim edilmez kimse bunu tartışamaz çünkü direniş silahı sadece sınırda İsrail'e karşı ortaya çıkar, mülteci kamplarında değil." ifadelerini kullandı.

Kamp sakini 63 yaşındaki Usame Hamed de "Silah teslimini daha önce tecrübe ettik. Bu tecrübenin sonunda Sabra ve Şatilla katliamları oldu." hatırlatmasında bulundu.

Sabra ve Şatilla Katliamı

İsrail'in 14 Mayıs 1948'de işgal ettiği Filistin topraklarında bağımsızlığını ilan etmesinin ardından zorunlu göçe tabi tutularak Lübnan'a sığınan Filistinli mülteciler, 16 Eylül 1982'de İsrail'in yaptırdığı yeni bir saldırıya maruz kaldı.

İsrail işgal projesinin ortaya çıktığı günden beri acı üzerine acı yaşayan Filistinliler, Lübnanlı aşırı sağcı Hristiyan milislerin 3 gün süren kanlı baskınında kadın ve çocuk binlerce kayıp verdi.

Lübnan'ın başkenti Beyrut'un batısında yaklaşık bir kilometrekareye sıkışan Sabra ve Şatilla kampları, resmi olmayan verilere göre halihazırda 12 bin Filistinli mülteciye ev sahipliği yapıyor.

Burc el-Baracine sakinlerine göre, silahlar direniş sembolü ve onur meselesi

Filistinli yaşlı mülteci Salih İskender, teslim edilen silahların direnişçilerin silahları olmadığı, utanç ve ihanet silahları olduğunu söyleyerek "Teslim edilen silahlar, İslami direnişi sırtından hançerleyen silahlardır." diye konuştu.

Kendilerini "direnişçiler" olarak tanımlayan İskender, şunları kaydetti:

"Direnişin silahı toprağımızı (Filistin'i) özgürleştirmek için onurlu direniş silahıdır. Biz direnişçileriz, ruhumuz olduğu sürece silahımızı elimizde de taşırız. Silahlarımızı teslim etmeyeceğiz. Silahlarımızı ancak bedenlerimizi çiğneyerek teslim alırlar. Silah bizim şerefimiz ve ruhumuzdur."

Muhammed el-Abd adlı Filistinli genç ise "Hiç kimse silahını teslim etmeyecek. Hiç kimse onurunu ve şerefini teslim etmez." dedi.

Silah tesliminin söz konusu olmayacağını kaydeden Abd, sadece kısmi bir teslim yapıldığını belirterek "Silah teslimini unut, en fazla biraz barut ve birkaç parça verirler, o kadar işte. Gerçekten, silahını teslim edenin onuru ve şerefi yoktur. Silah onurdur, şereftir. İnsan kendini savunmak ister." görüşünü dile getirdi.

Silah teslimi Filistin direnişine ihanet olarak görüyor

Filistinli Hamed, Filistinlilerin silahlarını "onur ve şeref" kavramlarıyla eşit, silah teslimini ise "ihanet" olarak gördüğünü kaydetti.

Hamed, Filistinlilerin silahsız kalması durumunda aynı zamanda savunmasız kalacağına dikkati çekerek şöyle devam etti:

"Dışarıdan saldırı olursa, silah yokken ne yapacağız? İsrail ordusunun son dönemde işgal altındaki Batı Şeria’daki Ramallah’a yaptığı baskınları hepimiz gördük. İsrail askerleri rahatça girip çıkıyor. Filistinlilerin silahı olmayınca başlarına bunlar geliyor."

Silah tesliminin ancak Filistinlilere destek olunması durumunda gerçekleşebileceğini aktaran Hamed, "Eğer bize, Filistinli mültecilere yardım ederler ve güvenlik sağlanırsa o zaman teslim edilir." dedi.

Trump, eski FBI ve CIA başkanlarının Rusya soruşturmasında gözaltına alınması halinde rahatsızlık duymayacak
Trump, eski FBI ve CIA başkanlarının Rusya soruşturmasında gözaltına alınması halinde rahatsızlık duymayacak
İçeriği Görüntüle

Kamptaki esnaf Mahmud İbrahim de "Filistinlilerin silahlarının teslim edilmesinin Lübnan ordusunun değil İsrail ve ABD'nin talebi olduğunu" savundu.

"Biz yıllardır mülteci kamplarında yaşıyoruz ve Lübnan ordusu bize hiç 'Silahları teslim edin' demedi. Çünkü Lübnan halkıyla birlikte sorunsuz yaşıyoruz. Ama şimdi İsrail ve ABD bunu istiyor." değerlendirmesinde bulunan İbrahim, İsrail'in planları doğrultusunda yeni bir Orta Doğu şekillendirilmeye çalışıldığını kaydederek "İnşallah onların hayalleri gerçekleşmez." temennisini dile getirdi.

Filistin silahlarının teslimi 21 Ağustos'ta başlamıştı

Lübnan-Filistin Diyalog Komitesi Başkanı Büyükelçi Ramiz Dımaşkiyye, 21 Ağustos'ta Filistin kamplarındaki silahların teslimine yönelik ilk aşamanın başkent Beyrut’taki Burc el-Baracine Mülteci Kampı'nda başladığını açıklamıştı.

Dımaşkiyye, gelecek haftalarda Burc el-Baracine ve diğer kamplarda yeni silah gruplarının teslim alınmasıyla sürecin devam edeceğini kaydetmişti.

Lübnan ordusu, 28 Ağustos'ta da Sur’daki Er-Raşidiyye, El-Bas ve El-Burc eş-Şimali adlı Filistin mülteci kamplarından silahları teslim almıştı.

Böylelikle Lübnan ordusu, ülkedeki Filistin mülteci kamplarında silahların toplanması kapsamında 3. aşamayı gerçekleştirmişti.

Kaynak: AA