Jandarmadaki ifadesinde Gülistan'ı tanımadığını öne sürdü. Tecavüz iddialarını reddeden Sonel, "Benim de kız kardeşim var bu tecavüz kelimesini duydukça iğreniyorum." dedi. Silahlara merakı olmadığını ve bahsedilen Uzi veya Akrep tarzı silahların aracında bulunmadığını belirten Sonel, Gençlik Merkezi'ne gidip gitmediğini hatırlamadığını söyledi. Sonel, "Umarım bu gerçekleri en kısa zamanda ortaya çıkar, Gülistan'ın gözü yaşlı annesinin bir damla gözyaşına ben kurban olurum. Ben Doku ailesine kızmıyorum çünkü onların acıları var ve empati yapıyorum." dedi.
Üniversite öğrencisi Gülistan Doku'nun 5 Ocak 2020'de kaybolmasına ilişkin soruşturmada yeni gelişmeler yaşandı. Soruşturmada cinayet şüphesiyle 7 ilde operasyon düzenlenmiş ve 13 şüpheli gözaltına alınmıştı. Soruşturma kapsamında 10 kişi tutuklandı. İddiaların odağındaki eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel'in Jandarma'daki ifadesine ulaşıldı.
Tunceli İl Jandarma Komutanlığı'nda ifadesi alınan Sonel, "Okuduğum okullarda ben dahil diğer asker polis çocukları gibi bende akran zorbalığına maruz kalmışımdır. Hatta Tunceli'de lise okuduğum dönemde istiklal marşını bile bağıra bağıra okuyan asker polis çocukları ve bendim. Bundan dolayı da çok bize yönelik faşist, ırkçı derlerdi." dedi.
Soruşturma kapsamında gözaltına alındıktan sonra adli kontrol şartıyla serbest bırakılan Uğurcan Açıkgöz ve Amerika'daki Umut Altaş ile lise arkadaşı olduğunu; Zeınal Abakarov ve Engin Yücel'i tanımadığını belirten Sonel, şunları anlattı:
"Umut Altaş'ın aile düzeni bozuktur. Bunu da şahit olduğum beraber olduğumuz bir ortamda anne babasının sürekli kavga ettiğini ve durumlardan çok rahatsız olduğunu hatta dayanılmaz bir hale gelerek bileğini cama vurarak kestiğinden dolayı biliyorum. Umut Altaş’ın abisi Sidar Altaş'ın ismini bilmediğim sevgilisi benim hakkımda Umut’a yönelik olarak sürekli “valinin oğlu ile arkadaşlık mı yapılır” dediğini başkalarından duymuştum. Ancak Sidar Altaş kız arkadaşının dediği konulara hiçbir zaman katılmamış, bana boş ver onun söylediklerine takılma demiştir. Umut Altaş'ın babası Celal Altaş'ı da arkadaşımın babası olmasından dolayı tanırım.
Umut Altaş ile Tunceli'den ayrıldıktan sonra çok görüşmedim ancak üniversiteye başladığım zaman bana hayırlı olsuna Uğurcan Açıkgöz, Umut Altaş, Ercem Çelebi ziyarete İstanbul'a bir kaz defa gelmişlerdi. Umut Altaş ile son fiziki görüşmem o tarihtir.
"Uyuşturucu ortamına beni sokmazlardı"
Umut Altaş çok zaman önce değil yaklaşık 6-7 yıl ay önce yurt dışı numarası ile arayarak borç para istedi. Bu konuyu Uğurcan Açıkgöz ile de paylaştım. Uğurcan'a 'Ne alaka ne yollayacağım' şeklinde konuşarak güldük. Bu arada ben borç para istediğinde 2000-3000 TL isteyeceğini düşünürken benden 10.000 dolar para istedi. Ben öğrenci bir insanım bu kadar paranın bende olması zaten mümkün değildir. Tunceli'de arkadaşlık yaptığımız dönemde benim bildiğim kadarıyla Umut Altaş ve ismini Ekincan olarak bildiğim ancak soy isminin Kılıç olarak hatırladığım ve hatırlamadığım başkaları uyuşturucu madde kullanıyorlardı ve beni bu ortamlara sokmazlardı. Bu kişiler uyuşturucuyu genelde sanayide kullanırlardı, kullandıkları aparatları da mesire alanlarındaki ağaçların altlarına atarlardı. Beni bu ortamlara sokmamalarının sebebi benim uyuşturucuya hassasiyetimi bilirlerdi ve kendilerine kızacaklarımı ve onlara karşı bakış açımın değişeceğini düşünürlerdi. Aynı şekilde alkole de karşı olduğumu hatta bu konuda kendi aralarında iddiaya girerek ben Türkay'a içireceğim var mısınız iddiasına diyerek konuşmalarına şahit oldum. Hatta videoları bile telefonlarından çıkabilir. Benim telefonumda bile bu husus çıkabilir. Kendi telefonumda 2009’dan bu güne kadar anılarımı biriktiririm bu videolar bu anılarım içerisinden çıkabilir. Ancak ben kesinlikle uyuşturucu kullanmadım. Ayrıca istenirse bana test yapılabilir. Bu hususu bildiğimden dolayı Umut Altaş'ın uyuşturucu kullanmaya devam ettiğini düşündüm. Ekincan Kılıç'ın 4-5 yıl önce duyduğum kadarıyla yasa dışı yollarla Fransa'ya gittiğini duydum."
Şükrü Eroğlu'yla ilgili sorulara Sonel, şöyle yanıt verdi:
"Şükrü Eroğlu'nu babamın koruma ekip şefi olduğundan dolayı tanırım. 2019-2020 yıllarında Şükrü Eroğlu'nun kullanımında olan bir araç var mıydı bilmiyorum. Bana sorduğunuz Hyundai Sante Fe model araç hakkında bir bilgim yoktur. Yine bana sormuş olduğunuz 34 BGJ 967 plakalı araç ile de bir fikrim yoktur. Ancak babamın koruma ekibinin kullandığı bir çok araç vardı. Tem Şubenin beyaz renkli amarok marka bir araç vardı ve bu araca Memduh abi ve ismini hatırlayamadığım başka polisler kullanırdı. Ford Ranger marka gri renkli artçı araç vardı, bu aracı Burak, Mesut, Çağrı, İlhan, Emre, Abdullah Şükrü Erol ve isimlerin hatırlayamadığım özel harekat polisleri kullanırdı. Ayrıca siyah yada gri renk olarak hatırladığım Renault marka Megana model bir araç daha vardı. Bu da önce olarak hareket ederdi. Bu aracı da oflu Emre dediğimiz Emre ve isimlerini hatırlayamadığım özel harekat polisleri kullanırlardı. Yanlış hatırlamıyorsan Eren Bülbül isimli polis beni ve kardeşimi 2009 yada 2010 model siyah renkli Audi marka otomobil ile okula bırakıp okuldan alırdı. Ben bu bahsettiğim araçların plakaları güvenlik sebebiyle sürekli değiştiği için plakaların hiç birisini hatırlamıyorum."
"Gülistan'ı tanımıyorum"
Gülistan Doku'yu şahsen tanımadığını öne süren Sonel, "Herhangi bir yerde herhangi bir şekilde görüşmedim. Hiçbir şekilde iletişim olmadı. Sadece kaybından sonda herkes gibi ben de basından duyduğum kadarıyla tanıdım." dedi.
Gülistan Doku’nun sosyal medya hesaplarındaki verilerin silinmesiyle ilgili Sonel, "Böyle bir şey mümkün değildir, benim veya bir yakınımın ilgisi yoktur." yanıtını verdi. SIM kart ile ilgili de hiçbir bilgisi olmadığını ileri sürdü.
Sonel, "Ben Gülistan Doku'nun kayıp olması haberlerine kadar ismini bile duymadım. Benim bildiğim kadarıyla arkadaş grubumdan hiç birisi Gülistan Doku'yu tanımazdı. Umut Altaş ve Uğurcan Açıkgöz’ün 2019-2020 yıllarında kullandıkları hatlardan başka hatları veya patates hat diye tabir edilen hatlar konusunda ne desem yalan olur, bilmiyorum çünkü. Mesela benim numaram çocukluğumdan beri aynıdır, hiç değişmedi, yıllardır da benden başkası bu hattı kullanmaz." diye konuştu.
"Alınan tanık beyanlarında sizin bir kadını hamile bıraktığınız beyan edilmiştir, bu kadın kimdi ve bahse konu olay ne zaman nerede meydana gelmiştir?" sorusuna Sonel, "Böyle bir durum söz konusu bile olamaz, öyle bir durum varsa ispatlasınlar." dedi.
"Gençlik Merkezi'ne gidip gitmediğimi hatırlamıyorum"
Daraltılmış baz raporu hatırlatılarak Gençlik Merkezi'ne gidip gitmediği sorulan Mustafa Türkay Sonel, şunları anlattı:
"Ben gençlik merkezine gidip gitmediğimi tam olarak hatırlamıyorum ancak büyük ihtimalle gitmemişimdir. Ben o dönem arkadaşlarımla okuduğum Özel Uğur Temel Lisesi'nin karşısında bulunan kütüphaneye ders çalışmaya giderdik. Aradan çok uzun bir zaman geçtiği için bu konu ile ilgili bir fikrim yoktur.
Bahse konu tecavüz olayı ile ilgili hiçbir bilgim ve ilgim yoktur. Bunu duydukça midem bulanıyor ve tiksiniyorum. Bu tecavüz olayı varsa yapan kişi aşağılık birisidir. Tekrar ediyorum benimde bir kız kardeşim var. Böyle bir itham ile adımın yan yana gelmesi çok zoruma gidiyor. Ben de bir üniversite öğrencisiyim benim de çevrem, komşularım, kız ve erkek
arkadaşlarım var. Umarım bu gerçekleri en kısa zamanda ortaya çıkar, Gülistan'ın gözü yaşlı annesinin bir damla gözyaşına ben kurban olurum. Ben Doku ailesine kızmıyorum çünkü onların acıları var ve empati yapıyorum."
"Orada olup olmadığımı bilmiyorum"
"10 plakalı aracın incelenen PTS hareketlerinde 05 Ocak 2020 günü saat 22.07’de Elazığ istikametinden Tunceli’ye girişiniz görünüyor ancak öncesinde Tunceli’den Elazığ istikametine çıkışınız görünmüyor. Tunceli’den Elazığ istikametine PTS’ye takılmadan, plakanız okunmadan nasıl gittiniz?" sorusunu Sonel, "Bu konu ile ilgili hiçbir fikrim yoktur. Madem 06 SNL 10 plakası bu kadar problemli bir plakaysa yeni aldığım arabama neden yine 06 SNL 10 plakasını takayım. Benim hiç kimseden bir çekincem yoktur." şeklinde yanıtladı.
Daraltılmış baz raporları hatırlatılarak, 5 Ocak'ta Gülistan'ın en son görüldüğü yer olan Sarısaltuk Viyadüğü ve civarında Şükrü Eroğlu ve Umut Altaş ile birlikte ne yaptığı sorusuna ise "Bahsettiğiniz tarih çok eski, benim için sıradan ve normal bir gün olduğu için hatırlamıyorum. Şükrü abinin orada olup olmadığını da hatırlamıyorum. Şükrü abiyi benim çağırıp çağırmadığımı da hatırlamıyorum. Şükrü abinin o bölgeye hangi araç ve kiminle ne için geldiğini bile bilmiyorum. Kendimin bile orda olup olmadığımı bilmiyorum." dedi.
Sonel, şunları söyledi:
"Bu soru ile ilgili üzerinden çok zaman geçtiği için hiçbir şey hatırlamıyorum. Bana mesela dünü sorsanız size dakika dakika saniye saniye söylerim. Ancak siz bana 6 yıl önceki saat aralığını soruyorsunuz. Bunu hatırlamam mümkün değildir. Şükrü ile ilgi sorduğunuz soruya bir fikrim yoktur. O gün için özel değil ancak bahsettiğiniz bölgeyi benim anladığım kadarıyla araçlarımıza yakıt almaya gider orda turlardık. Hatta daha ileride bulunan BP isimli yakıt istasyonuna kadar gider dönerdik. Biz bahsettiğiniz yola farklı farklı araçlarla bazen toplu bazen de Umut ile birlikte giderdik. Hatta Umut babasından arabayı her zaman alamazdı, bunun sıkıntısı çok yaşardı gönlü kırılmasın diye Umut’u kendi arabamla gezdirirdim."
"Silahlara merakım hiç olmadı"
Aracında Uzi veya Akrep veya MP5 tarzı silah bulundurduğuna yönelik iddialara Sonel, "Kesinlikle gerçek bir silah ile hiçbir işim ve hiçbir merakım olmadı. Kesinlikle bana bahsettiğiniz silahlar ne bende ne aracımda asla bulunmamıştır. Benim airsoft merakım vardır ve bu sporda kullanılan silahları kullanırdım. Hatta bu spora olan ilgim de İstanbul iline yerleştikten sonra kalmadı. Daha çok derslerime ve evcil hayvanlara ilgi duydum." yanıtını verdi.
"Gülistan'ın çalıştığı kafeye tatlı almaya giderdik"
Gülistan kaybolmadan önceki gün Gülistan'ın çalıştığı Hanımeli Kafe'ye gittiği tespit edilen Sonel, o gün yaptığı telefon görüşmelerine ilişkin, şunları söyledi:
"Ben bana bahsettiğiniz telefon konuşmalarının içeriklerini uzun zaman geçtiği için hatırlamıyorum. Gizli tanığın beyanındaki tecavüz olayı ile benim hiçbir bilgim ve alakam yoktur. Bu konu çok korkunç ve iğrenç bir durumdur. Benim de bir kız kardeşim var. Yanlış hatırlamıyorsam bahsettiğiniz Hanımeli Kafe'nin sahibinin oğlu Sidar Elma bizim arkadaş grubunda okul arkadaşımdır. Hatta kendisine apple diyerek takılırdık. Bu arada ben bu Hanımeli isimli kafeye bir yada iki kere gitmişimdir. O da arkadaşlarım Umut Altaş ve Ekincan'ın bu kafenin tatlılarını sevmeleridir."
"Ben Gülistan Doku'yu tanımam ki eşyalarını bileyim"
"Gülistan Dokuya ait eşyaların intihar algısı yaratmak amacıyla yok edildiği"ne yönelik soruya Sonel, "Ben Gülistan Doku'yu tanımam ki eşyalarını bileyim. Zaten biz o bölgede yukarıda da söylediğim gibi araçlarda hareket halinde olurduk, yolda durup beklemezdik. Kaldı ki orada araç ile durabilecek bir yer yoktur. Bahsettiğiniz malzemeleri birisi atmış olsa bile ben onu kim olduğunu ve neden atıldığını bilmiyorum." yanıtını verdi.
"Vizelere hazırlanmam gerekirken buradayım"
Gizli tanığın beyanlarının asılsız olduğunu öne süren Sonel, "Tarafıma iddia edilen suçlamaların hiçbirisini kabul etmiyorum. Benim ve aileme karşı yapılmış olan bu itibar suikastıdır. İsmini dahi bilmediğim bir kızın olayında benim ismimin geçmesi de babamın vali olmasıdır. Benim gibi üniversite öğrencisi olan birisinin akşam saatlerinde evinden
alınarak buraya getirilip gözaltına alınmam bu durumları yaşamamın tek sebebi babamın makamıdır. Ben sade bir Türk vatandaşıyım. Yaşantım da o yöndedir. Benim şu an üniversite de vize sınavlarıma hazırlanmam gerekirken sizin karşınızdayım ve bu durum benim çok fazla zoruma gidiyor." dedi.
"Benim de kız kardeşim var"
Sonel, ifadesini, "Benim Gülistan Doku'nun kaybolması ile ilgili yada sonradan bana söylediğiniz tecavüz olay ile ilgili benim uzaktan yakından hiçbir ilgim yoktur. Şunu da tekrar etmek istiyorum. Benim de kız kardeşim var bu tecavüz kelimesini duydukça iğreniyorum. Erdoğan Elaldı ismini ilk defa duydum, kendisini tanımam ve bilmem. Benim söyleyeceklerim bunlardan ibarettir" sözleriyle tamamladı.
"Üzerine atılı suçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphe"
Savcılıkta da ifadesini tekrarlayan Sonel için Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı, sevk yazısında şu değerlendirmeleri yaptı:
"Dosyada mevcut gizli tanık beyanına göre şüphelinin maktuleyi yanında diğer şüpheli Umut Altaş da olduğu halde öldürdüğü, olay yerine koruma polisi Şükrü Eroğlu'nu çağırdığı. Şükrü'nün cesedi alarak Tunceli ili Pertek İlçesi Koçpınar Köyünde bulunan mezarlığın yanındaki ağacın altına gömdüğü ancak yaklaşık 1-2 yıl önce cesedinin yerinin değiştirildiği, Tunceli İl Jandarma Komutanlığı yer altı görüntüleme cihazı uzman kullanıcısı ile birlikte gizli tanığın tarif ettiği bölgeye 12/01/2025 tarihinde Jasat ekipleri ile birlikte gidildiği, gizli tanığın beyanında geçen yer gösterilmeksizin geniş alanın taranmasının istendiği, uzman kullanıcının gizli tanığın beyanında geçen mezarlığın yanında bulunan büyük ağacın altındaki noktada daha önceden kazı yapıldığı ve boş olduğu, cesedin gömüldükten sonra tekrar çıkartılarak başka yere nakil yapılmış olabileceği yönünde değerlendirme yapılması üzerine cihazla bu bölgenin tarandığı, uzman kullanıcının tarama sonucunda gizli tanığın tarif ettiği bölgede bir şahsın gömülerek belli bir süreden sonra çıkartıldığı bu sürenin yaklaşık 1-2 yıl içerisinde olduğu, tespit edilen boşluğu ceset ile birlikte sırt çantası tarzında bir cisim ile silahta gömülmüş olabileceği, boşlukta meydana gelen oksitlenmenin bu sebeple oluşturulduğunun değerlendirildiği, bu tespit üzerine Tunceli İl Jandarma Komutanlığı Olay Yeri İnceleme Ekiplerinin bölgeye çağrıldığı, ilgili alanın kazıldığı ancak herhangi bir insan cesedine veya kemik parçasına rastlanmadığı, YGC uzman kullanıcının bu tespitlerine dair 12/01/2025 tarihli yer altı görüntüleme cihazı arama sonuç raporu tanzim ettiği, belirtilen hususların iş bu raporda da yer aldığı, YGC cihazıyla yapılan arama faaliyeti sonucu düzenlenen uzmanlık raporu ile gizli tanık beyanının uyumlu olduğu ve bu açıdan gizli tanık beyanına itibar edilebileceği, dosyada mevcut bilgi, belgelerden şüphelinin üzerine atılı suçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve tutuklama nedeninin bulunduğu anlaşılmakla; Şüphelinin üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, suça dair yasada yazılı cezanın üst haddi dikkate alınarak 5271 sayılı CMK'nın 100. vd. maddeleri uyarıncа tutuklanmasına karar verilmesi kamu adına talep olunur."
Tutuklama istemiyle mahkemeye sevk edilen Sonel, tutuklandı.





