Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Atatürk Kültür Merkezi'nde düzenlenen Cemre Vakfı Tanıtım Programı’nda konuştu.

Çevre ve iklim konusunda önemli adımlar attıklarını dile getiren Erdoğan, “Çevre projelerinde asla bir siyasi ayrımcılık içinde değiliz. Çevreyi koruyan, tabiatı güzelleştiren, bizim bu alandaki çabalarımıza katkı veren her adımı, her fikri samimiyetle destekliyor; Çevre ve Şehircilik Bakanlığımızın kapılarının herkese açık olduğunu ifade ediyoruz” dedi.

"Çevre konusunda çabalarımızı artırmamız gereken bir dönemdeyiz"

Erdoğan’ın yaptığı konuşma şöyle:

Sevgili gençler, çok değerli misafirler; bugün tüm dünya çevre ve iklim meselesinde ciddi sınamaların eşiğinde bulunuyor. Sanayi atıkları, spreyler, dumanlar, petrol ve ilaç atıkları, plastik ürünler, suni gübreler, çöpler, kimyasal atıklar çevremizi çok hızlı biçimde kirletiyor. Hava, su ve toprak artık iyice ürkütücü boyutlara ulaşan bu hızlı kirlenmeden payını alıyor.

40-50 yıl önce insanlığın hiçbir surette gündeminde olmayan yeni sorunlar ortaya çıkarken, örneğin mikroplastikler deniz canlıları için en büyük tehditlerden biri hâline geliyor. Sorumsuzca tabiata atılan bir plastik şişe yaklaşık dört asır boyunca çevreyi kirletmeye devam ediyor.

Çevre kirliliği, iklim krizi ve tabiatın bozulan dengesi sebebiyle yaşanan seller, fırtınalar, ani hava olayları insanların yanı sıra tüm canlıları olumsuz etkiliyor. Öyle bir noktadayız ki dünyanın neresinde olursak olalım iklim ve çevre krizini görmezden gelmek mümkün değil; açıkçası doğru da değil.

Çevre konusunda çabalarımızı artırmamız, başta gençler olmak üzere daha fazla insanı harekete geçirmemiz gereken bir dönemdeyiz. İşte bu dönemde gençlerin bir araya gelmesiyle vücut bulan Cemre Vakfı, farkında olmak ile sorumluluk almak arasındaki boşluğu gönüllülükle doldurmayı amaçlayan bir çevre hareketidir.

CHP'den Bakan Tekin'e tepki: Ramazan genelgesi özel hayata müdahaledir
CHP'den Bakan Tekin'e tepki: Ramazan genelgesi özel hayata müdahaledir
İçeriği Görüntüle

Cemre; ayağı toprağa basanların, bir ağaç gölgesinde serinleyenlerin, avuçlarıyla gözelerden su içenlerin, yağmurun sesine kulak verenlerin, her bahar tabiatın yeniden uyanışına şahitlik edenlerin buluştuğu, güç birliği yaptığı harbi ve hasbi bir iyilik hareketidir. Bu hareket, çevre duyarlılığını refleksle değil; kendini kâinatla, kâinatı da kendisiyle bir gören ulvi bir duruşun ve duyuşun sivil çatısıdır.

Cemre, gücünü ve ilhamını medeniyetimizin kurucu değerlerinden alan, kökü mazide, gözü atide bir bilinç hareketidir.

Bunu son derece kıymetli bulduğumu hassaten vurgulamak istiyorum. Çünkü biz, gerek kültürel kadrolarımız gerekse medeniyetimizin müktesebatı açısından oldukça zengin bir birikime sahibiz. Yarın kıyametin kopacağını bilsen dahi elindeki fidanı dik, buyuran bir Peygamberin ümmetiyiz.

Millet olarak savaş zamanlarında bile fethettiği ülkelerde sadece insanların değil, canlı cansız her varlığın hakkına riayet eden, tabiata asla zarar vermeyen, karıncayı dahi incitmeyen bir medeniyetin mensuplarıyız. Tabiatı tahrip etmeden korumanın kınandığı, israfın şiddetle yasaklandığı, temizliğin övüldüğü bir kültürden geliyoruz.

Kültürümüzde kurdun, kuşun, dağın, taşın, börtü böceğin, çiçeğin, ağacın, suyun, havanın, toprağın; hülasa tabiattaki her varlığın hakkı vardır. Bu hakkı gözetmek bize emredilmiştir. Sadece bizde değil, dünyanın farklı yerlerinde ilhamını fıtrattan alan tüm kadim kültürlerde tabiat tasavvurunun birbiriyle örtüştüğünü görürsünüz. Amerikan yerlilerine atfedilen bir sözü burada sizlere ve ekranları başında bizleri izleyen vatandaşlarıma hatırlatmak isterim: “Son ırmak kuruduğunda, son ağaç kesildiğinde ve son balık öldüğünde o zaman beyaz adam paranın yenmediğini anlayacak.”

"Çevre bilinci aynı zamanda bir var olma bilincidir"

Evet, biz de bugün diyoruz ki su kaynakları kirletildiğinde, canlılar nefes alamaz hâle geldiğinde, ozon tabakası delik deşik olduğunda, dünyanın florası ve faunası zehirlenerek can çekiştiğinde, yeryüzü insan için artık yaşanmaz olduğunda; agresif büyümenin, tüketim çılgınlığının, sömürüye dayalı konforun, zenginliğin ve insanı büyüleyen teknolojik ilerlemenin hiçbir işe yaramadığını herkes idrak edecek.

Bunun için çevre bilinci aynı zamanda bir vatan bilincidir. Çevre bilinci aynı zamanda bir var olma bilincidir. Çevre bilinci aynı zamanda bir gelecek inşa etme bilincidir. Çevre bilinci aynı zamanda kendimizin, insan olduğumuzun farkına varma bilincidir. Çevre bilinci kâinattaki dengeyi idrak etme bilincidir.

Cemre Vakfı ve Cemre gönüllülerimizin bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da işte bu bilinçle hareket edeceklerine, yaptıkları çalışmalara işte bu pencereden bakacaklarına yürekten inanıyorum.

Çevreye duyarlı ve gönüllülük bilinci yüksek tüm gençlerimizi “Bir Cemre de sen ol.” diyerek Cemre Vakfımıza üye olmaya davet ediyorum.

Değerli arkadaşlar, çok değerli misafirler; Allah’ın eseri ve emaneti olarak gördüğümüz tabiatı korumak, gelecek nesillere daha yaşanabilir, daha güzel, daha temiz bir Türkiye bırakmak için yoğun gayret gösteriyoruz. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığımızdan beri çevre konusunda çok önemli çalışmalar içinde olduk. Hatırlayın, şu kavram bize aitti: çöp, çukur, çamur. Bunu biz hallettik.

Koku sebebiyle toprakla doldurulması tartışılan Haliç’i tekrar Boğaz’ın incisi hâline getirdik. Vahşi depolamadan dolayı çöp dağlarının patladığı İstanbul’u ülkemizin en temiz şehirlerinden biri hâline getirdik. İstanbul’daki tecrübemizi daha sonra başbakan ve cumhurbaşkanı olarak tüm Türkiye’ye teşvik ettik.

"Ağaçlandırma noktasında adeta bir devrim yaptık"

Mesela sadece 5 ilimizde kullanılan doğal gazı 81 vilayetimize yayarak şehirlerimizin hava kirliliği sorununu önemli ölçüde çözdük. Rüzgâr ve güneş enerjisini yaygınlaştırarak yenilenebilir enerjinin toplam kurulu güç içerisindeki payını yüzde 62’ye çıkardık.

Neredeyse bir asırdır ihmal edilen nükleer enerjiye yönelik yatırımlarımızı hızlandırdık. Ağaçlandırma noktasında ise adeta bir devrim yaptık. Son 23 yılda yedi buçuk milyarın üzerinde fidanı toprakla buluşturduk.

Dünyada en fazla ağaçlandırma yapan, Avrupa’da orman varlığını en çok artıran ülkeler arasında ilk sıralarda yer alıyoruz. 81 ilimize 82 milyon metrekareyi aşan millet bahçesi kazandırma hedefimizi adım adım gerçekleştiriyoruz. Şimdiye kadar toplam 38 milyon 700 bin metrekare büyüklüğünde 314 millet bahçesini tamamladık, kalanların inşası hızla devam ediyor.

Yerli otomobil markamız TOGG’u elektrikli olarak üretirken yine çevre hassasiyetimizi ortaya koyduk. Çevre projelerinde asla bir siyasi ayrımcılık içinde değiliz. Çevreyi koruyan, tabiatı güzelleştiren, bizim bu alandaki çabalarımıza katkı veren her adımı, her fikri samimiyetle destekliyor; Çevre ve Şehircilik Bakanlığımızın kapılarının herkese açık olduğunu ifade ediyoruz. Aynı şekilde bizim kapımız da ülkesine, milletine ve şehrine hizmet etmek isteyenlere sonuna kadar açıktır.

Çevreyi korumanın partisi olmaz, afetlere karşı hazırlığın ideolojisi olmaz. Biz iş yapana, hizmet üretene, insanımıza faydası olana her zaman sahip çıkarız, destek veririz, önünü açarız.

Çevre konusunda küresel düzeyde oluşturulan örgütlerin içinde yer alma, anlaşmalara taraf olma hususunda gelişmiş ülkelerin özellikle önündeyiz. Paris İklim Anlaşması’nı 2021 yılında Meclisimizde biz onayladık. Ardından yeşil büyüme vizyonu ve net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda, iklim değişikliği ile mücadeleyi amaçlayan iklim kanununu kabul ettik. Nihai hedefimiz olan 2053 yılında net sıfır emisyona ulaşmak için gerekli tüm adımları atmayı sürdürüyoruz.

"Çevre projelerimizin çatısını 'sıfır atık' anlayışı oluşturuyor"

Eşim Emine Erdoğan’ın himayesinde yürütülen Sıfır Atık Projesi bugün gelinen noktada küresel bir çevre hareketine dönüştü. Çevre projelerimizin çatısını 'sıfır atık' anlayışı oluşturuyor. Bu hareket bize şunu öğretiyor: Bir pet şişeyi geri dönüştürdüğümüzde sadece bir atığı bertaraf etmiyoruz; aynı zamanda bir canlının hayatını, bir sahilin güzelliğini, bir çocuğun umudunu da kurtarıyoruz. Bir ağacı kurtardığımızda yalnızca bir fidan yeşermiyor; daha önemlisi bir neslin nefesini de güvence altına alıyoruz.

Şimdi tüm bu çabaları, projeleri ve hizmetleri bir üst aşamaya taşımaya hazırlanıyoruz. Biliyorsunuz, oldukça çetin geçen diplomatik müzakereler neticesinde COP31’in ev sahipliğini üstlendik. Bu sene Antalya’da 200’e yakın ülkeyi ağırlayacak, inşallah “Artık söz değil, eylem zamanı.” diyeceğiz.

Çevreye, afetlere ve topluma dair ilk ısıyı büyütme gayesi ile kurulan Cemre Vakfımızın bizlere bu mücadelemizde destek olacağına, omuz ve katkı vereceğine yürekten inanıyor; inşallah biz de Cemre Vakfı gibi samimi, sorumlu, vizyoner ve gayretli sivil toplum kuruluşlarımıza gereken her türlü desteği vereceğiz.

Lafa gelince çevreci kesilen, ama Milas’ta zeytin ağacı kıyımı yapanların; yönettikleri şehirleri çöpe, çamura ve çukura mahkûm edenlerin; kışın ortasında milletimize haftalarca susuzluk çektiren istismarcıların kimi zaman beceriksizlikleri, kimi zaman aşırı rant hırsları sebebiyle cennet vatanımızı yaşanmaz hâle getirmelerine fırsat vermeyeceğiz.

Kaynak: Haber Merkezi