Doruk Madencilik işçilerinin Ankara’da sürdürdüğü hak arama mücadelesi, yapılan son görüşmelerin ardından anlaşmayla sonuçlandı.

Bağımsız Maden-İş Sendikası’na bağlı işçiler, birikmiş ücret ve tazminatlarının ödenmesi talebiyle eylemlerini sürdürüyordu. Daha önce İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın ödemelerin yapılacağı yönündeki açıklamasına rağmen somut adım atılmaması üzerine işçiler eylemlerine devam etme kararı almıştı.

Dün yetkililer ile sendika temsilcileri arasında gerçekleştirilen yeni toplantının ardından taraflar arasında uzlaşma sağlandı. Görüşmeler sonucunda işçilerin birikmiş alacaklarının ödeneceği konusunda kesin mutabakata varıldığı bildirildi.

Gelişmenin ardından Bağımsız Maden-İş Sendikası, Yıldızlar SSS Holding önünde gerçekleştirilmesi planlanan eylemin iptal edildiğini duyurdu. Sendika, İçişleri Bakanlığı’nda görüşmeler sürerken alınan karar doğrultusunda yeni bir program paylaştı.

Bağımsız Maden İş Genel Başkanı Gökay Çakır, İçişleri Bakanlığı'ndaki görüşmenin ardından açıklama yaptı:

Çakır, "Toplantı olumlu geçti. Çoğu arkadaşımızın maaşları yattı. 15 gün süre istediler bizden. Bunun da garantörü bakanlıklar. Bu saatten itibaren bizler de eylemimizi sonlandırdık" dedi.

Çakır şu açıklamayı yaptı:

"Madencinin direnerek kazandığını gördük. Sarı sendikalarla yola çıkmayacağız, bugüne kadar bizi hep sattılar. Zafer her zaman direnen emekçinin olmuştur. Direnen kardeşlerimiz emeklerinin karşılığını almıştır. Biz sadaka istemedik. Sadece alın terimizin hakkını istedik. Hepinize gönülden teşekkür ediyorum."

Başaran Aksu şu açıklamayı yaptı:

"Bizim için sendikamız için 'vatan haini', 'tehlikeli', 'terörist' dediler"

"Polyak direnişimizi, Kınık'ta 7 bin insan toplanarak başarıyla sonlandırmıştık. O direnişi Çetin Uygur'a armağan etmiştik. Bu direnişi, Uyar Madencilik direnişinden sonra, yorgun bedenleri ile yolda yorgunluktan trafik kazası geçirip hayatını kaybeden sevgili Tahir Çetin'e ve ailesine ve 26 yaşındaki Ali Faik İlter'e, babası 26 yaşında iş cinayetinde hayatını kaybetti. Hayatlarında yüzüne bakılmamış insanlar, oy zamanı hatırlanan insanlar... Herbir kişi şahittir onların yaptıklarına. Bu direnişi Ali Faik'lerle Tahir Çetin'e armağan ediyorum. Direnişimiz, Nallıhan'ı Ayaş'ı ilgilendiren bir direniş. Bizim için sendikamız için 'vatan haini', 'tehlikeli', 'terörist' dediler. İşçiler bizden uzak dursun diye tehditler savurdular. Madencileri sarı sendikalara yönlendirdiler. Ama bizim çizgimiz kurşunsan sıkarsın, bıçaksan sokarsın bizim çizgimiz budur. Genel Başkanımız emekli maaşıyla geçiniyor. Bize halk sahip çıkar. Biz bu direnişle aç kalmadık, açık kalmadık. Halkımızın önünde saygıyla eğiliyoruz. Orta sınıfların çaresizlik içinde olduğu, esnafın süründüğü, çiftçinin işçinin yoksulluk içinde olduğu Türkiye tablosunda tek kzanan var: Yönetenler ve şirketler. Bütün bir halkı yoksullaştırıyorlar. Ülkede, hak hukuk ve vicdan adına bir şey kalmadı.

Eskiden sosyal hukuk devleti vardı, liberaller sosyal hukuk diye bir şey uydurdu, şimdi onu bile yapmıyorlar. Hepimizin onlara yalvarmasını bekliyorlar. Direnen işçiler genelde yenilirler. İstisnadır kazanmak. Afyon Merzifon'da 6 bin işçi, yalnızlık içinde grev yaptılar, kimse onların sesini duymadı, 6 bin işçiye ders olsun diye kaybettirdiler. Sendikaya üye oldular diye yaşamadıkları zulüm kalmadı. Antep'te tekstil işçilerini savundu diye tutsak edilmiş Mehmet Türkmen'in derhal serbest kalmasını istiyoruz.

"Yörük kadınlarının Akbelen direnişinde, tapulu arazilerine el uzattılar diye elini kaldıran Esra Işık'ın serbest bırakılmasını istiyoruz"

Dedelerinin tapularına çökülen onurlu Yörük kadınlarının Akbelen direnişinde, tapulu arazilerine el uzattılar diye elini kaldıran Esra Işık'ın serbest bırakılmasını istiyoruz. Can Atalay'ın Selçuk Kozağaçlı'nın serbest bırakılmasını istiyoruz. 301 madencinin hakını savunan avukatların serbest bırakılmasını istiyoruz. Kamber Saygılı'nın, Hakkı abinin derhal serbest bırakılmasını istiyoruz.

Yargı holdingler ve uluslararası şirketlerin karşısında güçsüzdür. İmamoğlu'na da Demirtaş'a özgürlük.

Bu ülkenin çoğunluğunu oluşturan market işçisi, depo işçisi, çiftçisi, temizlik işçisi, maden işçisi, yani seçmen olan, asla vekil, belediye meclis üyesi, muhtar kendi sendikasına başkan bile olmuyor. Esas olarak Türkiye halkına özgürlük istememiz lazım. Bu holdinglerin kamulaştırılması, yüksek vergilerle donatılması lazım.

Türkiye'de özel sektörde yaklaşık 17 milyon çalışanın sadece 581 bini sendikalı. Bunların bir kısmı da sarı sendikalı. Sarı sendikacılarla sosyalleşen, arkadaşlık eden herkes düşkün ilan edilmelidir. Onlar o sosyallikler sayesinde ayaktalar. Tek görevleri var, hak gaspı yasalarına, sendikaymış gibi tiyatro oynayıp ülkeyi yönetenlere, şirketlere yardımcı olmak. Sarı sendikacılık yıkılmalı! Buradan anneme sevgiler gönderiyorum... Beyin kanseri ile mücadele ediyor.

Migros'ta da Polyak'ta da durum buydu. Ben işçilerle kardeşçe bir hayat içinde yaşadım. Ömrümüzün ne kadar uzun olduğu belli değil, tek bir hayat var, ne kadar cesur ve onurlu yaşarsak, Celali'lere, atalarımıza, işçi sınıfı büyüklerine, 91 yürüyüşünün yaratıcılarına, iş cinayetinde ölen kardeşlerimize ancak böyle borcumuzu ödeyebiliriz. Her şey halkımızın sayesinde oldu.

Bu direnişi, Beypazarı'nda bulunan çocuklara ve kadınlara armağan ediyoruz. Alptekin arkadaşımız en önde yürüdü, saldırıda hastalandı. Eşi kanserli ona bakıyor bir yandan. Bu direniş ona çok şey borçlu. Türkiye'nin bütün meydanlarında, bütün yoksullar, bir cümle işçi sınıfı, en öfkeli sözlerimizi, örgütlü veya örgütsüz 1 Mayıs'ta meydanlara koşun. İstanbul'daysanız mutlaka Taksim'e koşun."

Sendika yetkilerinin yaptığı açıklamada, şu ifadeler kullanıldı:

"14 sene kıdemi var işçilerin içeride, bu bir işçinin yıpranma payının ödenmesi demek"

"Yüzde yüz Doruk Maden işçilerinin bütün talepleri kabul edilmiştir. Kazandığımız için mutluyuz ama bunun utancını da yaşıyoruz. Çünkü taleplerimizin tartışma konusu yapılmaması gerekiyordu. Biz açları utançtan kurtarmaya çalışıyoruz, bu utanç bize ait değil. Eksik ücretler, hiç ödenmemiş ücretlerin tamamı geçti, geçiyor, geçecek.

Çok sayıda işçi olduğu için bir kısmı geçti, bugün takip ediyoruz. Para gelmediği için neden işe devam ediyorsunuz diyenler için şunu açıklayalım; 14 sene kıdemi var işçilerin içeride. Bu bir işçinin yıpranma payının ödenmesi demek.

16 yaşındaki çocuk işçi, yüksekten düşerek hayatını kaybetti
16 yaşındaki çocuk işçi, yüksekten düşerek hayatını kaybetti
İçeriği Görüntüle

Bugüne kadar, emelilik, sağlık ve haklı fesih gibi sebeplerle tazminata hak kazanmış ama ödenmemiş işçiler 1, 2. iş yerinin haksız yere işten attığı işçiler, 3 mahkemeye vermiş kazanmış ya da hukuki süreci sürenler, 4 burada çalışan arkadaşlar da bütün arkadaşların tazminatı ödenecektir. Ücretsiz izin, zorunlu ücretsiz iznn yasa dışı şekilde uygulandığı işveren tarafından kabul edilmiştir. Artık yapılmayacak. Zorunlu ücretsiz izin dönemi kapanmıştır!

"Açlar, baldırı çıplaklar sokağa çıkmalı, açlığın utancı bizim değil onların!"

Ödenmeyen hakların takibi Bakanlık tarafından yapılacak, ama onların da denetimi halkımız tarafından yapılmalı

En büyük garantörümüz sizsiniz! Bu arkadaşlar, yıllarca mahkemelerde süründüler, bu arkadaşlara her partiden oy istedi. Bu arkadaşlar oy verdi. Bunlara güvenselerdi yıllarca sürünmeye devam edeceklerdi. En çok mahkemelere güvenmeyeceğiz. Siz grup başkanlarıyla, bakanlarla görüşemezsiniz, aç halde madende çalışacaksınız dediler. Açlar, baldırı çıplaklar sokağa çıkmalı, açlığın utancı bizim değil onların!

Kaynak: Evrensel