Gelecek Partisi lideri ve eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, gündemdeki sıcak gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. CHP'de mahkeme kararıyla yaşanan yönetim değişikliğinden 'barış ve demokrasi sürecine' kadar pek çok konuda konuşan Davutoğlu, mevcut siyasi sistemi ve Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki kadroları hedef aldı.

CHP'de mahkemenin "mutlak butlan" kararı vermesi ve Kemal Kılıçdaroğlu'nun yeniden genel başkanlık makamına dönmesiyle ilgili süreci değerlendiren Davutoğlu, "Mutlak butlan kararı sonrası Kemal Bey'le hiç konuşmadım. Özgür Bey'i arayıp geçmiş olsun dileklerimi ilettim, çünkü yapılan iş yanlıştı. Kemal Bey beni aramış olsaydı kanaatimi kendisine de açıkça söylerdim" dedi. Türkiye’nin asıl sorununun kurumsal bir otoriterleşme olduğunu belirten Gelecek Partisi lideri, tehlikenin doğrudan mevcut sistemin kendisinden kaynaklandığını ileri sürdü.

"Beştepe'de sorumluluğu olmayan adamlar var"

Kamuoyunda "28 Şubat zihniyetinin geri gelmesine izin verilmeyeceği" yönünde yapılan açıklamalara değinen Davutoğlu, asıl 28 Şubat zihniyetinin bugünkü otoriter yapı olduğunu iddia etti. Beştepe'deki kadrolaşmaya dikkat çeken Davutoğlu, şu ifadeleri kullandı:

"Beştepe'ye çöreklenmiş, görünüşte seküler ama gerçekte Marksist dogmalardan kaynaklanan otoriter bir yapılanma var. Herkes Beştepe'yi Tayyip Bey'in etrafındaki muhafazakâr bir çevre zannediyor, hayır! Beştepe'deki hiçbir resmi sorumluluğu olmayan adamlar, orada 'devlet aklı' ürettiklerini iddia ediyorlar."

"Erbil kanadı PKK’nın tasfiyesini çıkarı olarak görüyor"

Terör örgütü PKK’nın silah bırakma ve tasfiye süreci hakkındaki soruları da yanıtlayan Ahmet Davutoğlu, Kandil’in boşatılması yönünde geçmişte mesajlar verdiğini hatırlattı. Şu an devlet adına konuşma yetkisi bulunmadığının altını çizen Davutoğlu, Bölgesel Kürt Yönetimi'nin yaklaşımına dair, "İlk ve son gidişimde de bu mesajı verdim. Onlar da, özellikle Erbil kanadı da bu konuda ciddi. PKK onlar için de doğrudan bir tehdit oluşturuyor. Bu yüzden onlar da PKK’nın tasfiyesini kendi açılarından bir çıkar olarak görüyorlar" değerlendirmesinde bulundu.

T24 canlı yayınında Şirin Payzın ve Murat Sabuncu'nun sorularını yanıtlayan Davutoğlu'nun açıklamalarından satır başları ise şu şekilde:

"Türkiye'de yargının bağımsız olduğunu söyleyecek kimse kalmadı"

"Mutlak butlan bu şekilde uygulanırsa Türk siyasetine yeni bir kavram girecek ve hiçbir seçim kesinleşme garantisi bulamayacak. CHP'nin içindeki kavga, onları ilgilendirir daha çok. Beni ilgilendiren Türk siyasetinin nereye gittiği

Türkiye'de teamül, YSK kararlarının tartışmaya açılmaması gerektiği yönünde. Hele 2,5 sene sonra olursa bunun önüne kimse geçemez. Yargı bağımsız, deniyor. Türkiye'de yargının bağımsız olduğunu söyleyecek kimse kalmadı. Keşke hepimiz yargıya güvenebilsek!

Sayın Özgür Özel beni ziyarete geldiğinde 'Partiye hukukî operasyon var' dedi. Ben de ona 'Hukuku beklemeyin, kendiniz partide etik soruşturma kurulu kurun. Bu iddiaların olduğu belediye başkanlarını iktidar müdahale etmeden siz partiden ihraç edin' dedim. 3 tanesini böyle ihraç etselerdi iktidarın argümanı elinde kalmazdı.

Mutlak butlan kararı sonrası Kemal Bey'le hiç konuşmadım. Özgür Bey'i arayıp geçmiş olsun dileklerimi ilettim, çünkü yapılan iş yanlıştı. Kemal Bey beni aramış olsaydı kanaatimi söylerdim.

O aramadıkça benim aramam, yapılan işlemi doğru bulduğum anlamına gelirdi. Arasaydı, aramızdaki hukuk gereği 'Hukukî kararı yok sayamazsınız ama Türkiye'deki ana muhalefet partisinin sarsılmaması gerekir, siz de bu partinin Genel Başkanı'sınız'" derdim."

"28 Şubat zihniyeti buradaki otoriterleşmedir"

"İki tarafın da 2023 ve 2024'te yaşadığı travmalar var. 2023'te Altılı Masa kaybedince CHP'de travma oluştu, Sayın Erdoğan ve Bahçeli'de aşırı özgüven oluştu. 2024'te AK Parti travma, CHP kibirli özgüven yaşadı. 2023'teki AK Parti kibriyle 2024'teki CHP kibri aynı sonucu doğurdu.

2025'ten itibaren, yani Sayın İmamoğlu'nun tutuklanmasından itibaren yenilgi içindeki iktidar yolsuzluklar üzerinden siyasete yön verme imkânı kazandı ve o travmayı atlattı, karşı tarafın zaafı yardımıyla. CHP ise kendi kibrinin kurbanı oldu ve çok rahat hareket etmeye başladı. Nasıl olsa iktidara geliyorum diye, bizler dâhil birçok şeyi rencide eden tutumlar takındı. Belediyelerde rahat davranmaya başladı.

“Nasıl olsa ben iktidara geliyorum” diye bir çok şeyi rencide edilen muamele ile karşılaştık. Bu kadar hatayı bu kadar kısa sürede yapabilmek için aşırı özgüven gerekir. “İktidarla Kemal Bey anlaştılar” genel olarak kamuoyundaki algı bu. Sen buna karşı nasıl siyaset yapacağına bakmalısın. Özgür Bey normalleşme döneminde Sayın Erdoğan ile görüştü. O zaman için doğruydu, ben de destekledim. Sayın Erdoğan şu anda Cumhurbaşkanı şapkasıyla davranmıyor. Yanlışlık burada. Eski danışmanı olarak şunu söyleyebilirim: Sayın Erdoğan Cumhurbaşkanlığı şapkasını takıp Türkiye’nin nereye gittiğine bakmalı. Türkiye’de bu anlamda bir Cumhurbaşkanı boşluğu var. Sayın Erdoğan’ın vizyon çizen konuşmalarında bile muhalefete bir yüklenme var. Dünya ve bölge kaynıyor. Türkiye’de tartışılan konular bizim ölçeğimizde büyük zaaf.

Bugün karşı karşıya olduğumuz şey AK Parti ya da CHP sorunu da, otoriterleşme sistemi yerleştiriliyor. Buna meydan okunursa da o taraf daraltılıyor. Açık söyleyeyim bu sistemin başında AK Parti değil, CHP olsa onlar da aynı şeyi yapar. Aynı şekilde otoriterleştirir. Tehlike olan sistemin kendisi. 28 Şubat zihniyetinin geri gelmesine izin vermeyeceğiz deniyor. 28 Şubat zihniyeti buradaki otoriterleşmedir."

"Beştepe'ye çöreklenmiş hiçbir sorumluluğu olmayan adamlar devlet aklı ürettiklerini iddia ediyorlar"

"Türkiye'de üç siyasal akım var: muhafazakârlık, milliyetçilik, seküler/sosyal demokrat çizgi. Biz şu anda bu üç akımın iktidarda otokratik versiyonlarını görüyoruz; MHP, AK Parti ve Beştepe'ye çöreklenmiş görünüşte seküler ama gerçekte Marksist dogmalardan kaynaklanan otoriter bir yapılanma var. Herkes Beştepe'yi Tayyip Bey'in etrafındaki muhafazakâr bir çevre zannediyor, hayır! Beştepe'deki hiçbir sorumluluğu olmayan adamlar devlet aklı ürettiklerini iddia ediyorlar."

"'Biz sizi gördüğümüzde Türkiye Cumhuriyeti devletini görüyoruz' diyorlar"

"Dün Mesrur Barzani ve KDP ile 2,30 saat görüştüm. Bir resmi görevim yok tabii. Onların dediği ise "Biz sizi gördüğümüzde Türkiye Cumhuriyeti devletini görüyoruz". “Ne tavsiye ediyorsunuz” diye soruyorlar.

“Amerika ve İran arasında nerede duralım?” diye sordular O zaman onlara sakın ha savaşın tarafı olmayın dedim. Orta Doğu’nun önemli iki kartı var biri Kürt kartı diğeri Filistin kartı.

“Irak içinde ne yapılmalı?” diye sorduklarındaysa “Kendi içinizde mücadele etmek yerine Bağdat bölgesinde etkili olun” dedim. Son olarak da Kürt bölgesinde hükûmet kurulamaması hakkında bir hükûmetin nasıl kurulacağını konuşuyoruz. "

Dışişleri'nden Erdoğan paylaşımı yapan Netanyahu'ya sert tepki: ‘Soykırım uzmanı’
Dışişleri'nden Erdoğan paylaşımı yapan Netanyahu'ya sert tepki: ‘Soykırım uzmanı’
İçeriği Görüntüle

"Kandili boşaltma mesajı verdim ama benim devlet adına bir şey söyleme görevim yok"

"Kandili boşaltma mesajı verdim ama benim devlet adına bir şey söyleme görevim yok. İlk ve son gidişimde de bu mesajı verdim. Onlar da özellikle Erbil kanadı da bu konuda ciddi. PKK onlar için de bir tehdit. Onlar da PKK’nın tasfiyesini kendi açılarından çıkar olarak görüyor."

Kaynak: T24