Gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanmasını talep etmek için Galatasaray Meydanı’nda 1995 yılından beri oturma eylemi yapan Cumartesi Anneleri bu hafta da meydandaydı.

Kayıp yakınları 1110. haftada, kamuoyuna yine Galatasaray Meydanı'nı çevreleyen barikatların önünden seslendi.

Açıklamada, 23 Mayıs 1992 tarihinde İstanbul'da gözaltına alındıktan sonra işkenceyle öldürülen Hasan Gülünay'ın akıbeti soruldu ve dosyanın zaman aşımına uğratıldığı hatırlatıldı.

Kayıp yakını Jiyan Kaya'nın okuduğu açıklama şu şekilde:

"23 Mayıs 1992 tarihinde Artvin’de gözaltına alındıktan sonra işkenceyle öldürülen Ali Ekber Atmaca’nın üzerinden, İstanbul’da aynı mahallede yaşayan Hasan Gülünay’ın daha önce kayıp ilanı verdiği ehliyeti çıktı. Bunun üzerine 32 yaşındaki, dört çocuk babası Hasan Gülünay polis tarafından aranmaya başlandı. Bir süredir polis takibinde olduğunu eşine söyleyen Hasan Gülünay, 20 Temmuz 1992 günü Tarabya’daki evinden iş yerine gitmek üzere ayrıldı ve bir daha geri dönmedi.

Hasan’ın çalıştığı işyerini arayan bir kişi, Terörle Mücadele Şubesi’nden aradığını söyleyerek Hasan Gülünay’ın gözaltında olduğunu bildirdi. Ancak ailesinin savcılığa ve İstanbul Emniyeti’ne yaptığı başvurulara, Hasan’ın gözaltına alınmadığı, yalnızca arandığı cevabı verildi.

Bunun üzerine aile, hemşerileri olan ve o dönem İstanbul Emniyeti’nde üst düzey görev yapan Hüseyin Kocadağ ile görüştü. Kocadağ aileye, 'Hasan Gülünay sağ, içeride. İşkence izleri iyileştikten sonra gözaltına alındığını açıklayacaklar' dedi. Aile bu bilgiyi kamuoyuyla paylaştı.

Hasan Gülünay ile aynı günlerde İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde gözaltında tutulan (E.Ç.), ağır işkence görmüş bir kişinin yanlışlıkla kendi hücresine konulduğunu anlattı. Bu kişinin , “Ben Hasan Gülünay’ım, beni gözaltında kaybetmeye çalışıyorlar.” dediğini, kısa süre sonra yanlışlık fark edilince hücreden apar topar çıkarıldığını anlattı. Bu açıklamaların ardından hem ailenin hem de tanığın evleri polis tarafından basıldı, konuşmamaları için tehdit edildiler.

"Sıra sende"

19 Temmuz 1992’de gözaltına alınan H.K. ise Gayrettepe’de günlerce işkence gördüğünü, işkence yapan polislerin kendisine, 'Hasan Gülünay’ı öldürdük, sıra sende' dediklerini aktardı.

Aile, Başbakanlık, İçişleri Bakanlığı ve TBMM dâhil olmak üzere bütün resmî kurumlara başvurdu. İçişleri Bakanı Nahit Menteşe’nin yanıtlaması istemiyle verilen soru önergesine Menteşe şu cevabı verdi: “Soru önergesinde ileri sürülen iddialar tamamen asılsız olup, yasadışı bölücü örgütlerin propagandasını yapmaya yöneliktir. Güvenlik güçlerimiz her zamanki gibi devletin ve milletin bölünmez bütünlüğü için çalışmaktadır.”

CHP'de işten çıkarmalar yargıda: ‘Dört günlük emeğim yok sayıldı’ iddiası
CHP'de işten çıkarmalar yargıda: ‘Dört günlük emeğim yok sayıldı’ iddiası
İçeriği Görüntüle

Yargı makamları ise tanıkları dinlemeden, delilleri toplamadan ve etkili bir soruşturma yürütmeden dosyada zaman aşımı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi. Ailenin bu karara yaptığı itiraz da reddedildi. Bunun üzerine aile, 2013 yılında Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulundu.

"AYM, işkenceyi incelemedi"

Anayasa Mahkemesi, 21 Nisan 2016 tarihli kararında yaşam hakkı kapsamında etkili soruşturma yürütülmediğine hükmetti. Ancak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihadının aksine, işkence yasağının ve etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaları incelemedi. Ayrıca zaman aşımı süresinin dolduğunu gerekçe göstererek dosyanın yeniden etkili bir soruşturma yürütülmesi için yetkili savcılığa gönderilmesine karar vermedi. Böylece Hasan Gülünay’ın akıbetinin ortaya çıkarılması, bir kez daha zaman aşımı uygulamasıyla engellendi.

Hasan Gülünay’ın gözaltında kaybedilişinin 34. yılında devleti yönetenlere sesleniyoruz: Hakikati açığa çıkarmak ve adaleti sağlamak devletin vazgeçilmez yükümlülüğüdür. Hasan Gülünay’ın akıbeti açıklansın, dosyada etkin bir soruşturma yürütülsün, sorumlular yargı önüne çıkarılsın.

Kaç yıl geçerse geçsin; Hasan Gülünay için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz."

Kaynak: Haber Merkezi