Bekir Başevirgen, Tarım Orman ve Köyişleri Komisyonu’nda görüşülmeye başlanan Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile Çeltik Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’ni sert sözlerle eleştirdi. Başevirgen, teklifin 2B arazilerinin sorunlarını çözme amacı taşısa da, “torba kanun” tekniğiyle birçok kanunda kapsam dışı ve orantısız değişiklikler içerdiğini vurguladı.
Ceza katsayıları ve üreticiye yüklenen riskler
Başvuruya göre Toprak Koruma Kanunu’nda ceza katsayılarının bir gecede 250 kat artırıldığını, veteriner hekimlere 600 bin TL’ye varan cezalar uygulanabileceğini söyledi. Şeker pancarını sözleşmesiz eken çiftçilerin jandarma ve polis müdahalesine maruz kalabileceğini belirten Başevirgen, “Çiftçiye, hasat ettiği ürünün bedeli kadar ceza kesiliyor. Kendi toprağında üretim yapan köylüye ‘kaçakçı’ muamelesi yapılıyor” dedi.
DSİ sorumlulukları belediyelere devrediliyor
Başvuru, teklifin Devlet Su İşleri’nin (DSİ) sorumluluklarını belediyelere yüklediğini, binlerce kilometrelik yol bakım yükünün 6 ay içinde yerel yönetimlere devredileceğini de ortaya koyuyor. Başevirgen, “Bu, merkezi bütçeden yerel bütçeye harcama kaydırma operasyonunun bir parçasıdır. Belediyeler teknik ve mali olarak zor duruma düşecek, hizmet kalitesi düşecek ve diğer yatırımlar aksayacaktır” dedi.
Reform değil, ceza ve tahsilat metni
Başvuruya göre Başevirgen, teklifin tarımsal kooperatifler için sınırlı açık bırakmasına rağmen bakanlık takdirine bağlandığını ve bunun ayrımcılığa yol açabileceğini ifade etti. Alkol ve diğer düzenlemelerle firmalara ek maliyetler yüklendiğini belirten Başevirgen, “Bu metin bir ‘reform’ değil, bir ‘ceza ve tahsilat’ metnidir. Yasalaşırsa sahada üretim yapan çiftçi, esnaf ve veteriner hekim kalmayacaktır” diye konuştu.
Teklif, yalnızca tarımsal üretim alanlarını değil, gıda güvenliğini, mülkiyet haklarını ve üretim ekosistemini de doğrudan etkileyen kapsamlı ve tartışmalı değişiklikler içeriyor.




