Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM Grup Toplantısı'na katıldı. Burada konuşan CHP Lideri Özgür Özel, İsrail Konsolosluğu önündeki saldırıyı şiddetle kınadığını söyledi. Özel, "İsrail Büyükelçiliğine bir silahlı saldırı girişimi oldu. Her türlü silahlı saldırıyı şiddetle kınıyoruz. Hangi gerekçeyle ve kime yönlendirilirse yönlendirsin kınıyoruz" diye konuştu.
Konuşmasının bir bölümünde Adalet Bakanı Akın Gürlek'e yüklenen Özgür Özel, "Yaptığın görev, geçmişte yaptığın haysiyet cellatlığının üstüne mum dikme görevi değildir. Adam gibi yapacaksın o Adalet Bakanlığını, insan gibi yapacaksın" dedi.
Özgür Özel, özetle şunları söyledi:
“İki yıl önce kurulan sandıkta Bursa'yı alamayıp şimdi hakimin tokmağıyla, savcının cübbesiyle almak isteyenlerin yeni bir siyasete darbesiyle, bu sefer Bursa'nın iradesine darbesiyle uyandık.
Özgür Özel’den Mustafa Bozbey’in tutuklanmasına tepki
Maalesef devamında da bu dönemde hiçbir sorunu olmayan, 5 yıl süreyle sadece adaylık yapan, ondan önceki ilçe belediye başkanlığı döneminde belediyede bir şey bulamayanlar; 500 kişiyi dolandırmış bir yalancı tanık iftiracının ifadelerine sadece dayanarak Mustafa Bozbey'e, ailesine haysiyet suikasti yaptılar. 4 günlük eziyetten sonra ailesi denetimli serbestlikle kaldı, Mustafa Bozbey de tutuklandı.
Ve buradan fırsatçılıkla, zaten bütün kurgu bunun üzerine, ümit ediyorlar ki yarın yapılacak belediye meclis grubunda Bursalının vermediği yetkiyi, Bursa'nın iradesine çökerek alıp, Bursa'nın belediye başkan vekilini kendilerinden belirleyecekler. Bursa'daki Cumhuriyet Halk Partisi belediyeciliğini kesintiye uğratıp, kendi Bursalının illallah dediği, yıllardır yönettikleri, kalemiz dedikleri yerde yüzde otuzların altına düştükleri Bursa'da, iki kişinin birinin seçtiği belediye başkanı yerine bir kuklayı, bir siyaset yoluyla, yargı yoluyla oraya konmuş birini koyup, Bursa'nın iliğini kemiğini sömürmeye, israfa, ranta devam etmek isteyecekler.
Ben hiçbir şey demiyorum, diyeceğimi otobüsün üstünde söyledim. Bundan sonra sözü yakaladığı ilk sandıkta Bursalılar söyleyecek. İlk sandıkta!
Şu ana kadar atılan iftiraların yüzde 90'ı iddianamede bile yok. Yargılanmak değil yargılamak için iddianame bekliyoruz dememiz boşuna çıkmadı. İçeride, işin bir insani boyutu var. Biz oraya suçluyu aklamaya gitmemiştik. Hakikati aramaya gitmiştik. İddianame yanından bile geçmedi. Yok İBB'de parkelerin altına eurolar, dolarlar dolmuş. Bir sent çıkmadı, iddia dahi edilmedi. Var dedikleri görüntüler yok oldu, ses kaydı dediler duyulmaz oldu. Soruldu bu sorular, 'Söyleyenler, ben de öyle duymuştum, beni de yanıltmışlar, savcılığın bilgilendirmesiyle yaptık' dediler. Bundan sonraki süreçte mahkemenin yaptıklarının doğru analiz edilmesi lazım. Bu milletin söyleyecek sözü var. Sandıkta demokrasi tokadının en alâsını indirecek.
“Saldırılara karşı bir adım geri adımımız yoktur”
Yoğun bir çalışma, yoğun bir direnme dönemindeyiz. Saldırılara karşı bir adım geri adımımız yoktur. Ama çalışma konusunda da en ufak bir ataletimiz ya da bir diğer yandan işte 'bu kadar saldırı var, çalışamıyoruz, yapamıyoruz' böyle de bir mazeretimiz yoktur.
Özgür Özel’den Akın Gürlek çıkışı: Adam gibi yapacaksın o Adalet Bakanlığını
Kini gözünü bürümüş, aldığı talimatla Cumhuriyet Halk Partisi'nin değil, milletin iradesi üzerine yürümüş o türbün küçüğüne sesleniyorum:
Yaptığın görev, geçmişte yaptığın haysiyet cellatlığının üstüne mum dikme görevi değildir. Adam gibi yapacaksın o Adalet Bakanlığını, insan gibi yapacaksın.
O Adalet Bakanına söylüyorum: Silivri'deki mahkemede yargılanan herkesin huzuru, güveni, ona karşı saygılı bir dil kullanılması, içeceği su, yiyeceği yemek; devlette üstlendiğin, o hasbelkader görev gereği sana emanettir. Onların göreceği muamele, bu meclisin komisyonuna geldiğin gün göreceğin muameleyi belirleyecektir. Hadi bakalım!
Türkiye'de, rejimin tehdit gördüğü maalesef herkes tutuklu. En adını bildiğinizden, isimsiz kahramanlara kadar. 2026 yılında Türkiye'yi bir rejime tehdit olanlar için açık cezaevine, tutuk merkezine çevirdiler.
Ekrem İmamoğlu da, belediye başkanlarımız, seçilmiş siyasetçiler, kıymetli bürokratlar da tutuklu. HDP'nin önceki eş genel başkanları Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ tutuklu. Türkiye'ye sandık kurup, oyla katılmaya karar vermiş Hatay'ın -yani Hatay'daki ilk oy, Türkiye Cumhuriyeti'ne katılma kararının oyudur- bu oyları kullanmış, demokrasiye inanmış, pırıl pırıl, hangi görüşten olursa olsun Hataylıların iradesiyle, son kullandıkları oyla yolladıkları milletvekili Can Atalay tutuklu.
Avukatlar; Selçuk Kozağaçlı'dan Mehmet Pehlivan'a kadar avukatlar tutuklu. İşçi haklarını savunan sendikacı Mehmet Türkmen tutuklu. Gazeteci Merdan Yanardağ, Alican Uludağ, İsmail Arı, Pınar Gayıp ve 17 gazeteci tutuklu Türkiye'de. Köyünü, doğasını, zeytin ağaçlarını savunan İkizköylü Esra... O İkizköy'ün kadın muhtarının ninesinden miras ağaçlarına sahip çıkan Esra Işık tutuklu.
"İsrail Konsolosluğu’ndaki saldırıyı şiddetle kınıyoruz"
6-12 Nisan Polis Haftası. Öncelikle bugün İsrail Büyükelçiliğine bir silahlı saldırı girişimi oldu. Her türlü silahlı saldırıyı şiddetle kınıyoruz. Hangi gerekçeyle ve kime yönlendirilirse yönlendirsin kınıyoruz. Yüreğimiz ağzımıza geldi, kahraman polisimiz etkisiz hale getirdi, işte biri herhalde ölü ele geçirilmiş ikisi yaralı...
İki polisimiz hafif yaralı, öyle bilgi aldım. Allah'tan şehidimiz yok. Bir kez daha Polis Haftasında kahraman Türk polisini sevgiyle, saygıyla selamlıyoruz Cumhuriyet Halk Partisi olarak.
Maç olur, polis çalışır. Eylem olur, polis çalışır. Konser olur, polis çalışır. Pandemi olur, millet canıyla uğraşır polis çalışır. Miting olur polis çalışır, sokağa çıkmak yasak olur millet sokağa çıkmasın diye sokakta yine polis çalışır. Kimse çalışmaz polis çalışır. Ama emeğinin karşılığını alamaz. Öyle ki saatlerce görev yapar kumanya gelmez, mesai yapar ücret ödenmez. İntihar ederler bunalıma girerler araştırılsın denir buna bile tahammül edilmez. Sendika hakkı alırlar...
Sendika hakkı alanlar meslekten atılırlar, bununla ilgili asla ve aslı polisin sesini duymazlar. Hele hele bu son dönemde, kanunsuz emirler, anayasaya aykırı emirlerle olmadık işlere zorlanırlar. Ve inanılmaz derecede zor bir görevi icra ediyorlar. 260 saat mesai, mobbing, ekonomik çıkmaz... Bunların hepsine son vermek gerekiyor. 12-24, 12-36 çalışma bitmeli, fazla mesai ödemeli bir sisteme geçilmeli. Gece mesaisi 8 saati geçmemeli, sendikal haklar tanınmalı, mülakat kalkmalı liyakat olmalı. En önemli sorun lojman ve kreş hakkı, bilhassa büyükşehirlerde ve kiraların çok pahalı olduğu turizm şehirlerinde, hatta turizm ilçelerinde, beldelerinde bu meseleler lojman sorunuyla çözülmeli."




