Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, JW Marriott Hotel'de Yurt Dışı Müteahhitlik Hizmetleri Başarı Ödülleri Töreni'nde konuştu. Konuşmasının bir bölümünde Suriye’de yaşanan çatışmalara değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kimsenin Suriye halkına yeni bedeller ödetmeye hakkı yoktur. Terörün, şiddetin ve silahın raf ömrü dolmuştur; bunların devri kapanmıştır. Devlet içinde devlet, devlet içinde ayrı silahlı güç, paralel ordu olmaz. Varılan anlaşmanın ruhuna uygun şekilde meseleyi suhuletle çözmek yegâne çıkış yoludur. Biz bu konuda aklıselimin hırsa ve ihtirasa galip gelmesini istiyoruz” dedi.
Erdoğan’ın açıklamasından satırbaşları şöyle:
“İhracatımızın 122,5 milyar dolara ulaşacağına inanıyoruz”
“2025 yılında ihracatımız, bir önceki yıla kıyasla net 11,7 milyar dolar artış göstermiştir. Hizmetler ihracatında da hamdolsun hedeflerimizin ötesine geçtik. 2024 yılında 115 milyar dolar olarak belirlediğimiz hizmet ihracatı hedefini 117,2 milyar dolarla aşmıştık. 2025 yılında ise 121 milyar dolar olan hizmet ihracatı hedefimize yıllıklandırılmış olarak Eylül ayında ulaştık. Hizmetler ihracatımızın, 2025 yılı sonunda hedefimizi aşarak inşallah 122,5 milyar dolara ulaşacağına inanıyoruz.
Değerli misafirler, kıymetli kardeşlerim; bu verileri yalnızca rakamlar olarak görmek, başta şu an burada bulunan siz kardeşlerime ve ihracatçılarımıza karşı büyük bir haksızlık olur. Gerek ihracatta gerek yurt dışı müteahhitlik hizmetlerinde yakaladığımız bu ivmenin gerisinde 23 yıllık büyük bir emek, gayret ve paradigma değiştirici hamleler vardır. Sadece ekonomide değil; siyasi alanda, uluslararası ilişkilerde ve daha birçok alanda ciddi ilerlemeler kaydettik.
“Türkiye’nin önünde yeni fırsat pencereleri aralanıyor”
Ülkemizde istikrar ve güveni sağlamlaştırırken, dışarıda 360 derecelik geniş bir vizyonla tüm dünyaya ulaşmaya çalıştık. Türkiye’nin ekonomiden ticarete her alanda güçlenmesi için sizlerle birlikte uzun yolculuklara çıktık; kıtalar aştık, daha önce ayak basılmamış yerlere iş dünyamızla birlikte adeta çıkarma yaptık. Şimdi, emeklerimizin, fedakârlıklarımızın ve sabrımızın semerelerini birçok alanda toplayacağımız bir döneme giriyoruz. Türkiye’nin önünde yeni kapılar açılıyor, yeni fırsat pencereleri aralanıyor.
Altını çizerek ve samimiyetle ifade ediyorum: Mazlumlara sahip çıkmamızın, Suriye’de 13 buçuk yıl boyunca kardeşlerimize kucak açmamızın, küresel siyasette vicdanlı bir duruş sergilememizin bereketini inşallah ziyadesiyle göreceğiz. Suriye istikrara ve güvene kavuştukça bunun olumlu etkilerini başta biz olmak üzere tüm komşu ülkeler doğrudan hissedecektir. Ticaret hızlanacak, yatırımlar artacak, turizm gelişecektir.
“Suriye ayağa kalktıkça bölgemizde çok daha farklı rüzgârlar esecektir”
İnşallah Suriye’nin tamamında, özellikle eski rejimin varil bombalarıyla enkaza çevirdiği yerleşim yerlerinde büyük bir inşaat ve ihya seferberliği başlayacaktır. Yaklaşık 1 milyon Suriyelinin hayatına mal olan zulmün etkileri silindikçe, Türkiye’nin destekleriyle Suriye yaralarını sarıp yeniden ayağa kalktıkça bölgemizde çok daha farklı rüzgârlar esecektir. Bunun emarelerini şimdiden görüyoruz.
8 Aralık Devrimi’nin üzerinden henüz bir yıl geçmişken Suriye’de daha önce hayal dahi edilemeyen adımlar atılmıştır. Ekonomik yaptırımlar kaldırılmış, eski rejim döneminde çöken devlet sistemi yeniden toparlanmış, Suriye ekonomisi uluslararası sisteme entegre olma sürecine girmiştir. 600 bini ülkemizden olmak üzere milyonlarca Suriyeli muhacir vatanlarına geri dönmüştür. Sosyal ve siyasal alanda da umut verici gelişmeler yaşanmaktadır.
“Suriye halkı barış, huzur ve kardeşlik istemektedir”
Cumhurbaşkanı tarafından yayımlanan son kararname ile Esed rejimi döneminde vatandaş bile sayılmayan Kürt kardeşlerimizin temel haklarının güvence altına alındığını görmekten büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Uzun süredir terör örgütlerinin işgali altında bulunan petrol sahalarının Suriye hükümetine geçmesiyle birlikte, kalkınma seferberliğinin daha da hızlanacağına inanıyorum. Suriye halkının refahı için kullanılması gereken kaynaklar artık yer altındaki tünellere değil; yer üstünde okul, hastane, fırın, fabrika ve yol yapımına harcanacaktır.
Şunun herkes tarafından görülmesi ve kabul edilmesi gerekiyor: Suriyeli kardeşlerimiz çatışmalardan ve yıkımlardan bunalmıştır. Suriye halkı barış, huzur ve kardeşlik istemektedir. Arabıyla, Türkmeniyle, Kürdüyle, Nusayrisiyle yan yana yaşamak arzusundadır. Yıllardır çatışmaların yükünü omuzlarında taşıyan Suriyeli çocuklar artık silah ve bomba sesi duymak istememektedir.
“Devlet içinde devlet, devlet içinde ayrı silahlı güç, paralel ordu olmaz”
Bu noktada kimsenin, ne uğruna olursa olsun, Suriye halkına yeni bedeller ödetmeye hakkı yoktur. Terörün, şiddetin ve silahın raf ömrü dolmuştur; bunların devri kapanmıştır. Devlet içinde devlet, devlet içinde ayrı silahlı güç, paralel ordu olmaz. Varılan anlaşmanın ruhuna uygun şekilde meseleyi suhuletle çözmek yegâne çıkış yoludur. Biz bu konuda aklıselimin hırsa ve ihtirasa galip gelmesini istiyoruz.
"Kürt kardeşlerimden rica ediyorum, istismarcılara prim vermeyin”
Özellikle Kürt kardeşlerimden, Kürt vatandaşlarımdan rica ediyorum: Ezeli ve ebedi kardeşliğimize darbe vurmayı, aramıza nifak sokmayı amaçlayan oyunlara gelmeyin. İstismarcılara prim vermeyin. Fitneyi, fesadı, ayrışmayı ve nefreti körüklemeye çalışanlara lütfen itibar etmeyin. Türkiye Cumhuriyeti, 86 milyon vatandaşıyla ve kendisine yönünü dönmüş on milyonlarla birlikte herkes için en güvenli sığınak, yuva ve güvencedir. Türkiye, sadece sınırlarının içinde değil, dünyanın hiçbir yerinde dostlarının ve kardeşlerinin sıkıntı çekmesine kayıtsız kalmaz, seyirci olmaz."





