Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'na katıldı. AK Parti’ye yeni katılımların olduğunu aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İlkelerimizi benimseyen, huzurlu ve saygılı bir atmosferde ülkesi ve milleti için hayırlı bir iş yapmak isteyenleri bünyemize katmaya devam edeceğiz” dedi.

Erdoğan’ın konuşmasından satırbaşları şöyle:

"AK Parti olarak bugün dünyada eşi benzeri olmayan bir teşkilat gücüne sahibiz. 11 milyon 500 bini aşkın üyemizle sadece Türkiye'nin değil, dünyanın en büyük, en yaygın siyasi hareketlerinden biriyiz. Şunu bir defa açıkça söylemek isterim: Bizim tasavvurumuzda üyelik sadece bir kayıt işleminden ibaret değildir. Bizde üye demek, millete hizmet mücadelesine nefer yazılmak demektir.

Bu uğurda gerektiğinde yardan ve serden geçmek demektir; her türlü fedakârlığı göze almak demektir; bu milletin, bu ümmetin sorumluluğunu yüreğinde taşımak demektir; ideallerimize gönül vermek, davamıza ömür vermek demektir. AK Parti'nin çelik çekirdeği; kaderini kaderimize, kavlini kavlimize, kalbini kalbimize rapteylemiş 11 milyon 500 bin kardeşimizin hepsi bir demektir.

CHP'den, Seferihisar ve Balçova belediyelerine yapılan operasyonlara ilişkin ilk açıklama!
CHP'den, Seferihisar ve Balçova belediyelerine yapılan operasyonlara ilişkin ilk açıklama!
İçeriği Görüntüle

“Biz sadece siyasi bir parti değiliz, aynı zamanda bir dava hareketiyiz"

Bunun için her fırsatta şunu diyoruz: Biz sadece siyasi bir parti değiliz, aynı zamanda bir dava hareketiyiz. Biz; aynı ideallere inanan, aynı istikbale yürüyen bir gönül hareketiyiz. Özellikle bilinmesini isterim ki teşkilatçılık anlayışımızda, üye kaydının yapıldığı an millete hizmet mücadelesi başlamıştır. Bu anlayışla üyelerimizle irtibatımızı güçlendirirken bir yandan da esnaf, çarşı, pazar ziyaretleriyle milletimizle gönül bağımızı sağlam tutuyoruz. Evlerinde, iş yerlerinde, Türkiye'nin dört bir yanındaki üyelerimizin misafiri oluyor; verdiğimiz mücadeleyi, ülkemiz için kurduğumuz hayalleri, Türkiye Yüzyılı hedeflerimizi kendileriyle istişare ediyoruz.

Biliyorsun, 2026 senesini 'Mahalle Çalışmaları Yılı' ilan ettik. Daha fazla sayıda insanımıza ulaşmak, mahallelerdeki varlığımızı daha da güçlendirmek amacıyla yoğun bir çalışmanın içindeyiz. Tüm teşkilatımızın gayretiyle 2026 yılını, AK Parti ailesini hem üye sayısı hem de derinlik itibarıyla büyütmek için bir fırsata çeviriyoruz. Muhalefetin bırakın yolunu, adını sanını dahi bilmediği mahallelerde davamıza aşkla hizmet eden, mücadelemize omuz veren kardeşlerimize teşekkür ediyor; mahalle başkanlarımızı yürekten tebrik ediyorum.

“Milleti için hayırlı bir iş yapmak isteyenleri bünyemize katmaya devam edeceğiz”

Burada şunu da büyük bir memnuniyetle ifade etmek istiyorum: Eser, hizmet ve kardeşlik siyasetinin temsilcisi olan AK Partimize yönelik teveccüh her seviyede katlanarak artıyor. Huzur arayan, kardeşlik ve dayanışma arayan, şehrine, ilçesine, beldesine hizmet etmek isteyen hemen herkes, bu ailenin bir ferdi olarak bu çatı altında siyaset yapmayı arzu ediyor. Pazartesi bir ilçe belediye başkanımızı, dün ise bir milletvekilimizi saflarımıza dahil ettik. Bugün de yeni belediye başkanlarımızı bağrımıza basacağız. Birazdan AK Parti ailesine intisap edecek tüm arkadaşlarımıza 'Aramıza hoş geldiniz, sefalar getirdiniz.' diyorum. Millete ve memlekete hizmet yolculuğunda inşallah bundan sonra tam bir dayanışma içinde olacak, halkımızın güvenini boşa çıkarmayacağız. İlkelerimizi benimseyen, huzurlu ve saygılı bir atmosferde ülkesi ve milleti için hayırlı bir iş yapmak isteyenleri bünyemize katmaya devam edeceğiz.

Değerli yol arkadaşlarım, çok değerli kardeşlerim; bize göre siyaset, millete tepeden bakan bir faaliyet alanı değildir. Aksine toplum; siyasetin asli unsurudur, sahibidir, kurucu öznesidir. İster yerel düzeyde ister tüm ülke sathında olsun, siyaset felsefemizin temelinde insan vardır, insana saygı vardır. 85 milyonun* her bir ferdi bizim nazarımızda eşittir, aynı değerdedir. Oy versin ya da vermesin, bizi desteklesin veya desteklemesin; hiçbir ayrım yapmadan aynı derecede hizmete ve hürmete layıktır. Biz siyaset yaparken de hizmet ederken de daima bu anlayışla hareket ettik. Karşımızdaki kim olursa olsun saygıyı elden bırakmadık; muhatabımızı rencide edecek, incitecek, gönlünü kıracak hiçbir davranışın içinde olmadık.

Hazret-i Mevlânâ'nın asırları aşan şu öğütlerini kendimize rehber eyledik: 'Sevgide güneş gibi ol; dostluk ve kardeşlikte akarsu gibi ol; hataları örtmede gece gibi ol; tevazuda toprak gibi ol; öfkede ölü gibi ol. Her ne olursan ol, ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol.

Erdoğan'dan sosyal medya açıklaması

İşte bu anlayışla, işte bu ilkeler çerçevesinde sadece bize oy verenlerin değil, 86 milyonun hizmetkârı olduk. Maruz kaldığımız tüm saldırılara rağmen AK Parti'yi milletin gönlünde yıkılmaz kılan, işte bu vasıflarımızdır. Bunları korumak ve gözetmek hepimizin asli vazifesidir. Seçmenden oy isterken müşfik, mütevazı ve saygılı; ama milletten yetkiyi aldıktan sonra kibirli, üstten bakan, incitici bir tavır bizim tavrımız değildir. Bunu özellikle şunun için söylüyorum: Şimdi bakınız değerli kardeşlerim, sosyal medyanın da tesiriyle 'etkileşim avcılığı' denilen bir hastalığın hem toplumda hem kamuda hem de yerel yönetimlerde yayıldığını görüyoruz. Mahremiyet yok sayılırken özel alan kavramı anlamını yitirmekte; görünür olmak, gündeme gelmek, tartışılmak, insan onuru dahil her türlü değerin, her türlü hassasiyetin önüne geçmektedir. Ne pahasına olursa olsun gündem olma ve gündemde kalma kaygısı, bir müddet sonra büyük bir kapana dönüşmektedir. Doğrusunu söylemek gerekirse bu kapana siyasetçiler de düşmektedir. Maalesef kendi arkadaşlarımızın bir kısmının da bilerek veya bilmeden bu ters akıntıya kapıldıklarına şahit oluyoruz. Ne siyaseten ne de iletişim boyutuyla bize herhangi bir faydası olmayan, tam tersine partimize zarar veren bu tür yanlışlara karşı dikkatli olunması gerektiğinin altını önemle çiziyorum. Vatandaşın kalbini kıran, esnafa hoyrat davranan, icraat peşinde değil şov peşinde koşan bir yaklaşım belki muhalefetin siyaset tarzı olabilir; ama bunu bizim tasvip etmemiz asla mümkün değildir.

Görevi, unvanı, makamı ne olursa olsun hiçbir arkadaşım şunu unutmasın: Hepimiz bulunduğumuz koltuklara milletin takdiriyle, teveccühüyle geldik. Milletimiz emaneti bizlere, kendisine hizmet etmemiz, eser üretmemiz, refahını artırmamız için tevdi etti. Millete hizmet yerleri gösteri alanı değil, sorumluluk makamlarıdır. Vatandaşımızın karşısına çıktığımızda, esnafımızın kapısını çaldığımızda da görevimiz gereği kamu gücünü kullandığımızda da taşıdığımız emanetin ağırlığıyla mütehassis hareket etmek zorundayız. Her zaman söylediğim gibi; mesele kalp kazanmak, gönülleri fethetmektir. Ruh ve gönül iletişiminin, yüz yüze etkileşimin, sıcak ve seviyeli bir hasbihalin yerini hiçbir dijital platform, hiçbir uygulama alamaz. Eğer öyle olsaydı, bugün siyasette durum çok farklı olurdu. Eğer öyle olsaydı, bu millet her seçim öncesinde bize siyasi ömür biçen o çok bilmişleri ters köşe yapmazdı. Eğer öyle olsaydı, siyaset ve toplum mühendisleri amaçlarına ulaşmış olurdu. Eğer sosyal medya rüzgârı ile seçim kazanılsaydı, bugün iktidarda da cumhurbaşkanlığında da başkaları olurdu.

“Sosyal medyadaki yankı odalarına da hapis olmayacağız”

Elbette yeni medya araçlarını, teknolojinin sağladığı asimetrik imkanları göz ardı etmeyeceğiz. Yaptıklarımızı, hizmetlerimizi, icraatlarımızı en güzel şekilde bu mecraları da kullanarak halkımızla, bilhassa da yeni kuşaklarla paylaşacağız; ama sosyal medyadaki yankı odalarına da hapis olmayacağız. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığımızdan bu yana yaptığımız gibi vakar içinde, nezaket içinde, demokratik bir kültür içinde halkımıza hizmet etmeyi sürdüreceğiz. Teşkilat yöneticilerimizden milletvekillerimize, bakanlarımızdan belediye başkanlarımıza kadar tüm yol ve dava arkadaşlarımdan bu prensip ve ilkelerle hareket etmelerini beklediğimizi özellikle vurgulamak isterim. Teşkilatımızdaki hiçbir kardeşim şunu aklından çıkarmasın: Biz efendilik taslamaya değil; millete hizmet etmeye, hizmetkârlık yapmaya geldik.

Bu minvalde, bu istikamette yürümeye de devam edeceğiz değerli kardeşlerim. Bir taraftan şehirlerimizi âbad etmek için canla başla çalışırken, diğer taraftan da siyasi rakiplerimizle gereksiz polemiklerden uzak duruyoruz. Muhatabını karalamak, kötülemek, muhatabının acziyetinden rant devşirmeye çalışmak bizim siyaset tarzımız değildir. Biz; esere, hakka ve halka bakarız. Biz milletten icazeti sadece hizmet için almadık; aynı zamanda yıllardır ötelenen, örselenen, kendi öz yurdunda parya muamelesi gören kardeşlerimizin haysiyetini, izzetini, özgürlüklerini savunmak için de aldık. 28 Şubat döneminde darbecilerin gadrine uğrayan insanlarımızın bir daha aynı zorbalığa maruz kalmaması için de milletimizden yetki aldık.

23 yıldır bu konuda çok büyük hassasiyet gösterdik. Ne bir başkasının hayat tarzına müdahale ettik ne de kendini bu ülkenin sahibi gören küstah azınlığın hayat tarzı dayatmasına müsaade ettik. Ne bir başkasının inancına karıştık ne de jakoben zihniyetin günümüzdeki temsilcilerinin insanımızın inancına karışmasına eyvallah ettik. Buna rağmen, artık eskisi kadar olmasa da zaman zaman sesi çok çıkan kibir abidelerinin; sessiz çoğunluğu susturma, yıldırma ve tehdit etme girişimlerine şahit oluyoruz. Bunlarla mücadelemizi hukuk ve demokrasi zemininde sürdürüyoruz. Hükümet olarak, 2026 Türkiye'sinde halen 28 Şubat döneminin özlemiyle hareket eden, bu ülkeyi tapulu mülkü gibi gören baskıcı zihniyetin tekrar canlandırılmasına izin vermeyeceğimizin bilinmesini istiyorum.

"İnanç özgürlüğü anayasamız tarafından güvence altına alınmıştır"

İlkemiz bellidir: İnanç özgürlüğü anayasamız tarafından güvence altına alınmıştır. Dahası, 86 milyonun yaşam tarzı bizim teminatımız altındadır. Kimse bir başkasına dayatmada bulunamaz, üzerinde baskı kuramaz. Küçük, dar bir zümre, laiklik kavramını istismar ederek bu millete yaşam tarzı dikte edemez. Şunu da burada açık açık ifade ediyorum: Eskiden olduğu gibi bir avuç seçkinin topluma parmak sallayarak azarladığı, kadınları kılık kıyafetine göre ayrıştırdığı, Anadolu insanını 'irticacı, gerici, yobaz' diyerek tahkir ettiği günler artık geride kalmıştır.

Eski imtiyazlarını, eski nobranlıklarını özleyenler boş durmasa da biz bu görevlerde olduğumuz müddetçe o karanlık dönemler inşallah bir daha asla geri dönmeyecektir. Bu ülkede hiç kimsenin saçından, sakalından, çarşafından, cübbesinden, başörtüsünden dolayı aşağılanmasına, hakarete uğramasına, kendini dışlanmış, kendini ötelenmiş hissetmesine kesinlikle müsaade etmeyeceğiz. Türkiye'yi büyütmeye, Cumhuriyetimizi büyütmeye, hak ve özgürlükleri her bir vatandaşımız için genişletmeye; 86 milyonun tamamını bir, beraber ve eşit görmeye devam edeceğiz.

Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum. Bu düşüncelerle sözlerime son verirken Genişletilmiş İl Başkanları Toplantımızın hayırlara vesile olmasını diliyorum. Bugüne kadar verdiğiniz emekleriniz ve bundan sonraki çalışmalarınız için her birinize tekrar teşekkür ediyorum. İllerinizdeki vatandaşlarımıza ve teşkilat mensuplarımıza selamlarımı iletmenizi sizlerden istirham ediyorum. Bugün aramıza katılacak olan belediye başkanlarımıza da ailemize 'Hoş geldiniz' diyorum ve sizleri Allah'a emanet ediyorum."

Kaynak: Haber Merkezi