Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ‘955. Yıl Anadolu’nun Fethi Malazgirt 1971’ Anma Programı’nda konuşuyor.

Erdoğan'ın konuşması şöyle:

Aziz milletim, sevgili Muşlu kardeşlerim, Milliyetçi Hareket Partisinin Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli, siyasi partilerimizin saygıdeğer genel başkanları, Türkiye Yüzyılı'nın teminatı sevgili gençler, kıymetli hanım kardeşlerim; hepinizi en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum.

Anadolu'nun giriş kapısı, ata şehrimiz Ahlat'taki etkinlik alanını ziyaret ederek gençlerimizle kucaklaştık. Ardından Kabine Toplantımızı Cumhurbaşkanlığı Ahlat Külliyesi'nde 3 kez gerçekleştirdik. Şimdi de Bizans'ın paslı kilidini iman anahtarıyla kırıp Anadolu'nun cümle kapısını açtığımız Malazgirt'te sizlerle beraberiz.

Konuşmanın başında Malazgirt Zaferi'mizin 955. yıl dönümü mübarek olsun diyorum. Malazgirt'te hem Hasan'ın hem de Bilal'in kuvveti ile bize bu aziz vatanın kapılarını açan Sultan Alparslan'ı, onun kutlu ve yiğit ordusunu, şehit ve gazilerimizin tamamını bugün bir kez daha kemali edeple yâd ediyorum.

Güllü’nün ölümünde yeni görüntüler ortaya çıktı
Güllü’nün ölümünde yeni görüntüler ortaya çıktı
İçeriği Görüntüle

Bu meydanı tıka basa dolduran, buradan dünyaya çok güçlü bir birlik ve beraberlik mesajı veren siz kardeşlerime tek tek şükranlarımı sunuyorum.

Beyaz başörtüleriyle, beyaz leçekleriyle burayı adeta bir papatya bahçesine çeviren hanım kardeşlerime teşekkür ediyorum. Gelecekteki zaferlerimizin, istikbalde yazacağımız destanların müstakbel neferleri olarak gördüğüm genç kardeşlerime özellikle teşekkür ediyorum.

Tarihinize, ruh köklerinize, ecdadın mukaddes emanetine sahip çıktığınız için, Alparslan'ın ve gazilerin o mübarek ruhlarını bugün bir kez daha şehadettiğiniz için, şu muhteşem kardeşlik tablosu için sizleri yürekten tebrik ediyorum. Rabbim sizleri korusun. Rabbim bu aziz millete, bu büyük devlete en güzel, en hayırlı hizmetlerini yapmayı siz gençlerimize nasip eylesin.

Bugün aynı zamanda Anadolu'nun harem-i ismetine uzanan kirli elleri topraklarımızdan söküp atmak üzere başlattığımız Büyük Taarruz'un 104. sene-i devriyesini idrak ediyoruz. Ben de sizlerle gurur duyuyorum. Sağ olun, var olun.

İnşallah bu vesileyle Millî Mücadele'de bağımsızlığımız için bedel ödeyen şehit ve gazilerimize de Allah'tan rahmet niyaz ediyorum.

Şunu bilhassa ifade etmek isterim sevgili gençler: Biz, Malazgirt'te ebedî yurt kıldığımız bu cennet vatanı tam 850 sene sonra işgalcilere karşı canımız pahasına savunmuş, burada can alıp can vermiş, istiklaline âşık bir milletiz. Devletimizin bekası, milletimizin varlığı, bayrağımızın göklerde gururla dalgalanması için kahraman bir milletiz. Gerektiğinde her şeyden sarfınazar ederiz. Ama söz konusu vatanımız olduğunda, devletimizin ve milletimizin istikbali olduğunda kimseye boyun eğmeyiz.

Tebrik ediyorum. Sağ olun, var olun. İnşallah bundan sonra da başımız dik, alnımız ak bir şekilde, bükülmez bir bilekle, çelikten bir yürekle kıyamete kadar burada var olmaya, bu topraklarda özgürce yaşamaya devam edeceğiz.

Kıymetli kardeşlerim, Malazgirt'in önemi, kendisinin başlı başına bir tarih olmasından kaynaklanır. Bayrak şairimiz merhum Arif Nihat Asya, o muhteşem destanı işte bu sözlerle ifade etmişti. Bakınız:

Bundan tam 955 sene önce, 26 Ağustos 1071'de Sultan Alparslan ordusuyla birlikte cuma namazını eda etti. Ardından askerleriyle birlikte Cenab-ı Allah'a dua etti. Dua bitince o yiğit Sultan, ordusuna dönüp şunları söyledi:

“Daha ne zamana kadar biz azınlıkta, düşman çoğunlukta olduğu hâlde böyle bekleyeceğiz? Ben, bizzat Müslümanların minberlerde bizim için dualar ettikleri vakitte düşmanın üzerine atılmak istiyorum. Galip gelirsek ne âlâ, aksi takdirde şehit olarak cennete gideceğiz. Şu anda karşınızda ne emreden bir Sultan ne de emir alan bir asker vardır. Bugün ben de sizlerden biriyim, sizinle beraber kılıç sallayacağım. Benimle gelmek isteyenler gelsin.”

Sözlerini bitirince, “Ölürsem kefenim olsun.” diyerek giydiği beyaz elbisesi sırtında, okunu ve yayını aldı, atının kuyruğunu bağladı. Düşmana yaklaştığında atından inip yüzünü toprağa sürerek yine Rabbine dualar etti, niyazda bulundu. Sonra atına tekrar binerek, kendisi önde, gazanferler yanında, düşmanın üzerine ok gibi atıldı.

Ayrıntılar geliyor…

Kaynak: Haber Merkezi