Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 3. Dünya İslam Ekonomi Zirvesi'nde önemli açıklamalarda bulundu.

Küresel finans sistemine yönelik sert eleştirilerde bulunan Erdoğan, faize dayalı mevcut yapının kriz ürettiğini belirterek alternatif bir model olarak katılım finansın stratejik önemine dikkat çekti.

Kılıçdaroğlu’ndan ‘Faik Öztrak’ hamlesi: MYK'da neden yer almadı?
Kılıçdaroğlu’ndan ‘Faik Öztrak’ hamlesi: MYK'da neden yer almadı?
İçeriği Görüntüle

"Siyonist katliam şebekesi istila politikasını genişletiyor"

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

Değerli misafirler, şurası bir gerçek ki İslam âlemi olarak son yıllarda farklı cephelerde pek çok krizle aynı anda mücadele ediyoruz. Gazze, Batı Şeria ve Doğu Kudüs'teki İsrail mezalimi ateşkese rağmen hâlâ devam ediyor. Siyonist katliam şebekesi, pervasızca yürüttüğü işgal ve istila politikasını Lübnan'ın güneyinden Beyrut'un içlerine doğru günden güne genişletiyor.

İran merkezli savaş ile Hürmüz Boğazı'ndaki geçişlerin durma noktasına gelmesi; yalnızca Körfez'deki kardeş ülkelerimizi değil, tüm dünyayı olumsuz etkiliyor. Coğrafyamızdaki güven ve istikrar iklimi; savaş, kriz, kardeş kavgası ve belirsizliklerin tesiriyle maalesef giderek daha da fazla tahrip ediliyor. Özellikle ekonomi ve finans alanında küresel bir kırılmanın meydana geldiği, gelişmişlik düzeyinden bağımsız olarak sarsıntıların neredeyse her ülkede hissedildiği günleri yaşıyoruz.

"Küresel borçluluk 350 trilyon dolara ulaştı"

Bakınız, burada endişe verici bir rakamı sizlerle paylaşmak istiyorum. Uluslararası Finans Enstitüsü tarafından kısa süre önce yayımlanan bir rapor, küresel borçluluğun 2026'nın ilk çeyreğinde 350 trilyon dolara ulaştığını göstermektedir. Bu borç yükünün ne kadar sürdürülebilir olduğu, küresel ekonominin geleceği açısından cevaplanması gereken ciddi bir sorundur.

Şunu açık ve net ifade etmek durumundayım: Ameliyat gerektiren rahatsızlıkları pansumanla tedavi edemezsiniz. Cari küresel sistem, geride bıraktığımız son 20 yılda ne yazık ki birçok fırsatı sorumsuzca heba etmiştir. Borca ve faize dayalı küresel finans mimarisi, 2008 krizi sonrasında krizin kök sebeplerini ortadan kaldırmak yerine, palyatif adımlarla sorunu halının altına süpürmeyi tercih etmiştir. Bugün geldiğimiz noktada şu hakikati hepimiz görebiliyoruz: Adalet, ahlak, üretim ve adil paylaşım ilkelerini merkeze alan bir iktisadi ve finansal paradigmaya geçilmeden finansal krizlerin önüne geçilemez.

"Faizin olduğu yerde bereket olmaz"

Şimdi değerli kardeşlerim; "Dünya beşten büyüktür." tespitimiz yalnızca kural ve değerlerin yok sayıldığı uluslararası konjonktürü değil, aynı zamanda eşitsizlik ve sömürüye dayalı ekonomik ve ticari ilişkileri de kapsamaktadır. "Daha adil bir dünya mümkün." derken de insanlık ailesi olarak çaresiz olmadığımızı, gerek ekonomide gerek uluslararası ilişkilerde tek bir sisteme mahkûm bulunmadığımızı ifade ediyoruz. Halihazırdaki küresel finans mimarisine yönelik eleştiri ve itirazlarımızı daha da yoğunlaştırmalı, somut alternatifleri hayata geçirebilmek için daha çok çaba harcamalıyız.

Biliyorsunuz, bizde her şeyden önce "bereket" diye bir kavram vardır. Bereket; rahmetli Erbakan hocamızın tarifiyle, helal yollardan elde edilen 1 liralık kazancın, haram bulaşan 2 liralık kazançtan daha büyük olduğuna inanmaktır. Dolayısıyla bereket, kapitalist ekonomi teorileriyle anlaşılması mümkün olmayan bir mefhumdur. Faizin olduğu yerde bereket olmaz; sömürünün, haksızlığın, etik ve ahlak dışı rekabetin olduğu yerde bereket bulunmaz.

İstanbul Finans Merkezi için yeni teşvikler ve muafiyetler

Dün yürürlüğe giren kapsamlı yasal düzenleme ile ülkemizin yatırım cazibesini artıracak rekabetçi bir teşvik programını hayata geçirdik. İstanbul Finans Merkezindeki katılım finans kuruluşlarının finansal hizmet ihracatından elde ettikleri gelirler için uygulanan %100 oranındaki Kurumlar Vergisi matrah indiriminin süresini 2047 yılına kadar uzattık.

Finansal faaliyet harcı muafiyetini 5 yıldan 20 yıla çıkardık. Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi, damga vergisi ve harç istisnaları ile nitelikli uluslararası çalışanlara yönelik gelir vergisi avantajlarını devreye aldık. İstanbul Finans Merkezindeki şirketlerin transit ticaret ve yurt dışı aracılık faaliyetlerinden elde ettikleri gelirleri kurumlar vergisinin dışında tuttuk. Tek Durak Ofisimizi 15 gün önce İstanbul Finans Merkezinde hizmete açtık. 2027-2030 dönemini kapsayacak Katılım Finans Strateji Belgesi'nin hazırlıklarını da sürdürüyoruz.

Katılım finans sektöründe güçlü büyüme performansı

Türkiye'de katılım finans alanındaki kurum sayısı ve işlem hacmi istikrarlı bir şekilde artmaya devam ediyor. Aktif büyüklüğü 4,7 trilyon lirayı aşan katılım bankacılığı, sektördeki payını %9,5 seviyesine yükselterek güçlü büyüme performansını sürdürüyor. Hali hazırda üçü dijital olmak üzere faaliyet gösteren 10 katılım bankamız, çeşitlenen ürün ve hizmet portföyleri ile sistem içindeki ağırlığını artırıyor.

Katılım sermaye piyasalarında ise sukuk ihraçları ciddi büyüklüğe ulaştı. Geçtiğimiz yıl sonu itibarıyla toplam sukuk ihraç tutarı 614 milyar lira seviyesine geldi. Diğer taraftan, katılım esaslı menkul kıymet yatırım fonlarının büyüklüğü de bir önceki seneye göre reel olarak %47 oranında arttı ve 2025 yılı sonu itibarıyla 864 milyar liraya ulaştı. 2026'nın ilk çeyreğinde katılım endeksinde yer alan şirketlerin toplam piyasa değeri, Borsa İstanbul'da işlem gören tüm şirketlerin toplam piyasa değerinin %36'sına ulaştı.

Emlak katılım halka arz oluyor, kamu katılım bankaları birleşiyor

Kıymetli misafirler, bu vesileyle katılım finans sistemine güç katacak iki haberi burada sizlerle paylaşmak isterim. Cumhuriyetimizin en köklü kurumlarından biri olan Emlak Bankasını, 2018 yılında yaptığımız düzenleme ile Emlak Katılıma çevirmiş; böylelikle bu organizasyonu hem aslına hem de katılım finans ruhuna uygun şekilde yeniden ihya etmiştik. Hamdolsun, attığımız bu adım neticesinde kurumumuz kısa sürede katılım finansın en dinamik aktörlerinden biri haline geldi. Şimdi bu başarıyı daha ileri bir noktaya taşımayı, Emlak Katılımı halka arz etmeyi hedefliyoruz. İnşallah önümüzdeki dönemde milletimizin de bu güçlü büyümeye doğrudan ortak olmasına imkan sağlayacağız.

Bir diğer hamlemiz; Ziraat, Vakıf ve Halk Katılımın birleştirilmesi olacaktır. Bu üç katılım bankamızın güçlerini birleştirmesiyle ortaya büyük bir sinerji çıkacak, inşallah sektör farklı bir ivme kazanacaktır. Her iki kararımızın da şimdiden hayırlı uğurlu olmasını diliyorum.

Kaynak: Haber Merkezi