Milliyetçi Hareket Partisi’nin 57’nci kuruluş yıl dönümünde düzenlenen programda konuşan MHP Lideri Devlet Bahçeli, “Türkiye'nin ve Türk milletinin gelecek ümidi; MHP ve Cumhur ittifakıdır” ifadelerini kullandı.

“57 yıllık mücadele dolu bir maziyi geride bıraktık”

Bahçeli’nin konuşması şöyle:

Cumhurbaşkanımız ve AK Parti Genel Başkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın, Milliyetçi Hareket Partisi’nin 57. kuruluş yıl dönümü münasebetiyle göndermiş olduğu, Türk bayrağı motifinde hazırlanmış, 57 yıla ithafen 57 gülün yer aldığı tebrik çiçeğinden dolayı zatı devletlerine teşekkürlerimi ve şükranlarımı sunuyorum.

Allah’tan niyaz ediyorum ki davamızı ve dava arkadaşlarımızı gördüklerinden geri koymasın. Allah’tan niyaz ediyorum ki milliyetçi-ülkücü hareketi mahcup ettirmesin, malum oyunların ve hesapların tuzağına düşürmesin.

Aziz yurttaşlarım, dile kolay; yarım asrı 7 yıl aşan bir siyasi varlık, şanıyla ve şerefiyle hakkın, halkın ve hakikatin onurlu mücadelesini vermektedir.

Siyasi ve fikrî çizgimizin yüksekliği, 57 yılın basit bir mükâfatı değil; yarım asrı aşan köklü bir tarihin, görkemin bizzat kendisidir.

Bağımsız vicdanımızla, barışsever zihniyetimizle, insanı seven, milleti seven, vatansever anlayışımızla; Türk tarih ve kültürüne olan muazzam bağlılığımızla; millî ve manevî değerlerimize hasbi ve haysiyetli bağlanışımızla 57 yıllık mücadele dolu bir maziyi geride bıraktık.

8-9 Şubat 1969’da Adana’da bir kez yükselen üç hilalimiz, hamdolsun bir daha inmemiştir. İndirmeye çalışanlara da asla fırsat verilmemiştir.

On yıllar nice badireleri yuttu, nice tuzakları önümüze koydu; ancak hain oyunlara teslim olmadık. Zorluklarla defalarca sınandık ama millî birlik ve kardeşliğimizin testisini kırdırmadık.

Toprak altındaki kurtlar, ağaçları bol meyveli yaptıkları hâlde ağaçtan bir karşılık beklemezler. Biz de kara sevdalı olduğumuz milletimize hizmet ederken hiçbir zaman karşılık beklemedik.

Cemal Enginyurt: ‘AKP bunu aday bile yapmayacak’
Cemal Enginyurt: ‘AKP bunu aday bile yapmayacak’
İçeriği Görüntüle

“Milliyetçi-ülkücü olmak için de sadece milleti seviyormuş gibi görünmek yetmeyecektir”

Biz, Türk milletine mensubiyet onurunu, damarlarındaki asil kanı taşıyan milliyetçi-ülkücü hareketiz. Adil olmak için adaleti sevmek nasıl yetmezse, barışçı olmak için barışı sevmek nasıl yeterli gelmezse, milliyetçi-ülkücü olmak için de sadece milleti seviyormuş gibi görünmek yetmeyecektir.

Her türlü fedakârlığı göze alıyor musunuz, aziz dava arkadaşlarım? Önce bunun cevabı gereklidir. Şahsî ve dünyevî çıkarlarınızı, aziz milletin varlığı için elinizin tersiyle itiyor musunuz? Bunun netleşmesi lazımdır.

Şartlar başka bir seçeneğe kapandığında; vatan, millet ve devlet uğruna candan, yardan ve serden geçmenin sınır hattında mısınız? Elbette bunun belli olması ve belirginlik kazanması mühim bir ihtiyaçtır.

Milliyetçilik; milletin binlerce yıllık mirasını yüreklerde taşımaktır. Milliyetçilik; yok olduğu sanılan bir coğrafyadan yeniden doğmaktır ve ihtiyaç olduğunda ölüm karşısında imtihan olmaktır.

“Giden gitmiştir, satan satmıştır, dönem dönmüştür”

Sahte samimiyet maskesi takan, tüfekle ve sloganla milliyetçilik yapanların atıp tutmaları, kemiksiz palavraları ve kesintisiz parazitlikleri bizim nazarımızda sadece içi boş varilin gürültüsünü andırmaktadır.

Giden gitmiştir, satan satmıştır, dönem dönmüştür. Türk’e verilenlerden ayıklanmıştır. Kabuk gitmiş, öz kalmıştır. İşte öz buradadır.

Davasını namus bilen inanmış yürekler buradadır. Serden geçenler buradadır. Çankaya sevdası olmayanlar buradadır. Bozukları kalpten söyleyenler buradadır.

Bizim ne olduğumuzu soranların, unutkanlığın ya da inkârın pençesine düştükleri maalesef açıktır. Biz ilk günkü gibi Türkçüyüz, Turancıyız. Kaynağını Türk-İslam ülküsünde bulan Türk milliyetçileriyiz.

Orada burada bizi sorgulayan siyasi devşirmelere soruyoruz: Peki siz kimsiniz? Muhafazakâr desem değilsiniz, demokrat desem yine değilsiniz. Olsa olsa sizden tam bir siyasi dilenci olur. Kervanımızda bulunsalar da ilk fırtınada oraya buraya kaçanlar tercihini çoktan yapmıştır.

Eleğin altında kalanlara geçmiş olsun. Üstünde kalan şerefli dava insanlarımızla, yani sizlerle, sonuna kadar mücadele devam edecektir. Bu davanın varlığına herkes sürülemeyecektir.

Bizlere şunlar söylenmiştir: Milleti feda eden değil, bilakis gerektiği zaman millet uğrunda mevkiini, hatta hayatını verebilen adam büyük adamdır. Küçük adamların büyüklük taslaması ise çakalın file özenmesinden başka bir şey değildir.

Merhum düşünürlerimizin ifade ettiği gibi, gücün kaynağı fazilet ırmağıdır. Kahramanlık; ahlak heykelleriyle süslü, uzun ve zorlu bir yoldur. Bu yolun her adımında Türk’ün göğsünü kabartacak, başını dikleştirecek ve üstünlüğünü belirtecek bir kahraman, Türklük için nöbet beklemektedir.

“Türk milletinin gelecek ümidi MHP'dir”

Bugünkü nöbet bizdedir. Bugünkü nöbetçiler, felaketler karşısında celadet anası gibi yükselen milliyetçi-ülkücü harekettir, Cumhur İttifakı’dır.

Bilinmesini özellikle temenni ediyorum ki Türkiye sadece bir coğrafi bölgenin ve toprak parçasının adı değildir. Bir Türkiye Cumhuriyeti varsa, bir de Türk milleti vardır. Türkiye Cumhuriyeti’nin sahibi Türk milletidir.

Türk milleti; doğudan batıya, kuzeyden güneye, muazzez ve muazzam bir ailenin beşerî timsalidir. Türkiye’nin ve Türk milletinin gelecek ümidi, geleceğin mimarı Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı’dır.

Bu tarihî ittifak, ahlakı ve ruhuyla Türk ve Türkiye yüzünü adım adım, aşama aşama inşa ederken; barışın, huzurun, refahın, özgürlüğün, insan haklarının, demokrasinin ve dayanışmanın hâkim olması esas gayemizdir. Terörsüz Türkiye’nin tesisi ve tezahürü de bu gayenin taçlanmasıdır.

Aziz dava arkadaşlarım, saygıdeğer hanımefendiler, beyefendiler; bütün ilerlemenin kaynağı, millî bağımsızlığın çıkış yeri vicdandır. Bu nedenle millî vicdanı uyandırmaya ve kuvvetlendirmeye ihtiyaç vardır. Bugün yaptığımız ve yapmayı amaçladığımız da budur.

Millet; aynı kültürde ortak olan fertlerin genel iradesidir. Bu iradeyi yansıtan milletimizin vicdanı birdir, dini birdir, vatanı birdir, anısı birdir ve acısı birdir. Bir’i ikiyle karalamak, bir’i ikiyle bölmek ve dağıtmak mümkün değildir.

Türk’üyle, Kürt’üyle Türk milleti, muzaffer geçmişini müstakbel geleceğe emin olunuz taşıyacaktır. Bu taşıma ister omuzlarımızda olsun ister ömrümüze mal olsun, mutlaka gerçekleştirilecektir.

Ziya Gökalp’e göre millî dayanışmanın üç unsuru vardır. Bunlardan birincisi, vatanî ahlakın yüksek olmasıdır. Vatanî ahlak; millî mefkûrelerden ve millî görevlerden oluşan ahlak demektir. Gökalp’e göre vatan, millî kültürdür. Yani vatan; dinî, ahlakî ve sanatsal güzelliklerin adeta bir müzesi, bir sergisidir. O hâlde vatanımızı, milletimizi nasıl seviyorsak millî taşlarımızı da öyle sevmekten başka bir alternatifimiz olmamalıdır.

“Millî birlik ve bağımsızlık ancak millî dayanışma ile var olacaktır”

Millî dayanışmayı güçlendirmek için vatanî ve medenî ahlaktan sonra üçüncü unsur, meslekî ahlakın yükseltilmesidir. Bu tür dayanışmanın kuvvetlenmesi için önce iş bölümünün, ortak vicdana sahip bir toplum içinde gerçekleşmesi şarttır. Toplumsal düzen, ilerleme, millî birlik ve bağımsızlık ancak millî dayanışma ile var olacaktır.

Terörsüz Türkiye’nin fiilen yakalanması, millî dayanışmanın dinamizmi ve direnciyle hayat bulacaktır. Bundan sonra da terörist üstü bölgelere ve hedeflerine ulaşmak mümkün olacaktır. Çünkü Türkiye sadece bölgemizin değil, dünyanın ağırlık merkezidir. Bütün gelişmelerin istikameti ve ibresi Türkiye’yi işaret etmektedir.

Huzurlu, güvenli, müreffeh; barış ve kardeşlik içinde bir Türkiye, dünyanın denge ve düzen anahtarıdır. Türkiye’yi ve Türk milletini yeryüzünden çekip çıkarırsanız, geriye sadece Güneş etrafında dönüp duran, beşerî ve medenî değerlerini kaybetmiş bir gezegen kalacaktır.

Anadolu Türklüğünün son bağımsız devleti olan Türkiye Cumhuriyeti, ebedî vatanında millî varlığını ve birliğini dayanışma ile koruyarak; adı, kuruluş ilkeleri ve millî kimliği değişmeden sonsuza kadar yaşayacak ve yaşatılacaktır. Milliyetçilik fikriyatımız da bu kültürel, siyasî ve hukukî esaslara dayanmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü anlayışımızın temelleri bunlardır.

Kan bağına dayalı ırkçı milliyetçilik anlayışının her şekli, Türk milliyetçiliği anlayışına yabancı ve aykırıdır. Bunu arayanlar Avrupa’ya ya da içimizdeki taşeron uzantılara bakmalıdır. Türk milliyetçiliği; Türk devletine vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkesi eşit ve kardeş gören, her türlü ayrımcılığı ve dışlamayı reddeden, birleştirici, toparlayıcı ve bütünleştirici bir fikriyattır.

Türk milliyetçileri; aziz vatanlarının ve Türk milletinin huzuruna, kardeşliğine ve birliğine sahip çıkmaya, Türkiye’nin bir kardeş kavgasına sürüklenmesini önlemeye her zaman olduğu gibi yine kararlıdır. Milliyetçi Hareket Partisi, Türkiye’nin millî birliğinin tehlikeye düştüğü her ortamda bu birliği korumaktan yanadır ve bunun için ödenecek ne bedel varsa, buna gönül rahatlığıyla hazırdır.

“Haklılığımız millî vicdanda tescillenmiştir”

57 yılın tecrübesi ve düşünce zenginliğiyle herkesi uyarıyorum: Cumhuriyetin kuruluş ilkelerini ve yapısını tartışmaya açmak, etnik köken farklılıklarına dayanarak bunları yıkmaya çalışmak, devletin varlığına kastetmekle eşdeğerdir. Bunun adı ihanettir.

Türkiye’nin millî değerlerine ve çıkarlarına yönelik tehditlere karşı dik ve kararlı duruş sergileyen yegâne siyasî irade Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı’dır. Dün yaptığımız bütün tespit ve uyarıların doğru ve yerinde olduğu, yaşanan gelişmelerle somut biçimde ortadadır. Haklılığımız millî vicdanda tescillenmiştir.

Türkiye’nin içinden geçmekte olduğu bu hassas dönemde sergilediğimiz ilkeli tutum, yüksek sorumluluk ve sağduyu anlayışı; Milliyetçi Hareket Partisi’nin ve Cumhur İttifakı’nın millî ve manevî değerlerin şaşmaz muhafızı olduğunu göstermiştir.

Şu sarsılmaz inancı ifade etmeliyim ki; terörsüz Türkiye hedefinin kuvveden fiile geçmesiyle, düşünce zemininden pratik siyasî eyleme dönüşmesiyle Milliyetçi Hareket Partisi, toplumsal siyasetin merkezi olduğunu ispat etmiştir. Birilerinin merkez olma iddiaları boşa düşmüştür. Onların bize benzeme çabaları beyhude bir emekten ibarettir.

Aramızdayken duydukları veya yarım yamalak öğrendikleriyle gittikleri yeni yerlerde toplumsal merkez iddiasında bulunanların fikrî ve siyasî müktesebatları, iddialarına kefil olacak düzeyde değildir. Dikkat buyurunuz: Son yıllarda yaşanan gelişmeler, milletin siyaset algısını milliyetçi merkeze doğru taşımaktadır. Doğru ve doğal olan da budur.

Çünkü bir milletin iyiliğini ve manevî değerler manzumesini kabullenmek ve savunmak, toplumsal merkezde siyaset yapmak demektir. Toplumsal merkez siyasî düşüncede siyasî merkezdir. Onun için siyasî merkez, Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı’dır. Terörsüz Türkiye’ye bakışımızın fikrî dayanağı da buradadır.

Milliyetçiliğin merkezde yer aldığı Türk siyaset arenasında diğerleri kendilerini bu merkeze göre tanımlamak zorunda kalacaktır. Milliyetçiliği bir yönetim projesi olarak kabul eden tek politik hareket Milliyetçi Hareket Partisi’dir. Milletimiz, yıllardır süren yönlendirmelerin mahiyetini fark etmiştir. Milliyetçilik yükselen bir değer olarak milletin gönlünde yerini almaktadır.

“Bugün, dünün sonucudur”

Muhterem arkadaşlarım; anılar geridedir, hayaller ileridedir. Ancak her ikisi de doğrudan bugünle ilişkilidir. Bugün, dünün sonucudur; yarın ise bugünün eseridir. Dün, yani 57 yıllık geçmişimiz, şanla ve şerefle geçmiştir. Bununla övünmek hakkımızdır. Ancak anıların ötesinde, bize yol gösterecek ülkülerimiz de vardır.

Ülkü; tutkumuzdur. Fakat yalnızca geleceğin peşinde koşarken bugünü kaybetmenin bahanesi hâline de gelmemelidir. Zaman, her varlığa taşıdığı öz ve cevhere göre tesir eder. Kalıcı ya da geçici olması, zamana karşı direnme yeteneğiyle sınırlıdır. Ormana anlam kazandıran ağaçtır; topluma anlam kazandıran ise insandır.

Ağaca bakarken ormanı, ormana bakarken ağacı kaçırmamalıyız. Toplumu oluşturan bireyler olduğuna göre meseleye millet ile insan arasındaki bağı koparmadan, geçmiş ile gelecek arasındaki irtibatı kesmeden bakmak zorundayız. Geçmişin gerçeklerini bugüne taşıyan da, geleceğin umutlarını yeşerten de bugündür.

İdeolojiler, hayal edilen düzen ve toplum hayatının teorik alanını kapsar; buna değerler alanı diyebiliriz. Vatan, millet ve bayrak sevgisi; daha güçlü bir ülke beklentisi bu alandadır. Ülkenin güvenliği tehlikeye düştüğünde, “kim öne çıkacak?” sorusunun cevabını en iyi biz biliriz. Milletin bekası tehdit altına girdiğinde, huzurun ve barışın teminatının kim olduğu da bellidir.

Milliyetçi Hareket Partisi mensuplarının, milletimizin aradığı cevapların yegâne adresi olduğunun farkındayız. Günlük kaygıların etkilediği siyaset daha esnektir; değerler alanında siyaset ise daha sadık, daha samimi ve daha kalıcıdır.

Ülküler yıldızlar gibidir; onlara ulaşamayacağımızı bilsek bile onlara bakarak yönümüzü buluruz. Ancak hayallerin peşinde koşarken hayatın gerçeklerinden kopmamak gerekir. Merhum Ziya Paşa’nın dediği gibi, “Nice müneccim gökyüzünde yıldız ararken önündeki kuyuyu görmez.”

Biz, ülkülerimizi hareketimizin merkezine koyuyoruz; fakat yetmez. Önümüzdeki kuyuları da görecek bir vizyon geliştirmek zorundayız.

Özetle; bedeli kanla ödenerek kazanılmış Türkiye Cumhuriyeti’nin temel direği, üniter devlet yapısı ve millî devlet anlayışıdır. Türkiye Cumhuriyeti, 1923’te kurulduğu esaslarla var olacaktır. Bunun güvencesi Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı’dır.

Türk milleti dünya durdukça yaşayacaktır; güvencesi Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı’dır. İstanbul’un fethinin 600’üncü yılı olan 2053’te süper güç Türkiye’ye ulaşılacaktır; güvencesi Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı’dır. 2071’de Türkiye ve Türk milleti, cihan ve uzay hâkimiyeti mesuliyetini Allah’ın izniyle başaracaktır.

Gayret bizden, tevfik Allah’tandır. Türk milliyetçileri, millî görev ve sorumluluklarının idrakiyle; emaneti kırıp dökmeden, günübirlik hesaplarla heba etmeden yarınlara taşıyacaklarını fedakârlıklarıyla bir kez daha gösterecektir.

Milliyetçi Hareket Partisi; çağdaş demokrasinin gereği olan temel hak ve hürriyetlere saygılıdır, hukukun üstünlüğüne inanır; adalet, düzen, barış ve hürriyeti birlikte tesis etmeyi hedefler. Vatandaşlarımızın inançlarını yok saymadan, bir arada kardeşçe yaşamanın güvencesi olan din ve vicdan hürriyetini savunur. Bunlar demokrasinin nimetleri kadar yükümlülükleridir ve millî kültürümüzde köklü bir karşılığı vardır.

Bu duygu ve düşüncelerle hepinizi hürmet ve muhabbetle selamlıyorum.

Kaynak: Haber Merkezi