MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM’de düzenlediği grup toplantısında konuştu.
Yasal düzenlemelere ilişkin açıklamalarda bulunan Bahçeli, “İnanıyorum ki bayramın ardından dört başı mamur reformlar aşama aşama hayata geçecektir. Ucuz hesaplara tevessül etmeden, cılız anlaşmazlıklardan çıkar devşirmeden, basit yargıların peşine takılmadan, mahşerî vicdanın beklentisine muvafık yasal ve demokratik adımlar sırasıyla atılacaktır” ifadelerini kullandı.
Bahçeli'nin konuşması şöyle:
Katar-Türk Birleşik Müşterek Kuvvet Komutanlığı bünyesinde eğitim uçuşu yapan, Katar Silahlı Kuvvetleri envanterine kayıtlı bir helikopterin kazaya uğrayarak kırıma uğraması sonucunda bir askerimizin ve iki ASELSAN çalışanımızın yanı sıra dört Katar askerinin de şehit düşmesi hepimizi yasa boğmuştur. Aziz şehitlerimize Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyorum. Acılı ailelerine, mesai arkadaşlarına, milletimize ve dost ve kardeş ülke Katar’a başsağlığı dileklerimi iletiyorum.
“Bir milleti içten çözmeden hiçbir muhasım gücün başarı şansı yoktur”
Amerika Birleşik Devletleri ile İsrail’in eşgüdüm hâlinde İran’a karşı icra ettikleri orantısız, haksız ve gerekçesiz saldırıların 25. gününde komşu coğrafyalar toz duman içindedir. Trump’ın “yok edeceğiz” tehdidi, İran Dışişleri Bakanlığı’nın “Amerikalılarla müzakereler sonsuza dek sona ermiştir” açıklaması, İsrail Başbakanı’nın şiddet dozajının artacağını söyleyerek savaşın ne kadar gerekirse o kadar süreceğini ifade etmesi ve tesislerin vurulması; bunun ardından İran’ın Katar ve Suudi Arabistan’daki rafinelerin yanı sıra İsrail’in nükleer sahası olan Arad ve Dimona’ya misillemede bulunması tansiyonu zirveye çıkarmıştır.
28 Şubat’tan bu yana İran İslam Cumhuriyeti’nin kolay lokma olmadığı anlaşılmıştır. Rejim ve devlet yönetimi etrafında kenetlenen, tek yürek hâlinde birleşen İran halkı saldırılara karşı adeta etten duvar örmüştür. Sınırlarımızın diğer yakasında süregelen savaş göstermiştir ki bir halkı, bir milleti içten çözmeden hiçbir muhasım gücün başarı şansı yoktur.
‘Terörsüz Türkiye’ sürecine ilişkin yeni mesajlar
İşte bu yüzden “terörsüz Türkiye” hedefimizin hem Allah’ın bir lütfu hem de aziz Türk milletinin tarih, kültür ve egemenlik sacayağındaki muazzez ve müessir iradesinin hikmetli aklı olduğu belgelenmiş, hamdolsun teyit edilmiştir. Bölge çağrımıza şaşı bakanlar, olmadık suçlamalarda bulunanlar; üstelik milletsiz ve milliyetsiz milliyetçilik anlayışına yaslanarak olmayan delile, bulunmayan suyu akıtanlar, haklılığımızın berraklaşması ile kamyon farı görmüş tavşan gibi donup kalmışlardır.
Biz yine de onların donup kalmalarını değil, Türk ve Türkiye Yüzyılı yürüyüşümüze omuz vermelerini istiyor, buna davet ediyoruz. Biz yine de onların huzurlu, güvenli, istikrarlı, ekonomik refaha ulaşmış, diplomaside altın çağını yaşayan, güçlenen ve gürbüzleşen Türkiye için harekete geçmelerini bekliyoruz.
Terörsüz Türkiye, ateşin göbeğine düşen coğrafyalar ve komşu devletler karşısında ülkemin her köşesinde millî yürekleri sulayan zemzem suyudur. Terörsüz Türkiye, Türk ile Kürt’ün ebedî kardeşlik baharı; ortak kader ve kader paydasında yekvücut olma hâlinin huzur etmesidir.
Kukla ile kuklacı aynı maldır; birinin kıymeti ötekinin suretidir. Biz kuklaları ve kuklacıları aramızdan söküp çıkarıyoruz. Dilimiz birdir; kıyamete kadar var olacak kardeşliğin dilidir. Dinimiz birdir; itikat ve imanımızın müşterek dairesinde birliğin ilahî meşalesidir. Vatanımız birdir, acımız birdir, amacımız birdir, atimiz birdir, mazimiz birdir. Türk ile Kürt bozulamayacak kardeşliğin nişanesidir. Hep birlikte Türk milletiyiz, hepimiz Türkiye Cumhuriyeti’yiz. Coğrafyalar deprem geçirirken, jeopolitik fırtına devleşmişken, savaş ve çatışmalar dönemi hızla tetiklenmişken bize başkasından fayda yok diyeceğiz. Onun bunun şeytan planlarına aldırış etmeyeceğiz, bozguncuları güldürmeyeceğiz; birlikte ve beraberce bayrağımızı asla indirtmeyeceğiz.
“Terörsüz Türkiye, haramı geçim kapısı yapanlara karşı helalin şuurudur”
Kimlik siyasetinin sonu yoktur; etnik ve mezhep temelli ayrışmanın kazananı yoktur. Ancak her şeyden önce Türkiye demenin bekâ düzeyinde önceliği vardır ve olacaktır. İlgili komisyonun hazırladığı rapora binaen demokratik ve hukukî düzenlemeler adım adım yerine getirilecektir. Bu süreçte yanlış anlamalara meydan verecek, iyi niyetle ters düşecek, değersizliği teşvik edecek, kırılganlıkları artıracak sancılı açıklamalardan özenle kaçınmak esas olmalıdır. On yıllar boyunca milletimizin de ülkemizin de önünü kapatmış, pek çok ağır tahribata ve kabarık faturaya yol açmış terör musibetinin tamamıyla sonlandırılması ile Türk milleti ortak faydada buluşmuş olacak, her insanımız kazançlı çıkacaktır. Süreci boğmanın, aceleye getirmenin, tartışmaları alevlendirmenin âlemi yoktur. Yola çıktık, inşallah varacağız. Hedef koyduk, inşallah ulaşacağız. Terörsüz Türkiye dedik; Allah’ın izniyle ve muhakkak surette başaracağız.
Terörsüz Türkiye, boynunda haç taşıyanlara karşı hilalin duruşudur. Terörsüz Türkiye, haramı geçim kapısı yapanlara karşı helalin şuurudur. Terörsüz Türkiye, batıla hizmet edenlere karşı hakkın teslim olmaz ruhudur. Muhatap olduğumuz her müşkülat, katlandığımız her müessif olay, daha huzurlu ve daha güvenli bir Türkiye’nin, geleceğin kefaretidir. Türk milleti kesin hükmünü Malazgirt’te vermiş; ayak bastığı toprakların ruhuna vatan sevdasını can pahasına üflemiştir. Bu emaneti Türk’üyle, Kürt’üyle, bir bütün büyük millet müktesebatı ile istikbale taşımak millî görevimizdir. Sebatıyla, istikrarla taşımak millî görevimizdir. Bunu da istiklâlimizin onuruyla gerçekleştirmek yegâne seçenektir.
“Reformlar aşama aşama hayata geçecektir”
İnanıyorum ki bayramın ardından dört başı mamur reformlar aşama aşama hayata geçecektir. Ucuz hesaplara tevessül etmeden, cılız anlaşmazlıklardan çıkar devşirmeden, basit yargıların peşine takılmadan, mahşerî vicdanın beklentisine muvafık yasal ve demokratik adımlar sırasıyla atılacaktır. Türkiye’mizin yeni yüzyılda kronikleşmiş ve kökleşmiş sorunlarından kurtarılması gerçek vatanseverliktir, gerçekçi milletseverliktir ve milliyetçiliktir.
Türk ile Kürt ancak beraberlik içinde vardır; birlikte olunduğunda dirlik vardır, esenlik vardır, gelişmişlik vardır, kuvvet vardır, kudret vardır. Ölmüşlere rahmet, yaşayanlara ise selamet vardır. Tevazu ve temkinle yol alacağız, dayanışma ile çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Konuşarak, dinleyerek, iş birliği kararlarını işleterek, sağduyuyla hareket ederek, empati ile ilerleyerek; temkini elden bırakmayarak devletin ve milletin tartışılmaz, sarsılmaz haklarını hep birlikte koruyup kollayacağız.
Türkiye’miz bölgesinde ve dünyada her alanda örnek gösterilecektir. İstikrarımız, itibarımız ve millî irademiz parlayacaktır. Türk milleti kardeşliğine ve kaderine ön şartsız sahip çıkacaktır. Terörsüz Türkiye, belirli süreli ve çekişmeli bir spor müsabakası değildir; bu yüzden mağlup olan da sahadan çıkacak, kazanan da yalnızca millet olacaktır. Terörsüz Türkiye doğaçlama nitelikli bir tiyatro da değildir. Özünde ve ağırlık merkezinde devlet aklı vardır, millet ahlâkı hâkimdir. Türkiye mevsimlik bir macera değildir; zamanlar üstü bakış ve kavrayış özelliği ile Türk milletinin topyekûn barış ve kardeşlik sancağının altında toplanmasını esas almaktadır.
Türkiye mevsimlik bir macera değildir; zamanlar üstü bakış ve kavrayış özelliği ile Türk milletinin topyekûn barış ve kardeşlik sancağının altında toplanmasını esas almaktadır.
"İlacımız da silahımız da tamdır"
PKK’nın kurucu önderiyle aramızda kırmızı bir hat olduğunu iddia eden müştekilerin, bizatihi büyük Türk milleti tarafından kırmızı kalemle üzerlerinin çizileceğine de mutlaka şahitlik edeceğiz. Zaman en büyük ilaçtır, sabır en güçlü silahtır. Çok şükür ilacımız da silahımız da tamdır.
Muhterem arkadaşlarım, Türkiye, ABD–İsrail ortaklığının İran’ı hedef alan saldırıları karşısında barışçıl arayışlarını samimiyetle ifa etmektedir. Memnuniyetle söylemeliyim ki Türk dış politikasının uygulayıcıları görevlerinde dikkatli ve ciddi, temaslarında saygılı ve hazırlıklı; sözlerinde cesur ve nazik, düşüncelerinde olgun ve yapıcı, eylemlerinde ısrarlı ve seviyelidir.
Cumhurbaşkanımız diplomatik temaslarını aralıksız sürdürmektedir. Dışişleri Bakanımız ise son derece dengeli ve şuurlu bir şekilde Türkiye’nin mesajlarını, hassasiyetlerini ve takip edilen seviyeli siyaseti muhataplarına anlatırken; barış ve uzlaşma atmosferinin tecelli etmesi için çaba sarf etmektedir.
Körfez ülkeleri için alacak bir savaş ve çatışma ikliminin oluşması yalnız bir bölgeye sınırlı kalmayacak, dalga dalga yayılacak ve yaygınlaşacaktır. Uluslararası toplum, sıcak savaş ortamına tribünden bakmayı terk etmelidir. En azından her ülkenin—buna bazı İslam ülkeleri de dâhil—İspanya Başbakanı’nın onurlu, ilkeli ve cesur tavrından ilham almaları ve bununla münevver bir şekilde hareket etmeleri, insani değerlerin ve devletlerin egemenlik hukukunun savunulması adına tarihî bir mecburiyettir.
Korku duvarlarını yıkmış bir milletin evladı olarak bunu beklemek en tabi hakkımızdır. Çünkü bu dünya, “insan” diyen herkesin ortak yaşama alanıdır. Bu alanın balistik füzelerle enkaza çevrilmesi; stratejik, siyasi, enerji, ekonomik ve su savaşlarıyla tahrip edilmesi uzun seneler altından kalkılamayacak bir felaketin eşzamanlı ayak sesleridir.
"59 yıl aradan sona ilk kıblemiz Mescid-i Aksa’da bayram namazı kılınamamıştır"
Savaş durmalıdır, silahlar susmalıdır, diplomasi ve diyalog öne çıkmalıdır. Masum insanların ölümü cinayettir. Kim veya kimler bu cinayette ortaksa insanlık karşısında suçludur. İsrail gözü kararan, kan içen, can alan, önüne gelene saldıran bir ölüm aygıtına dönüşmüştür. Asıl rejim değişikliği, asıl yönetim değişimi İsrail’de yaşanmalıdır. ABD Başkanı’nın ilk gündemi evvela bu olmalıdır. İsrail’in ABD’nin yönetim sistemine nüfuz etmesi, karar ve denetim organlarına şu ya da bu yolla istikamet çizmesi büyük bir tehlikedir, Amerikan halkına da direkt hakarettir. İsrail’in 20 Mart’ta Suriye’nin güneyindeki askeri alt yapıyı hedef alan saldırısı bölgesel gerilimi tırmandıran düşmanca bir tutumdur.
Lübnan’a yönelik askeri operasyonları da hem uluslararası hukukun ihlali hem de Ortadoğu’nun kanayan ağır yarasıdır. Üstelik bu terör devleti Ramazan ayı boyunca Mescid-i Aksa’yı ablukaya almış, zor kullanarak ibadete kapalı tutmuştur. Lütfen dikkat ediniz, 59 yıl aradan sona ilk kıblemiz Mescid-i Aksa’da bayram namazı kılınamamıştır. Bu alçak muamele Müslüman gönülleri ve İslam alemini ileri düzeyde rahatsız ve rencide etmiştir. Mescid-i Aksa’nın manevi dokusuyla, tarihsel statükosuyla hiç kimse oynayamaz, buna teşebbüs edenler de iki cihanda en ağır bedeli ödemeye mahkum olmaktan kurtulamaz. Kudüs İslam’dır, Mescid-i Aksa İslam’dır, hepimizin ilk göz ağrısıdır, ilk kıblemizdir, Miraç mucizesinin ilk eşiğidir; Siyonizm’in oyuncağı olmasına ise asla göz yumulamaz.




