MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ABD ve İsrail tarafından İran’a yönelik başlatılan saldırılar ve Orta Doğu’daki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan sürece ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bahçeli, bölgedeki gelişmelerin Orta Doğu’da gerilimi artırdığını belirtti.
Açıklamasında Türkiye ile bölge ülkeleri arasındaki ortak kader vurgusuna yer veren Bahçeli, “Ankara ile Tahran’ın ufku aynı yöne bakmaktadır. Ankara ile Bağdat ve Şam’ın, Kudüs ile Gazze’nin kaderi aynı ortak paydada birleşmektedir” ifadelerini kullandı.
Bahçeli, Ramazan ayının son günlerine ve Kadir Gecesi’ne yaklaşılırken İslam coğrafyasında yaşanan çatışmaların üzüntü verici olduğunu belirtti. Ramazan ayının barış ve huzur ortamında geçmesi gerektiğini ifade eden Bahçeli, bölgede artan savaş ve gerilimlerin İslam dünyasını olumsuz etkilediğini dile getirdi.
İslam dünyasında birlik ve dayanışma önemi
İslam ülkeleri arasındaki birlik ve dayanışmanın önemine de dikkat çeken Bahçeli, bölgedeki çatışmaların ve jeopolitik gerilimlerin medeniyet mirasına zarar verdiğini ifade etti. Açıklamasında sivillerin hedef alınması, altyapıların zarar görmesi ve savaşların yarattığı yıkıma değinen Bahçeli, İslam ülkelerinin egemenlik haklarının da bu süreçte baskı altında kaldığını kaydetti.
Bahçeli ayrıca, İslam coğrafyasında yaşanan savaşlar ve çatışmaların nedenlerinin sorgulanması gerektiğini belirterek, birlik ve dayanışma sağlanamadığı sürece dış müdahalelerin devam edebileceğini ifade etti.
Bahçeli'nin açıklamasının tamamı şu şekilde:
"Bir yanda onbir ayın sultanı Ramazan-ı Şerif’in sonuna yaklaşırken, diğer yanda bin aydan daha hayırlı olduğu Kur’an-ı Kerim’de müjdelenen Kadir Gecesi’yle müşerref olmanın buruk da olsa manevi güzelliğini yaşıyoruz. Buruğuz, çünkü Ramazan ayının sulh ve sükûneti maalesef her cepheden ihlal edilmiş, süregelen şiddet tonu yüksek savaş ve çatışmalar İslam alemini ağır şekilde hırpalamış ve yaralamıştır. Ne yazık ki iman ve inanç ölçülerimize müzahir ve münasip şekilde tezahürünü niyaz ve murat ettiğimiz birlik, dirlik ve dayanışma ruhundaki derin çatlaklar, bundan kaynaklanan pek çok sorun aşama aşama vasat bulmuştur. Huşuyla ve huzurla ihata edilmiş bir Ramazan ayını idrak etmek varken; uçuşan füzeler, hedef alınan masum insanlar, yıkıma maruz kalan stratejik altyapılar, devamlı çıta yükselten jeopolitik gerilimler, her yerinden hasar alan medeniyet mirası özelde din kardeşlerimizi, genel manada ise İslam ülkelerinin egemenlik haklarını rehin almıştır. Tan yeri ağarıncaya kadar esenliğin var olacağına inandığımız Kadir Gece’mizde acı, soykırım ve savaşların neden İslam coğrafyasında yuvalandığını samimi ve dürüst bir vicdan refakatinde sorgulamak, ahlaki ve tutarlı bir özeleştiri mekanizmasını devreye almak lazımdır. İçte dağınık olduğumuz müddetçe, aramızda nifak tohumları yeşerdiği sürece dışımızdan her türlü mütecaviz müdahalenin yapılacağını asla unutmamak asıl olmalıdır. Siyonist-emperyalist menşeli savaş ve cinayet makinesinin devamlı surette Müslüman kanı dökmesi, bunun yanı sıra İslam coğrafyasını savaş ve çatışma arenasına dönüştürmesi hunhar nitelikli kahredici bir kısır döngü olduğu kadar tahammülü imkansız tek yanlı zalimlik numunesidir. Geldiğimiz bu aşamada inanç hürriyetimize, insan olmaktan mütevellit tarihi haklarımıza sahip çıkmadığımız veya çıkamadığımız takdirde varlığımızın ve hayati çıkarlarımızın kademe kademe çiğneneceği çok açıktır. Ankara ile Tahran’ın ufku aynı yöne bakmaktadır. Ankara ile Bağdat ve Şam’ın, Kudüs ile Gazze’nin kaderi aynı ortak paydada birleşmektedir. Onbeş gündür kapalı tutulan ilk kıblemiz Mescid-i Aksa’nın hüznü hepimizin, Müslümanım diyen herkesin yürek sızısıdır. Bu zulüm mutlaka son bulmalıdır. Temennim, Siyonist-emperyalist kumpasların karanlık dehlizlerine düşmeden, kardeşlik şuurunun ikmaliyle derlenip toparlanmak, görüş açımızı kapatan kabus bulutlarını imanımızın itibar ve haysiyetiyle dağıtmaktır. Kadrini ve kıymetini hakkıyla ifa etmeyi ümit ettiğim bugünkü Kadir Gecemizde, kendimize dönerek yanlışların nerede yapıldığını, açıkların nerede verildiğini, zaaf ve zayıflıkların nerelerde tebarüz ettiğini temiz bir vicdan eşliğinde teşhis edip buna muvafık tedbirler almak tarihi bir sorumluluktur. Aziz Türk milletinin, Türk-İslam aleminin, yurt içinde ve yurt dışında yaşayan bütün aziz vatandaşlarımızın mübarek Kadir Gecesi’ni tebrik ediyor, dualarımızın ve müşterek hedeflerimizin potasında buluşmayı halisane şekilde diliyorum. Kadir Gecemiz mübarek olsun diyorum. Cenab-ı Allah Türk milletinin, gönül ve kültür coğrafyalarımızda onurlu bir hayatın mücadelesini veren kardeşlerimizin yar ve yardımcısı olsun diye dua ediyorum."
Bir yanda onbir ayın sultanı Ramazan-ı Şerif’in sonuna yaklaşırken, diğer yanda bin aydan daha hayırlı olduğu Kur’an-ı Kerim’de müjdelenen Kadir Gecesi’yle müşerref olmanın buruk da olsa manevi güzelliğini yaşıyoruz.
— Devlet Bahçeli (@dbdevletbahceli) March 16, 2026
Buruğuz, çünkü Ramazan ayının sulh ve sükûneti maalesef her…




