Belediye başkanlarına rüşvet vererek ihale süreçlerini organize ettiği iddia edilen ve liderliğini Aziz İhsan Aktaş'ın yaptığı öne sürülen 'Aziz İhsan Aktaş suç örgütü' davası ikinci haftasında devam ediyor. 20 tutuklu sanığın savunmaları ilk hafta tamamlandı.

Duruşmanın ikinci haftası sanıkların savunmalarının alınmasıyla başlarken, duruşmaya saat 12.30 sıralarında ara verildi.

Aziz İhsan Aktaş suç örgütü soruşturması kapsamında, 5'i tutuklu 7 belediye başkanının da aralarında bulunduğu toplam 33'ü tutuklu 200 sanığın yargılanmasına 5'inci gününde devam ediliyor. İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin kapasitesinin yetersiz olması nedeniyle, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısında bulunan 1 numaralı salonda görülen duruşmada, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat ile başka tutuklu sanıklar, tutuksuz sanıklar ile tarafların avukatları hazır bulundu. Duruşmanın 1'inci haftasında Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara'nın da aralarında bulunduğu toplamda 20 tutuklu sanık savunma yaptı. Silivri'deki Marmara Ceza İnfaz Kurumları yerleşkesinde görülen duruşmanın ikinci haftası, sanıkların savunmalarının alınmasıyla başladı.

“Bilgilerin aziz İhsan Aktaş'la paylaşılıp paylaşılmadığını bilemem”

İSFALT Satın Alma Müdürü Rana Uysal, "Ben Aziz İhsan Aktaş'ı da İsmail Güven'i de tanımıyorum. Dokümanda yer alan imza da bana ait değil. Ben İSFALT'ın satın alma müdürlüğünü yapıyorum. Satın alma müdürü olarak görevimiz, şirketin belirlediği ihtiyaçları yine şirketteki ilgili müdürlüklerle ihale süreçlerini yönetmek ve yönetim kurulu onayına sunmaktır. Kimseye ayrıcalık yapmak için değil, en uygun fiyatı almak için ihale açılır. Şirkette ihale süreci için talep sahibi, ihtiyaç sahibi gibi kalemler oluşturulur. Talep, birim müdürü tarafından onaylandıktan sonra mali işler müdürlüğüne gider. Onlar da kontrol eder, sonra talep bana düşer. Ben de ihale usulünü kanuna göre belirlerim. Talep en son genel müdür yardımcısı tarafından onaylanır. Herhangi bir bütçe belirleme, ödenek yapma gibi görevim bulunmamaktadır. Mustafa Mutlu, İSFALT'ta Kasım 2019 ile Şubat 2024 arasında ihale ile ilgili her konuda danışmanlık hizmeti vermiştir. İddianamede belirtildiği gibi hiçbir zaman şartname hazırlamamıştır. Mutlu'nun bir gizlilik sözleşmesi de mevcuttur. Mutlu, buradaki tüm ihalelerin yaklaşık maliyetlerini de bilir. İddianamede Aziz İhsan Aktaş'ın ihale puanı olduğu belirtilmektedir ancak puanlama sistemi ihale ilanında yayınlanmakta ve tüm isteklilere bildirilmektedir. 10 yıllık süreç içerisinde çalıştığım şirketlerin gizli kalması gereken hiçbir bilgisini üçüncü şahıslarla paylaşmadım. Mustafa Mutlu'nun görevi gereği bu bilgileri biliyor olması, sözleşmesinde yazan hususlardan dolayıdır. Mustafa Mutlu'nun Aziz İhsan Aktaş'la ne ilişkisi var bilmiyorum. Mustafa Mutlu'nun bu bilgileri Aziz İhsan Aktaş ile paylaşıp paylaşmadığını bilemem" dedi.

“İşlediğim bir suç yok”

Tutuklu sanık İSFALT Genel Müdür Yardımcısı Sencer Hacıoğlu, "İhale komisyon üyesi olduğum için sorunlu tutuluyorum, işlediğim bir suç yok. İddianamede kanunda sözü geçen 'yasak fiilleri' işlediğime dair bir açıklama yok. Ne yaparak ihaleyi örgüte ait firmanın kazanmasına sebep oldum belli değil" dedi.

“İhaleye onay verme yetkim yok”

Beşiktaş Belediye Başkan Yardımcısı Ali Rıza Yılmaz şu şekilde konuştu:

"Ben yoksul bir aileden geliyorum. ömrüm mücadeleyle geçti. bu konuda ciddi bedeller ödedim, hala da ödemeye devam ediyorum. Haksız, hukuksuz, tek taraflı hazırlanan iddianameyle ilgili görüşlerim olacak çünkü ben 10 aydır bugünü bekliyorum. Ben seçilmiş Meclis üyesiyim ve başkan yardımcısıyım. Halka sorumluluklarım var ve bunun için mücadele ettim. Sayıştay ve mülkiye müfettişleri 2 senede bir gelmesi gerekirken her sene gelirdi. Bu denetimlerde ne ben ne arkadaşlarım bir suçlamayla karşılaşmadık. Suç işlemedik. 1 yıl önce belediye başkanımız, 10 önce de ben ve arkadaşlarım tutuklandık. Ben ihaleye fesat karıştırmaktan tutuklandım, ama benim sadece ihalelere olur verdiğim görülecektir. Savcılık olur vermenin anlamının ne demek olduğunu bilmiyor mu? Bilirkişi raporlarını hazırlayanlar onlarca yüzlerce bu ihaleleri denetliyorlar, benim attığım imzanın karşılığının ne olduğunu da biliyorlar. Savcılığa da bildiriyorlar ama savcılık bunu göz önünde bulundurmuyor. Neden CHP’li olduğum için mi peşinen hüküm veriliyor? Hakimlikte daha 2-3 dakika olmadan dosyaları inceleyip karar verdiler. Bütün bu işlerin formalite olduğunu gördüm.

Çünkü kendine talimat verilmese mahkeme başkanının o dosyayı incelemesi en az 2 saat sürerdi. Nerede adalet? Ben hukukun peşindeyim. Haksız yargılanmamanın peşindeyim. 10 ay tutuklu kaldım ama ifadeye çağrılmadım, aleyhimde ifadeler olduğu halde. Bu ifadeler soyut mesnetsiz ifadelerdir. Bu iddianamede benim ifademin olması gerekmez miydi? Delilden suça gidilmemiştir. Bir koordine söz konusu değil, destek hizmetleri müdürlüğü bana bağlı doğrudur. Benim görev tanımın gereği ihalelerdeki rolüm; hizmetlerin aksamaması için talepleri bana getirirler olur veririm. Bu usulen yapılan bir şeydir. Olur vermek belediyeyi komple idare etmek değildir. Bilirkişi raporlarında benim ismim dahi geçmemektedir, burada bir yetki karmaşası ve yönlendirme söz konusudur.

Akın Gürlek’ten hafızlık açıklaması: Diyanet’e teşekkür etti
Akın Gürlek’ten hafızlık açıklaması: Diyanet’e teşekkür etti
İçeriği Görüntüle

İddianamede benim ihalelere onay verdiğim yazıyor, benim ihaleleri onaylama yetkim yoktur. Talimat verdiğim, zorladığım da doğru değildir; bunu kesinlikle kabul etmiyorum. İftiraların kendilerini kurtarmak için söylediklerini kesinlikle kabul etmiyorum. Ben ihaleye fesattan tutuklandım, daha sonra iddianamede özel evrakta sahtecilik diye bir suçlama çıktı. Kamu kurumunu dolandırma, örgüt üyesi olma… Bu suçlamaların nereden çıktığını anlamıyorum. Ne oldu da neden bu suçlamalar 10 ay içinde bana yöneltildi bilmiyorum. Ben suçlu değilim, kendimi kurtarmak için başkalarına suç atmayacağım. Çocuklarıma böyle bir miras bırakmayacağım. Benim ihale evraklarını görme ya da denetleme yetkim yoktur. 6 yılda bir gün evraklarla ilgili bir şey sormadım, neden sorayım. Benim bir saygınlığım var, tırnaklarımla kazıyarak geldim ben buraya. onurum ve gururum var. Taşınmazın satılması nasıl suç olabilir."

"Yandaş medya organlarında baştan suçlu ilan edildik"

Mahkeme başkanına seslenen Yılmaz, "Ben ‘Aziz İhsan Aktaş’ adıyla anılan bir suç örgütünü tanımıyorum. Böyle bir örgütün varlığını ispatlamak benim sorumluluğum da değildir. Bu, devletin sorumluluğundadır.

Dosyada gizlilik kararı varken, iddianame hazırlanmadan önce ve hazırlanma sürecinde, yandaş medya organlarında, televizyonlarda ve sosyal medyada hakkımızda haberler yapılmış, kamuoyunda baştan suçlu ilan edilmiş bulunuyoruz. Masumiyet karinesi açıkça ihlal edilmiştir.

Burada yargılanan herkes masumdur. Ancak adil bir yargılama yapılır, hukuk kurallarına uygun şekilde deliller ortaya konur ve suç ispatlanırsa, o zaman verilecek karara saygı duyarım. Bunun dışındaki hiçbir suçlamayı kabul etmem mümkün değildir.

Dosyada gizlilik kararı varken, avukatlarımız günlerce, aylarca belge ve bilgiye ulaşamazken; gerçekte var olmayan, soyut beyanlara ve soyut iddialara dayalı suçlamaların dosyada yer almasını anlamakta güçlük çekiyorum. Bunun mutlaka değerlendirilmesi gerekir. Biz bu devletin insanlarıyız Sayın Başkan. Sırf Cumhuriyet Halk Partili olduğumuz için mi suçlanıyoruz? Sırf solcu olduğumuz için mi suçlanıyoruz? Devlet; parti devleti değildir. Hukuk devletidir. Bu ilkenin bu dosyada da gözetilmesini talep ediyorum" diye konuştu.

"Yıllık toplam gelirim 7 milyon 830 bin lira"

Tutuklu sanık Rıza Akpolat’ın eşinin eniştesi Burak Kangal ise, "Eşimle birlikte birikimlerimiz var, ayrıca ailemizden kalan birikimlerimiz de mevcut. Döviz olarak biriktirmiştik. Araştırmalar yaptık, kendimize ev baktık. Baldızımın evi Acarkent’te, onların da yönlendirmesiyle o bölgede bir ev baktık ve en sonunda bir ev almaya karar verdik. Evi satın alacağımız gün işlemlere geç kalmamak için eşimden yardım istedim ve 689 bin Euro'yu bozdurmak için kendisinden ricada bulundum. 698 bin Euro'yu ona verdim bozdurdu. Daha sonra bankada buluştuk. Para sayım işlemlerinin ardından tapu dairesine geçtik. 2024 yılı için 240 bin lira olan aylık gelirim, MASAK raporunda yıllık gelir gibi gösteriliyor. Benim evlerim var, kiraya veriyorum ve bunu Gelir İdaresi’ne beyan ediyorum. Orada ödenen kiralar bile yazar. Sadece kira gelirim 960 bin lira. Şirketten yaklaşık 1,5 milyon lira huzur hakkı alıyorum. Benim yıllık toplam gelirim 7 milyon 830 bin lira. Bunu MASAK bir şekilde bulamıyor. Bu evi almış olmamdaki anormalliği anlamış değilim. Akpolat ile tanıştıktan sonra zenginleştiğimiz, hayatımızın değiştiği söyleniyor. İddianamede yazdığı için söylüyorum; ben ilk Rolex saatimi 2005 yılında aldım. Evlenmeden önce de dünyada gezmediğim yer kalmamıştı. Benim geçmişim belli, 7 gayrimenkulüm var. Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklamakla bir ilgisi yok" dedi.

"Aylardır tutukluyuz"

Mahkeme başkanının, 'Villanın esasında Akpolat’a ait olduğu ama sizin üzerinize yapıldığı iddiası var. Buna ne diyorsunuz' diye sorması üzerine Kangal, " 'Duydum' cümleleri üzerine ben buradayım. Birisi 'Duydum' deyip etkin pişmanlıktan yararlanıyor, serbest kalıyor, biz aylardır burada tutukluyuz. Kesinlikle öyle bir durum yok" şeklinde konuştu.

Duruşma ertelendi

Duruşma 4 Şubat Çarşamba günü saat 10.00'da görülmeye devam edecek.

Kaynak: DHA