Sanatçı Mabel Matiz’in "Ha Leylim" adlı şarkısı ve video klibi gerekçe gösterilerek Türk Ceza Kanunu’nun 226. maddesinde yer alan "müstehcenlik" suçu kapsamında yeniden soruşturma başlatılması kamuoyunda tartışmalara yol açtı. Şarkı sözleri ile klipteki görsellerin soruşturmaya konu edilmesine tepki gösteren İnsan Hakları Derneği (İHD) Merkezi LGBTİ+ Komisyonu, yazılı bir açıklama yayımlayarak sürecin sanat ve ifade özgürlüğü açısından kaygı verici olduğunu kaydetti.

Sansür ve otosansür baskısı yaratıyor

Açıklamada, LGBTİ+ görünürlüğünün ve aşk ihtimalinin "müstehcenlik" kapsamında değerlendirilemeyeceği vurgulandı. Bu tür yaklaşımların "genel ahlak" kavramları üzerinden kriminalize edildiğine dikkat çeken komisyon, durumun toplumdaki ayrımcılığı derinleştirdiğini ve sanatçılar üzerinde açık bir sansür ile otosansür baskısı yarattığını ifade etti.

'10 Manşette Bugün' | 14 Ağustos 2026
'10 Manşette Bugün' | 14 Ağustos 2026
İçeriği Görüntüle

Kültürel hafıza ve tarihsel vurgu

Sanatsal ifadedeki çeşitliliğin bu coğrafyanın kültürel hafızasında yüzyıllardır yer aldığı belirtilen açıklamada, köklü edebiyat ve sanat geleneğine işaret edildi. Divan edebiyatında sevgilinin cinsiyetinin belirsiz bırakıldığı örnekler ile şehrengizlerde erkek güzellere duyulan hayranlığın şiir konusu olduğu hatırlatılarak, bugün "toplumsal değerlere aykırı" sayılarak görünmez kılınmak istenen çeşitliliğin köklü bir geçmişe sahip olduğu aktarıldı.

Geçmişteki yasaklar hatırlatıldı

Açıklamada ayrıca 12 Eylül sonrasındaki trans sanatçılara yönelik sahne yasakları ile 1990’lardaki baskı reflekslerinin bugün yeniden üretilmesinin kabul edilemez olduğu ifade edildi. "İHD Merkezi LGBTİ+ Komisyonu olarak Mabel Matiz’in yanında olduğumuzu; LGBTİ+ varoluşunu, aşkı ve sanatsal ifadeyi suçlaştıran her türlü sansür ve ayrımcı uygulamanın karşısında olduğumuzu kamuoyuna duyuruyoruz. Aşk suç değildir. LGBTİ+ varoluşu müstehcen değildir. Sanat yargılanamaz, şarkılar susturulamaz" denildi.

Kaynak: Haber Merkezi