Belediye başkanlarına rüşvet vererek ihale süreçlerini organize ettiği iddia edilen ve liderliğini Aziz İhsan Aktaş’ın yaptığı öne sürülen ‘Aziz İhsan Aktaş suç örgütü’ davası duruşmasının ikinci günü başladı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel'de duruşmayı takip etmek üzere Silivri'ye geldi. Duruşma tutuklu sanıklar savunma yapıyor.
Aziz İhsan Aktaş suç örgütü soruşturması kapsamında, 5’i tutuklu 7 belediye başkanının da aralarında bulunduğu toplam 33’ü tutuklu 200 sanığın yargılanmasının ikinci günü başladı. İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kapasitesinin yetersiz olması nedeniyle, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nun karşısında bulunan 1 numaralı salonda görülen duruşmada, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, başka tutuklu sanıklar, tutuksuz sanıklar ve tarafların avukatları hazır bulundu.
Özgür Özel Silivri'ye geldi
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, duruşmayı takip etmek üzere Silivri'ye geldi. CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ve partililer Özel'i kapıda karşıladı.
“Yıllardır tanıdığım arkadaşımla aramızdaki para alışverişi bir anda rüşvet olarak nitelendirildi”
Duruşmada savunma yapan tutuklu sanık Adıyaman Belediye Başkan Yardımcısı Ceyhan Kayhan, "Çalışma hayatım boyunca hep belediyelerde görev yaptım. Adıyaman’daki çalışmalar adeta bir şantiye alanı gibiydi. Gerçekten çok zor durumda olan bir kentti. Orada faydalı olabileceğimi düşündüğüm için göreve başladım. Adıyaman’da insanlar büyük travmalar yaşamıştı. Üzülerek söylüyorum ki bu ülkede kötülük o kadar sıradanlaştı ki insanlar, kendi konforları ve kendi hayatları için hiç düşünmeden bir başkasına yalan söyleyebiliyor, iftira atabiliyor ve insanların hayatını mahvedebiliyor. Ben de sekiz aydır cezaevinde yatıyorum. Benimle ilgili ifade veren arkadaş Savaş Çetinkaya’yı İzmir’den tanırım. Kendisi de İzmir’de yaşıyor. 2016 yılında Altaş firmasında çalışıyordu. O dönem personel alımlarında kendisini arardım, bize yardımcı olurdu. Tanışıklığımız çok eskiye dayalıdır. Zaman zaman aramızda para alışverişi de olmuştur. En son belediye başkan aday adaylığım sürecinde Ankara’da da yanımdaydı. Kendisiyle sürekli görüşüyorduk, bana destek oluyordu. Ancak anlam veremediğim bir şekilde bana böyle bir iftirada bulundu. Yıllardır tanıdığım bir arkadaşla aramızdaki para alışverişi bir anda rüşvet alışverişi olarak nitelendirildi. Kendisinin bana gönderdiği 170 bin liralık bir para vardır. Ben bu parayı aldığımı zaten söylüyorum. Ancak benim ona gönderdiğim 25 bin liralık bir ödeme, sanki ben ondan rüşvet almışım gibi dosyada gösteriliyor. Yani benim gönderdiğim para, benim aleyhime rüşvet olarak kullanılmıştır. Bunu kabul etmiyorum. Sanki aramızda sürekli bir para alışverişi varmış gibi gösteriliyor. Bu kadar yakın bir arkadaşımla bu noktaya gelmiş olmamızı anlayamıyorum. Ben aldığım bütün paranın tamamını arkadaşımıza ödedim. Buna rağmen bu arkadaş beni tanımadığını söylüyor, böyle bir durumun olmadığını iddia ediyor. Dosyada o kadar çok yalan beyanı var ki, kendisiyle benim Abdurrahman Tutdere tarafından tanıştırıldığımızı dahi söylüyor. Böyle bir şey kesinlikle yoktur" dedi.
“Benim görev yaptığım süre boyunca ihale verilmedi”
Kayhan savunmasının devamında, "Ben kimseden rüşvet almadım, rüşvete aracılık etmedim. İddia makamı, rüşvete aracılık iddiasını bir ihale verme gerekçesine dayandırmıştır. Biz kesinlikle herhangi bir ihale vermedik. Ben bir buçuk yıl boyunca görev yaptım ve bu süre içerisinde ilgili firmaya ya da onun bağlantılı firmalarının hiçbirine ihale verilmedi. İhale yapmadık, ihale vermedik. Ayrıca neden ihale yapmadığımızı da açıklamak istiyorum. Biz göreve başladığımızda, Çevre ve Şehircilik Bakanlığımız tarafından, Avrupa Birliği fonları kapsamında ve diğer belediyeler aracılığıyla belediyemize temizlik araçları verilmişti. Çöp kamyonları ve süpürge araçları teslim edilmişti. Başkanımız ve ilgili arkadaşlarımızla yaptığımız değerlendirme sonucunda, böyle bir ihaleye gerek olmadığı kanaatine vardık. Çünkü belediyemizin yeterli sayıda aracı bulunuyordu. Birkaç araç takviyesiyle bu hizmeti tamamen kendi belediye imkanlarımızla yürütebileceğimize karar verdik. Nitekim başkanımız göreve geldiğinde, daha önce kullanılan birçok kiralık aracın sözleşmesini de feshetmişti. Bunun nedeni tasarruf sağlamaktı. Amacımız; kendi kendine yeten, kendi ayakları üzerinde duran, güçlü bir belediye yapısı oluşturmaktı. Bu hedef doğrultusunda Adıyaman’da kısmen de olsa bunu başarmıştık" dedi.
“Aziz İhsan Aktaş'ın benim dönemimde aldığı ihale bulunmamaktadır"
Tutuklu sanık Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar mahkemede yaptığı savunmasında, ‘Ben 2024 yılı Mart ayında Ceyhan Belediye Başkanı seçildim. Aziz İhsan Aktaş ve yakınlarının belediyelerden aldığı herhangi bir ihale olmadığı gibi, benim dönemimden önce yapılmış ihalelerin de devamı söz konusu olmamıştır. Aziz İhsan Aktaş ve akrabalarının, 2024 yılında belediye başkanı seçildikten sonra benim dönemimde aldığı herhangi bir ihale bulunmamaktadır ve devam eden bir ihale de yenilenmemiştir. İhsan Aktaş ve yakınlarının şirketlerine yapılan ödemeler usulüne uygun şekilde gerçekleştirilmiştir. Şöyle ki; aynı tarihlerde başka firmaların da belediyeden alacakları ödenmiştir. Aktaş ve yakınlarının şirketlerine yapılan ödemeler özel ya da ayrıcalıklı ödemeler değildir. Belediyeden alacağı bulunan diğer firmalar da aynı şekilde ödemelerini almıştır. Aktaş, değeri 4 milyon lira olan bir daireyi 20 milyon liraya aldığını söyleyerek rüşvet verdiğini iddia etmektedir. Ancak yine Aktaş’ın, babamla ev pazarlığı yaptığını iddia ettiği 25–26 Temmuz tarihlerinde, akrabalarının şirketlerinin belediyeden olan toplam alacağı sadece 1,5 milyon liradır. Tapunun alındığı Ağustos ayında da yine alacak tutarı 1,5 milyon liradır. Aziz İhsan Aktaş, Kasım ayında 300 bin dolar verdiğini iddia etmektedir. O tarihte ise şirketlerinin belediyeden bir kuruş dahi alacağı bulunmamaktadır. Bir insan 1,5 milyon lira alacağı için 20 milyon lira ödeme yapar mı? Kasım ayında hiçbir alacağı olmayan bir şirketin tahsili için 300 bin dolar verir mi? Temmuz ayında yapılan bir ödemenin rüşveti dört ay sonra mı ödenir? Yani veresiye rüşvet mi olur? Savcılığın yaptığı araştırmalar sonucunda, iddianamede de belirtildiği üzere, bir dairenin değerinin 7,5 milyon lira olduğu tespit edilmiştir. Yine savcılığın yaptığı değer tespitine göre bu iki dairenin toplam değerinin 15 milyon lira olduğu belirlenmiştir. Bu daireler iki bağımsız bölümden oluşmakta olup, tek daire haline getirilmiş, son derece lüks, özel tasarım ve full eşyalı dairelerdir. Savcılığın dahi iddianamesinde çıplak haliyle toplam 15 milyon lira olarak belirttiği bu daireler, babam tarafından full eşyalı ve özel tasarımlı haliyle Aziz İhsan Aktaş’a 15–16 milyon lira bedelle satılmıştır. Aziz İhsan Aktaş ise ifadesinde bu daireleri 20 milyon liraya satın aldığını söylemiştir. Bu 20 milyon lirayı da; tapuda 4 milyon lira, ayrıca 6 milyon lira ve 300 bin dolar olmak üzere ödediğini iddia etmektedir’ dedi.




