Ankara’nın Çankaya Botanik Parkı’nda gerçekleştirilen Söyleşi ve İmza Günü, çevre sorunlarının yalnızca tek bir disiplinin konusu olmadığını ortaya koyan kapsamlı bir buluşmaya sahne oldu.

Türkiye Biyologlar Derneği ev sahipliğinde Lithops Cafe’de gerçekleştirilen programda; biyoloji, botanik, şehir ve bölge planlama, yerel yönetim, tarih, dil bilimi, eğitim ve eğitim teknolojileri gibi farklı alanlardan akademisyen ve uzmanlar bir araya geldi.

Yaklaşık beş saat süren programda Ankara’nın doğal ve kültürel mirası, biyolojik çeşitliliğin korunması, endemik türlerin geleceği, kentleşmenin doğa üzerindeki etkileri, sürdürülebilir tarım, çevre eğitimi ve teknolojinin çevre bilincinin geliştirilmesindeki rolü kapsamlı biçimde ele alındı.

Programın açılış konuşmasını Türkiye Biyologlar Derneği Genel Başkanı Birsel Gonca yaptı. Gonca, Dünya Çevre Günü’nün yalnızca bir kutlama günü olmadığını, insanlığın doğayla kurduğu ilişkiyi yeniden değerlendirmesi için önemli bir farkındalık vesilesi olduğunu vurguladı.

Gonca, çevreyi korumanın yalnızca ağaç dikmek veya atıkları ayrıştırmakla sınırlı olmadığını belirterek toprağın, suyun, havanın ve dolayısıyla insan yaşamının korunması gerektiğine dikkat çekti. Türkiye’nin sahip olduğu biyolojik çeşitliliğin önemli bir zenginlik olduğunu ifade eden Gonca, bu zenginliğin gelecek kuşaklara aktarılmasının ortak sorumluluk olduğunu söyledi.

Ankara’nın doğası ve bilimsel mirası konuşuldu

Programın moderatörlüğünü Dr. Necati Yalçın üstlendi. Yalçın, Ankara’nın tarihsel, kültürel ve sosyal gelişim çizgisinden hareketle etkinliğin çerçevesini oluştururken, farklı disiplinlerden gelen konuşmacılar arasında güçlü bağlantılar kurdu. Mizahı ve sıcak iletişimi de programın yoğun akademik atmosferine eşlik etti.

Prof. Tuna Ekim, “Bozkırın Gizli Hazineleri: Ankara’nın Endemik Florası ve Taksonomik Miras” başlıklı konuşmasında Ankara’nın endemik bitki zenginliğine dikkat çekti. Mogan Gölü çevresi, Beynam Ormanları ve Nallıhan kuşağındaki zengin florayı anlatan Ekim, kontrolsüz kentleşmenin endemik türler üzerindeki baskısını gündeme taşıdı.

Prof. Dr. Mecit Vural ise “Sessiz Çığlık: Ankara’nın Tehlike Altındaki Bitkileri ve Yaşam Alanlarının Korunması” başlığı altında bitki habitatlarının korunmasının önemini anlattı. Botanik parklarının yalnızca dinlenme alanları olmadığını, aynı zamanda bitki gen kaynaklarının korunmasına katkı sağlayan merkezler olduğunu belirten Vural, taş ocakları, sanayileşme ve kontrolsüz yapılaşmanın habitatlar üzerindeki etkilerine dikkat çekti.

Prof. Dr. Mehmet Tunçer’in konuşması ise Abant Gölü Tabiat Parkı’ndaki çevre tahribatına odaklandı. Tunçer, özellikle 2009-2012 yılları arasında gerçekleştirilen düzenlemelerin ekosistem üzerindeki etkilerini aktarırken, yol genişletmeleri, altyapı çalışmaları ve hafriyat uygulamalarının doğal yaşam alanlarında oluşturduğu tahribatı anlattı. Abant Çiğdemi, Abant Alası ve su samurları gibi türlerin yaşam alanlarının zarar gördüğünü belirten Tunçer, koruma hukukunun önemini vurguladı.

Etkinliğin dikkat çeken isimlerinden Prof. Dr. Ali Demirsoy da oturumlar sırasında yaptığı değerlendirmelerle programa farklı bir perspektif kazandırdı. Evrimsel biyoloji ve doğa tarihi üzerinden konuşan Demirsoy, yok edilen her endemik türün milyonlarca yıllık evrimsel geçmişin eşsiz bir parçasının kaybedilmesi anlamına geldiğini ifade etti.

Demirsoy, şehir planlamasında doğa tarihinin dikkate alınması gerektiğini belirterek kentlerin yalnızca insan yaşamına göre tasarlanmasının ekolojik dengeleri bozduğunu söyledi. Doğa eğitiminin çocuklara yalnızca dijital ekranlar üzerinden verilmemesi gerektiğine işaret eden Demirsoy, çocukların ağaca, toprağa ve canlılara doğrudan temas ederek doğayı tanımasının önemini vurguladı.

Yerel yönetimden eğitime, tarihten teknolojiye

Beypazarı eski Belediye Başkanı İbrahim Demir, “Yerel Yönetimlerde Sürdürülebilirlik ve Eko-Turizmin Doğuşu: Beypazarı Deneyimi” başlıklı konuşmasında yerel yönetim deneyimini paylaştı. Tarihi konakların, el sanatlarının ve tarımsal üretimin korunmasının yerel kalkınmayla birlikte yürütülebileceğini anlatan Demir, Beypazarı örneğinin çevre ve kültür korumasıyla ekonomik gelişimin birlikte gerçekleştirilebileceğini gösterdiğini belirtti.

Ankaralılar ve Ankara’yı Tanıtma Vakfı Başkanı Seyfettin Aslan ise “Ankara’nın Yerel Tarım Mirası ve Biyoçeşitlilik: Ankara’nın On Meyvesi” başlıklı konuşmasında kentin yerel tarım değerlerini gündeme taşıdı. Ankara armudu, Ayaş domatesi, yerel kayısı ve üzüm çeşitlerinin yalnızca tarımsal ürün olmadığını, aynı zamanda Ankara’nın kültürel ve ekolojik mirasının parçaları olduğunu ifade eden Aslan, yerel tohumların korunması çağrısında bulundu.

Gökyay Satranç, Spor ve Kültür Vakfı Başkanı Birten Gökyay, çevre mücadelesine satranç perspektifinden yaklaştı. Çevre sorunlarının uzun vadeli ve stratejik düşünmeyi gerektirdiğini belirten Gökyay, gelecek kuşakların analitik düşünme becerilerinin geliştirilmesiyle çevre bilincinin birlikte ele alınması gerektiğini söyledi.

Ekran süresiyle ilgili çarpıcı araştırma: 'İyi bilişsel işlem performansı'
Ekran süresiyle ilgili çarpıcı araştırma: 'İyi bilişsel işlem performansı'
İçeriği Görüntüle

Ankara İl Millî Eğitim Müdürlüğü Şube Müdürü Enver Yurddaş ise çevre eğitiminin erken yaşta başlamasının önemine dikkat çekti. Okullarda Sıfır Atık, okul bahçelerindeki floranın korunması ve çevre okuryazarlığı çalışmalarından örnekler veren Yurddaş, çocukların çevreyi yalnızca kitaplardan değil, doğrudan deneyimleyerek öğrenmesi gerektiğini belirtti.

Gazete Ankara yazarları ve akademisyenler de programın ikinci bölümünde farklı disiplinlerden görüşlerini paylaştı. Prof. Dr. Ayhan Erdem, hızlı değişen gündemin Ankara’dan takip edilmesinin ve kamuoyuna aktarılmasının önemini vurgularken, Prof. Dr. Güray Kırpık çevre bilincinin tarihsel köklerine dikkat çekti.

Prof. Dr. Cemal Çakır, çevre sorunlarının çözümünde dilin ve kullanılan kavramların önemini ele alarak insanı doğanın dışında konumlandırmayan ekolojik bir dil anlayışının geliştirilmesi gerektiğini söyledi.

Dr. Oğuz Poyrazoğlu ise Cumhuriyet dönemindeki eğitim ve tarım politikaları üzerinden Köy Enstitüleri deneyimini değerlendirdi. Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü örneğinden hareketle, doğa eğitiminin yalnızca teorik bilgiyle değil, doğrudan yaşam pratiğiyle verilmesinin önemini anlattı.

Prof. Dr. Ahmet Mahiroğlu da eğitim teknolojilerinin çevre bilincinin geliştirilmesinde kullanılabileceğini belirtti. Eğitsel yazılımlar, artırılmış gerçeklik ve simülasyonların çocukların iklim krizini daha somut biçimde kavramasına yardımcı olabileceğini ifade eden Mahiroğlu, teknolojinin doğayla mücadele eden değil, doğayı koruyan bir araca dönüştürülmesi gerektiğini vurguladı.

Toplantıya katılan Temiz Enerji Vakfı temsilcilerinden Dr. Figen Ar da enerji, sürdürülebilirlik ve sivil toplum alanındaki deneyimiyle programa katkı sundu.

İkinci oturumun sonunda akademisyenler ve uzmanlar, dinleyicilerden gelen soruları yanıtladı. Mühendislikten tarihe, dilden teknolojiye uzanan disiplinlerarası değerlendirmelerin ardından konuşmacılar imza standında okurlarıyla buluşarak kitaplarını ve akademik çalışmalarını imzaladı.

Programın kapanışında Dr. Necati Yalçın, botanikten şehir planlamasına, yerel yönetimlerden kültüre ve eğitimden mühendisliğe kadar Ankara’nın farklı bileşenlerinin aynı masa etrafında buluştuğunu belirtti. Katılımcılar; doğal sit alanlarının korunması, endemik bitki çeşitliliğinin imar planlarında öncelikli unsur olarak değerlendirilmesi ve çocuklara erken yaşta doğa bilinci kazandırılması konusunda ortak bir yaklaşım ortaya koydu.

Etkinlik, toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi. Ancak gün boyunca yapılan konuşmalar, yalnızca o salonda kalan fikirlerden ibaret olmadı. Ankara’nın doğasına, kültürel hafızasına ve geleceğine ilişkin ortaya konulan görüşler, daha yaşanabilir bir kent ve ülke için ortak bir sorumluluk çağrısına dönüştü.

Programın ardından konuşmacıların yanı sıra etkinliğe katılarak fikirleri, enerjileri ve varlıklarıyla katkı sunan çok sayıda davetlinin isimleri de anıldı: Adem Yıldırım, Ahmet Miroğlu, Ahmet Yalov, Armağan Ozan Özü, Arzu Berksoy, Aynur Hatipoğlu, Ayşe Büşra Kaya, Ayşenur Yurttaş, Banu Öztürk, Bekir Ödemiş, Birgül Öztekin, Cem Köylüoğlu, Cevat Dakılır, Elif Yurttaş, Ergin Duygu, Fatih Çil, Fulya Kırımoğlu, Gamze Aydoğdu, Gülten Karadoğan Hatipoğlu, İrfan Ar, Aslan Başpınar, Melike Rüya Kaya, Mete Denli, Metin Genç, Murat Gonca, Mustafa Erkılıç, Nevin Gürhan, Özcan Erdoğan, Savaş Aydın, Tarık Hatipoğlu, Zübeyde Ozan Özü, Figen Ar, Selahattin Yarar, Ayşe Nane ve İbrahim Demir.

Çankaya Botanik Parkı’nda gerçekleştirilen buluşmanın ortaya koyduğu ortak mesaj ise netti: Doğayı korumak yalnızca çevreyi korumak değil, insanın kendi geleceğini korumaktır. Bilim insanlarının, akademisyenlerin, yerel yöneticilerin, eğitimcilerin ve sivil toplumun aynı zeminde buluşması, bu sorumluluğun ancak ortak akılla taşınabileceğini bir kez daha gösterdi.

Muhabir: Dursun Erkılıç