Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve İran arasında imzalanan mutabakat zaptını kalıcı bir yapıya kavuşturmayı hedefleyen nükleer müzakere süreci, tarafların köklü sorunlarda uzlaşamaması nedeniyle tıkanma noktasına geldi. İran’ın nükleer programı gibi kritik başlıkların 60 gün içinde neticelendirilmesi planlanırken, tarafların nükleer odaklı adımlar atmak yerine mutabakat öncesi ihtilaflı konuları yeniden gündeme getirmesi sürecin tamamen çıkmaza girmesi endişesini artırdı.
Yayımlanan analizlere göre mevcut tabloda taraflar, nükleer başlıkta ilerlemek yerine; Hürmüz Boğazı’nın kontrolü, İsrail’in Lübnan’daki askeri operasyonları ve ABD yaptırımları nedeniyle dondurulan İran varlıklarının serbest bırakılması gibi konuları tartışmaya devam ediyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın, küresel savaşları sonlandırma vaadiyle göreve gelmesine rağmen 28 Şubat tarihinde İsrail ile birlikte İran’a yönelik askeri saldırıları başlatması ve ardından gelişen süreç, Washington’ı siyasi açıdan baskı altında bırakıyor. Analizde, Cumhuriyetçi lider Trump'ın, Tahran yönetiminin izlediği "oyalama taktiği" sebebiyle köşeye sıkıştığı yönündeki değerlendirmelere yer veriliyor.
Tahran petrol yaptırımlarının gevşemesinden kazanç sağlıyor
Yaşanan gelişmeler doğrultusunda Washington yönetiminin İran’a yönelik yeni bir yaptırım kararı uygulamayacağı, buna karşılık nükleer müzakerelerin askıya alınacağı öngörülüyor. Bu durum, Tahran’ın petrol yaptırımlarındaki mevcut gevşeme sürecinden faydalanmayı sürdürmesine olanak tanıyor. ABD Hazine Bakanlığı, Başkan Trump’ın doğrudan talimatı üzerine daha önce İran’a uygulanan petrol yaptırımlarını hafifletme yoluna gitmişti. Tahran yönetiminin, sağlanan bu esneklik sayesinde iki aylık bir zaman diliminde yaklaşık 10 milyar dolar tutarında bir gelir elde etme imkanına kavuşabileceği belirtiliyor.
Alman Uluslararası Politika ve Güvenlik Politikaları Enstitüsü uzmanı Hamidreza Azizi, Tahran’ın uzun vadede ekonomik izolasyonu tamamen bitirebilmek adına Washington ile bir anlaşma zemini arayacağını ifade ediyor. Ancak Azizi, sürecin bu şekilde sonuçlanmadan askıda kalmasının, uranyum zenginleştirme faaliyetleri konusunda herhangi bir taviz vermeye zorlanmadığı için kısa vadede İran’ın lehine bir durum yarattığına dikkat çekiyor.
Bir sonraki görüşme Hamaney’in cenaze töreninin ardından
Diplomatik temaslar kapsamındaki son toplantı 30 Haziran tarihinde Katar’ın başkenti Doha’da gerçekleştirildi. Toplantının ardından konuşan Donald Trump, Amerikan heyetinin çok verimli görüşmeler yürüttüğünü belirterek, önümüzdeki süreçte nelerin yaşanacağını izleyeceklerini ifade etti.
İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi ise Doha’daki toplantıda İran heyetinin özellikle İsrail’in Lübnan operasyonları ile ABD tarafından dondurulan finansal varlıkların serbest bırakılması konularına yoğunlaştığını aktardı. Katar Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Macid el-Ensari de bir sonraki diplomatik buluşmanın, ABD-İsrail saldırısı neticesinde hayatını kaybeden Ali Hamaney’in düzenlenecek olan cenaze töreninin ardından gerçekleştirilmesinin planlandığı bilgisini paylaştı.





