İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi, menajer Ayşe Barım’a “Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım” suçundan verilen 12 yıl 6 ay hapis cezasına ilişkin gerekçeli kararını yayımladı. Kararda, Gezi Parkı protestolarının planlı olduğu ve Barım’ın süreçte aktif rol aldığı ifade edildi.
Mahkeme gerekçeli kararında, Ayşe Barım’ın Gezi Parkı protestolarında sahada aktif planlama, organizasyon ve eylem yönlendirmelerinde bulunduğunu belirtti. Bu faaliyetlerin suçun icrasını kolaylaştırdığı ifade edildi.
Suçlama ve verilen ceza
T24'ten Can Öztürk'ün haberine göre Barım, “Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım etmek” suçlamasıyla yargılanmış ve 12 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılmıştı. Mahkeme, kararını savcılığın mütalaasından farklı olarak bu suçlama üzerinden kurdu. Cezada indirim uygulanırken, Barım hakkında yurt dışı çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol tedbirinin devamına hükmedildi.
Gerekçede Gezi protestolarına geniş yer verildi
Gerekçeli kararın önemli bir bölümünde Gezi Parkı protestoları ve bu süreçte açılan davalara ilişkin değerlendirmeler yer aldı. 100 sayfayı aşan bölümde protestoların gelişimi ve yargı süreçleri ayrıntılı şekilde anlatıldı.
“Önceden planlı” vurgusu
Mahkeme, Gezi Parkı protestolarını “önceden planlanmış bir kalkışma hareketi” olarak nitelendirdi. Kararda, olayların anlık ve öngörülemez bir tepki olmadığı, hazırlıklarının iki yıl öncesine dayandığı ifade edildi.
Diğer değerlendirmeler
Gerekçeli kararda, Barım’ın Gezi davası hükümlülerinden Osman Kavala ile görüşmesine de yer verildi. Ayrıca protestolara katılan kişilere Umut Vakfı aracılığıyla ödeme yapıldığına ilişkin iddialar da kararda aktarıldı. Mahkeme, Gezi Parkı’nda yaşanan gelişmeleri gün gün sıraladı.
Gerekçeli kararda Can Atalay’ın “Milletvekili dokunulmazlığı” detayı
Gerekçeli kararda mahkeme, Gezi davası hükümlüsü Can Atalay’ın milletvekili dokunulmazlığından yararlanamamasının gerekçesini de anlattı. Can Atalay hakkındaki soruşturma ve kovuşturmanın milletvekili olarak seçilmesinden önce yapıldığını belirten mahkeme, bu durumun dokunulmazlık kapsamına girmeyeceğini söyledi. Yargıtay'ın Atalay hakkındaki kararını tekrar eden mahkeme, şu ifadeleri kullandı:
“Aksi halde, Türkiye Cumhuriyeti'nin devleti ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne kasteden, pek çok kanlı terör eylemini gerçekleştirdikleri için haklarında yukarıda sayılan mutlak terör suçlarından soruşturma ve kovuşturma bulunup, yakalanmaları mümkün olmayan ve kırmızı bültenle aranan kişilerin, milletvekili seçilmelerinin ve yemin ederek göreve başlamalarının önü açılır ki bu durumun hukuken isabetli olduğunu savunmak mümkün değildir.”
“Suçun icrasını kolaylaştırdı”
Mahkeme, Barım’ın toplumda yeri olan sanatçılar aracılığıya vatandaşları eylemlere yönlendirdiğini ifade etti. Mahkeme ayrıca eylemlere katılan sanatçıların kendi rızalarıyla protestoya gittiği ifadelerin samimi olmadığını belirtti. Barım hakkında değerlendirmelerde bulunan mahkeme şu ifadeleri kullandı:
“Gezi Parkı eylemlerinin gerçekleştirilmesindeki organizasyonda baş aktör olan ve bu eylemleri finanse eden diğer hükümlü Mehmet Osman Kavala'nın yanı sıra firari sanık Memet Ali Alabora ve hükümlü Çiğdem Mater Utku ile irtibatlı olarak birlikte hareket eden sanığın; Gezi Parkı olaylarında sanatçılar camiası adına sahada aktif planlama, organizasyon ve eylem yönlendirmelerinin, kendisine bağlı sanatçıları etkin bir şekilde kullanarak sahaya yönlendirmek suretiyle yardımda bulunarak müsnet suçun icrasını kolaylaştırdığı anlaşıldı.
Mevcut eylemlerinin TCK'nın 39/2-c maddesi kapsamında yardım mahiyetinde kaldığı ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etmeye Yardım suçunu işlediği, Sanığın üzerine atılı sübut bulan "Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevlerini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etmek" suçundan eylemine uyan TCK'nın 312/1 maddesi uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına, Sanığın üzerine atılı suçun, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 3. Maddesinde sayılan mutlak terör suçlarından olması nedeniyle, aynı yasanın 5/1 maddesi uyarınca sanığa verilen cezadan yarı oranında arttırım yapılarak (Sanığa temel ceza olarak TCK hükümleri uyarınca verilebilecek en ağır cezanın verildiği göz önüne alınmak suretiyle) sanığın ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına, Sanığın "Yardım Eden" sıfatıyla bu suçu işlediği anlaşıldığından TCK'nın 39/2-c maddesi delaletiyle 39/1 maddesi uyarınca suçun işleniş biçimi, yapılan yardımın niteliği, derecesi ve sanığın konumu gözetilerek TCK'nın 61. maddesi uyarınca alt sınırdan 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, Sanığın sabıkasız kişiliği, sosyal ve ekonomik durumu, yargılama sürecindeki tutum ve davranışları, yeniden suç işlemeyeceği yolunda mahkememizde olumlu kanaat uyanması ve cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gözönüne alındığında hakkında takdiren TCK'nın 62/1 maddesi uygulanmak suretiyle cezalarından 1/6 oranında indirim yapılarak neticeten 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına oy birliği ile karar verilmiştir.”




