Yozgat’ın gündelik hayatında kendine özgü bir yer edinen Güllü Hala, geride yalnızca onu tanıyanların hatıralarını değil, şehrin sokaklarına ve insanlarına dair birbirinden renkli hikâyeleri de bıraktı.
Kan bağı olmayan insanlarla da güçlü dostluklar kuran Güllü Hala, özellikle Yozgat Merkez’deki Abide İşhanı sakinleri tarafından yakından tanınıyor ve sahipleniliyordu. Ramazan aylarında bazı ailelerin onu evlerinde misafir ettiği, ihtiyaç duyduğunda çevresindeki insanların yanında olduğu öğrenildi.
Geçimini alın teriyle sağladı
Hayatı boyunca kendi emeğiyle ayakta kalmaya çalışan Güllü Hala, evlere temizliğe giderek geçimini sağladı. Çalıştığı yerlerde işini yarım bırakmayan, emeğini esirgemeyen Güllü Hala’nın en belirgin özelliklerinden biri de kanaatkârlığıydı.
Saat kullanmayan Güllü Hala için ezan, adeta zamanın ölçüsüydü. Elektrik parasının fazla gelmemesi için evinde yalnızca bir odanın ışığını yakması, onun hayatı boyunca sürdürdüğü tutumun dikkat çekici örneklerinden biri olarak anlatılıyor.
Çalışmaya gittiği evlerde yemek vakti geldiğinde ise sevdiği yiyecekleri tercih etmesine rağmen masraf çıkarmamak için çoğu zaman ekmek-soğan veya peynir-ekmek istediği ifade ediliyor. Kendi deyimleriyle “döner merdiven” olarak adlandırdığı döneri, “mahmacun” dediği lahmacunu, “sarı kola” olarak isimlendirdiği Fanta’yı ve “cibis” olarak söylediği cipsi sevmesine rağmen bunları istemeye çekindiği anlatılıyor.
Sözleri maniye dönüşüyordu
Güllü Hala’yı Yozgatlıların hafızasında farklı bir yere taşıyan en önemli özelliklerinden biri ise kendine has konuşma biçimi ve manileri oldu.
Kendisine söylenen sıradan bir söze bile anında bir maniyle karşılık verebilen Güllü Hala, kullandığı kelimeler ve kendine özgü söyleyiş biçimiyle çevresindekileri güldürür, şaşırtır ve düşündürürdü.
Onu tanıyanların aktardığına göre Güllü Hala’nın manileri yalnızca bir eğlence unsuru değil, aynı zamanda yaşadıklarını ve çevresinde olup bitenleri kendi diliyle ifade etme biçimiydi.
Yaşlandıkça işini kapısına taşıdı
İlerleyen yaşında eskisi kadar temizlik işlerine gidemeyen Güllü Hala, çalışmaktan vazgeçmedi. İşe gidemeyince işi kendi kapısına getirdi.
Hayırsever vatandaşların verdiği erik, kayısı, elma gibi meyveleri kapısının önünde satarak geçimini sürdürmeye çalışan Güllü Hala, doğadan topladığı üzerlikleri demetler halinde bağlayıp satarak da gelir elde etti.
Bu yönüyle onun hayatı, zor şartlara rağmen kendi ayakları üzerinde durmaya çalışan bir Yozgatlı kadının hikâyesi olarak hafızalarda kaldı.
Valiye yazdığı maniyle de gündeme geldi
Güllü Hala’nın manileri yalnızca yakın çevresinde kalmadı. Bir dönem Yozgat Valisi’ne yazdığı maniyi dinletmesi üzerine Vali’nin de kendisine kayıtsız kalmadığı anlatılıyor.
Valinin Güllü Hala’yı ziyaret ettiği ve onu makamında da ağırladığı ifade ediliyor. Böylece şehir merkezinde kendi halinde yaşayan bir kadın olan Güllü Hala’nın sesi, Yozgat’ın mülki idare makamlarına kadar ulaşmış oldu.
Hastaneye gitmek istememişti
Güllü Hala’nın yakın çevresinden aktarılan bir başka anı ise hastalandığı bir döneme ait.
Bir akşam kendisini tanıyanlarla birlikte ziyaretine gidildiğinde hastalığına rağmen hastaneye gitmek istemeyen Güllü Hala, ikna edilmekte zorlandı.
Bu küçük ayrıntı bile Güllü Hala’nın hayata ve çevresindeki insanlara karşı kendine özgü tavrını ortaya koyan hatıralardan biri olarak geride kaldı.
Bir şaka nedeniyle küsmüştü
Güllü Hala’nın saflığını ve insanlara karşı samimi yaklaşımını gösteren hatıralardan biri de çocuklarla yaşadığı bir olaydı.
Kendisini şaka yapmak amacıyla, hastanede çocukların karıştırıldığı ve anlatılan ailenin çocuğunun aslında kendilerine ait olmadığı söylenmişti. Güllü Hala bu sözleri şaka olarak kabul etmedi ve buna çok üzülerek küstü.
Çünkü onun dünyasında aile, dostluk ve bağlılık kolayca şüphe edilecek şeyler değildi.
Güllü Hala’nın vefatı, onu yıllardır tanıyanlar için Yozgat’ın gündelik hayatından renkli ve özgün bir karakterin eksilmesi anlamına geliyor.
Onu tanıyanların anlattığı anılar; çalışkan, gururlu, temiz, kanaatkâr ve bir o kadar da saf bir kadının yaşamını ortaya koyuyor.
Güllü Hala’nın hayatı kolay olmadı. Ancak yaşadığı sıkıntılara rağmen mücadeleyi bırakmadı. Temizlik yaptı, sattı, üretti, çalıştı ve kendi imkânlarıyla yaşamını sürdürmeye devam etti.
Onu yakından tanıyanlardan biri, Güllü Hala’nın ardından duyduğu üzüntüyü şu sözlerle dile getirdi:
“Ben onu manileri ile hatırlamaya devam etsem bile artık maniler daha önemsiz ve daha anlamsız olacak.”
Yozgat’ın sokaklarında kendine has konuşmasıyla, manileriyle ve insanlarla kurduğu sıcak ilişkiyle iz bırakan Güllü Hala, hayata veda etti.
Geride ise onu tanıyanların hafızasında kolay kolay silinmeyecek bir isim, sayısız anı ve kendine özgü manileri kaldı.
Nur içinde yat Güllü Hala…




