Gazeteci Fatih Altaylı, "İşi görenler kaçtı, Alkinler atladı" başlıklı bugünkü yazısında, "Konuşulmayan şey, Alkin kardeşlerin ne zamandan beri ve kimin yerine Tera’nın yönetim kuruluna alındıkları" diye yazarak, "İlk istifa eden Prof. Ertan Aydın. Tera yönetim kurulu üyesi iken 23 Haziran 2025 tarihinde aniden Tera yönetim kurulu üyeliğinden istifa ediyor. Kıyamet kopmadan önce, daha yakın zamanda istifa eden bir diğer isim ise Gürkan Parlakaç" bilgisini paylaştı.

Fon soruşturmasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Fatih Altaylı, "Her iki Alkin de, üç kuruş avanta yapacağız diye, batık bir dolandırıcılık şirketine giderayak balıklama atlıyorlar. Böylece daha önce bu görevi yapan iki kişi unutuluyor" görüşünü paylaştı.

Altaylı'nın yazısı şöyle:

"Bu fon yolsuzluğu, dolandırıcılığı ya da hırsızlığı adına ne derseniz deyin daha uzun süre gündemimizi meşgul edecek gibi görünüyor.

Bugün Teke Tek’te eski Bakan Ali Babacan ile bu meseleyi konuştuk. Sorunun hızla çözümü için bazı önerileri var ve bu dolandırıcılığın bile bile geldiğini söylüyor. 2 yıldır herkesin bundan haberdar olduğunu iddia ediyor.

“Bana kadar geliyordu, SPK ve ilgili bakanlara mı gitmeyecek bu bilgiler. Herkes biliyordu” diyor.

Babacan’ın çözüm önerilerini Fatihaltaylı YouTube kanalında Teke Tek’i izleyerek öğrenebilirsiniz.

Peki gerçekten, herkes gelen fon felaketinin, Tera dolandırıcılığının farkında mıydı!

Bence farkındaydı. Hem de uzun süredir. En azından 2025 yılının bahar aylarından, yani hemen hemen 1,5 yıl önceden, olacaklar belliydi.

Bunu nereden mi biliyoruz, bugüne kadar hiç ama hiç adı geçmeyen bir, hatta iki Tera yönetim kurulu üyesinin istifalarından.

Emre ve Kerem Alkin kardeşlerin Tera’nın yönetim kurulu üyesi olduklarını, son anda istifa ederek paçayı kurtarmaya çalışsalar da, yönetimdeki sorumlulukları nedeniyle tutuklandıklarını biliyoruz. Tutukluluğu bilmem ama yargılanmalarında ve sorumluluklarının hesabını vermelerinde hiçbir beis yok.

Ancak konuşulmayan şey, Alkin kardeşlerin ne zamandan beri ve kimin yerine Tera’nın yönetim kuruluna alındıkları.

Bu iki “sözde profesör” aslında yaklaşık 1 yıl önce, tam da bugünler düşünülerek yönetime “koyulmuş” isimler. Adlarının önünde profesör yazdığına bakmayın, dünyadan habersizler ve yönetim, danışmanlık, yönetim kurulu üyeliği gibi pozisyonlara sadece isimlerini bedeli mukabilinde kiralayan simsarlar olmaktan öte bir fonksiyonları yok.

Dediğim gibi, Tera yönetimine bugünler düşünülerek alınmışlar.

Peki kimler istifa etmiş de, onlar girmişler.

İlk istifa eden Prof. Ertan Aydın. Tera yönetim kurulu üyesi iken 23 Haziran 2025 tarihinde aniden Tera yönetim kurulu üyeliğinden istifa ediyor.

Peki Ertan Aydın kim. ODTÜ sosyoloji mezunu, Bilkent Kamu Yönetimi doktoralı, Harvard ve Dartmouth üniversitelerindeki akademik kariyerinin yanı sıra bir de “siyasi” yönü var.

2012 yılında Başbakan Erdoğan’ın siyasi danışmanı olarak görev yapıyor. Daha sonra bu görevi Ahmet Davutoğlu’nun danışmanı olarak sürdürüyor. 2015 Haziran seçimlerinde Ahmet Davutoğlu tarafından milletvekili yapılıyor. Aynı yılın kasım ayında tekrarlanan seçimlerde yine Davutoğlu tarafından aday gösteriliyor ve seçiliyor.

Tera’nın gidişatının 2025 Haziran’ında belli olduğunu, Ertan Aydın’ın istifası ile anlıyoruz. Aydın’dan doğan boşluk 1 yıl kadar sonra Emre Alkin ile dolduruluyor. Bu koltuğa oturmadan önce SPK’ya bu fonlarla ilgili “yönlendirme” yazıları yazan Emre Alkin ile.

Kıyamet kopmadan önce, daha yakın zamanda istifa eden bir diğer isim ise Gürkan Parlakaç. O da iki yıl süre ile Tera yönetim kurulunda yer alıyor ve kıyametin kopmasına kısa süre kala, 7 Mayıs 2026 tarihinde istifa ediyor ve yerine aynı gün Kerem Alkin getiriliyor.

Her iki Alkin de, üç kuruş avanta yapacağız diye, batık bir dolandırıcılık şirketine giderayak balıklama atlıyorlar.

Böylece daha önce bu görevi yapan iki kişi “unutuluyor”.

Babacan: Şimşek istifa etmeli daha iyisini bulabileceklerse

Herkesin sorduğu soru şu: “Bu iş göz göre göre olduysa, millet göz göre göre dolandırıldıysa buradaki en azından görevi ihmal suçu kimin?”

Sermaye Piyasası Kanunu çok açık.

Bu gibi şirketlerin denetim yetkisi tamamen Sermaye Piyasası Kurulu’nda.

SPK sermaye piyasalarında iş yapan şirketleri de, halka açık şirketleri de denetler, bir usulsüzlük görürse uyarır, usulsüzlük sürerse yaptırım uygular, yasalara aykırılık tespit ederse bununla ilgili savcılıklara suç duyurusunda bulunur.

Savcılıkların ya da Adalet Bakanlığı’nın sermaye piyasaları üzerinde doğrudan bir yetkisi yok.

Ancak doğrudan savcılıklara bir şikayet, bir ihbar, bir suç duyurusu gelirse savcılık o zaman devreye girer ve SPK’dan bilgi ister. Burada bir ihmal var ise bu Sermaye Piyasası Kurulu’nun ihmali.

Tabii eğer sadece ihmalden ibaret ise.

Burada birkaç gün önce operasyonun Mehmet Şimşek’in açıklamaları, ardından bu konunun ulaştığı boyutun tüm ekonomiyi tehdit eder hale geldiğini Beştepe’ye aktarması ve “Ucu nereye giderse gitsin operasyonu başlat” izni alması ile başladığını yazdım. Bunu çok güvenilir bir kaynaktan almıştım. Şimdi başka yerlerde de aynı şeyi yazıp anlatmaya başladılar. Kaynakları benim yazı mı, yoksa onlara da aynı bilgiler mi geliyor bilmiyorum. Bilinen, düğmeye basma izninin Cumhurbaşkanı’ndan geldiği ve düğmeye basanın Mehmet Şimşek olduğu.

Ancak bugün yürürlükte olan SPK Yasası’nı ve mevzuatı hazırlayan kişi olarak eski Ekonomi Bakanı Ali Babacan’a göre “Suçu veya ihmali olsun ya da olmasın” mevcut SPK ve mevcut BİST yönetimleri acilen görevden alınmalı.

Babacan “Ağır bir kaza yapan otomobilin sürücüsü kazaya neden olan taraf olsun ya da olmasın direksiyonu bırakır. Çünkü şoktadır, görünen veya görünmeyen travmaları, yaralanmaları vardır. Doğru bir davranış sergileyemez. O yüzden hemen SPK ve BİST yönetimleri değiştirilmelidir” diyor.

Ali Babacan, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın da sorumluluğu ve ihmali olduğunu söyleyince kendisine “Mehmet Şimşek de istifa etmeli mi?” diye soruyorum.

Yanıtı çok ilginç.

“Bence etmeli tabii yerine daha iyisini bulabileceklerse.”

Geri ödemeler 2 yılda tamamlanabilir

Babacan’a göre sorun aslında çok kolay çözüm yoluna sokulabilir.

İlk iş olarak bir “görev gücü” kurulmasını öneriyor.

Sadece bu konuyu ele alacak uzmanlardan kurulu bir “takım”.

Atılacak adımları belirleyecek ve atacak bir uzman kadrosu.

Bir yandan da Devlet Denetleme Kurulu acilen çalışmaya başlayarak geçmişe yönelik olarak sorumluları tespit edecek, kaçırılan paraları bulacak.

Yurt dışına kaçırılan paraları geri getirmek üzere uluslararası avukatlardan oluşan bir hukuk ekibi.

Ve bu soygunu gerçekleştirenler dolandırıcılardan tahsilatı sağlamak üzere ya 5020 sayılı yasa benzeri bir yasa ya da tek maddelik bir kararname ile TMSF’nin batırılan fonların sahiplerinden ve yöneticilerinden tahsilat yapmasına imkan sağlanması.

Böyle bir durumda çalınan paraların önemli bir kısmının geri alınabileceğini ve hak sahiplerine daha yüksek oranda ödeme yapılabileceğini belirtiyor. “Cumhurbaşkanı çok hızlı adımlar atabilir ve atmalı” diyor.

“Para kaybedenler ne kadarını geri alabilir” soruma ise net yanıt veremiyor.

“Hesapları bilmiyoruz. Ama 100 lira yatırıp bir sene sonra 1000 liram var diyen o parayı alamaz, orası net. Anaparasını ve belki makul oranda faizini alsa yetinmeli. Yatırımcıların büyük bölümü küçük yatırımcı. Paraların yüzde 70’i 1 milyon TL’nin altında. Ödemelere bu paralardan başlanmalı. Daha büyük yatırımcılar en azından risklerin daha fazla farkındadır. Onlar bekleyebilir” diyor.

Osman Bektaş’tan Marmara depremi değerlendirmesi
Osman Bektaş’tan Marmara depremi değerlendirmesi
İçeriği Görüntüle

Tüm paraların ödenmesinin 2 yılı bulabileceğini düşünüyor."

Kaynak: Haber Merkezi