MEB'den özel eğitim kurumlarına sınırlandırma MEB'den özel eğitim kurumlarına sınırlandırma

Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi’nde 'Gazze Soykırımı Girişimi: Bir Görgü Tanığının Anlattıkları Konferansı' gerçekleştirildi. Konferansa, YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, Avrupa'ya girişi engellenen Glasgow Üniversitesi'nin Filistin asıllı Rektörü Dr. Ghassan Abu Sitta ve Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan katıldı. Özvar, "Yerlerinden zorla göç ettirilen Filistinlilerin sayısı, yaklaşık 2 milyon. Türkiye, Gazze'den ayrılmak durumunda bırakılan Filistinli kardeşlerimize insani yardımlarını aralıksız sürdürmektedir. Ülkemiz, İsrail'in katliamlarının durdurulması için her türlü diplomatik çabayı sarf etmektedir. Türkiye, Filistin davasını her platformda savunmaya devam etmektedir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, uluslararası toplantılarda yaptıkları konuşmalarda Türkiye'nin Filistin'e desteğini her defasında ifade etmektedir. İsrail'in Filistin topraklarını işgaline dair kanıtları muhataplarına sunmaktadır. Sayın Cumhurbaşkanımız, Uluslararası Adalet Divanı'nda İsrail aleyhinde devam eden soykırım davasına Türkiye'nin müdahil olacağını açıklamıştır. YÖK olarak Gazze'den ayrılmak durumunda kalan Filistinli öğrencilere ve akademisyenlere üniversitelerimizin kapılarını açtık" diye konuştu.

“Avrupa ülkeleri size schengen giriş yasağı koydu”

Rektör Abu Sitte'nin İsrail ordusunun Gazze'deki Filistin hastanelerinde işledikleri suçlara tanık olduğunu belirten Özvar, "Lahey'deki Uluslararası Ceza Mahkemesi Savcılığı tarafından yürütülen İsrail soruşturması bağlamında Gazze'de gördüklerinizi savcılığa aktardınız. Bu nedenle Avrupa ülkeleri, size Schengen giriş yasağı koydu. Bu durum, ifade özgürlüğünün açık bir ihlalidir. Birçok Batılı ülkenin çifte standardının da diğer bir örneğidir. Sizi Türkiye'ye davet ettik. Schengen ülkelerinde izin verilmeyen, tanıklık ettiğiniz tüm olayları serbestçe ifade ediniz. Davetimizi kabul edip, Türkiye'ye geldiğiniz için teşekkür ederim" dedi.

“Buyurun, ülkemize gelin”

Bugün haklı eylemlere katılan akademisyenlerin bir kısmının işlerine son verildiğini, öğrencilerin de üniversitelerinden kayıtlarının silindiğini aktaran Özvar, "Buradan YÖK Başkanı olarak siz kıymetli basın mensupları vasıtasıyla Batılı üniversitelerden Gazze'deki katliamlara sırf karşı çıktıkları için işini kaybeden bilim insanlarına ve öğrencilere sesleniyorum. Batılı akademisyen ve bilim insanlarına Türk üniversitelerinin kapıları açıktır. Buyurun, ülkemize gelin. Bu topraklar baskı gören Batılı insanlara her zaman kapılarını açmıştır. 15'inci asrın sonunda Avrupa'da zülüm gören Yahudilere kapılarımızı nasıl açtıysak, İkinci Dünya Savaşı arefesi ve esnasında Nazi zulmü ve baskısı altındaki bilim insanlarını üniversitelerimize nasıl kabul ettiysek, aynı şekilde bugün de sizleri aramızda görmekten memnuniyet duyarız. Önümüzdeki günlerde bu amaçla, YÖK'ün web sitesinden duyuruyla bir başvuru sayfası düzenleyeceğiz. İnsancıl eylemleri sebebiyle işine son verilen Avrupa ve Birleşik Devletler'deki üniversite hocaları ile üniversitelerinden koparılan uluslararası öğrencilerin diledikleri takdirde ülkemize başvurularına imkan tanıyacağız ve değerlendireceğiz" dedi.

“Yoğun bakımda dezenfektan bulamadık”

İsrail'in Gazze kuşatması sırasında Şifa Hastanesi ve El Ehli Hastanesi'nde doktorluk yapan ve Avrupa'ya girişi engellenen Glasgow Üniversitesi Rektörü Ghassan Abu Sitta, Gazze'deki yaşadıklarını anlattı. Gazze'ye ilk geldiğinde 350 savaş uçağının şehri bombaladığını anlatan Sitta, "Şifa Hastanesi'nde her taraf, koridorlar doluydu. Bu savaş, 16 yıllık ambargodan sonra ortaya çıktı. İlaç yönüyle sıkıntılı bir savaştı. 15 yaşındaki bir gencin yüzde 50 vücudu yanık durumdaydı. Yoğun bakıma gittiğimizde dezenfekte bulamadık, sabun kullandık" diye konuştu.

“Yaralılar arasında tercih etmek zorunda kalıyorduk”

Aynı zamanda hastanenin yanık bölümünde cerrah olduğunu belirten Dr. Ghassan Abu Sitta, savaşın çocukları hedef aldığını söyledi. Savaş uçaklarından atılan bombalar nedeniyle mahallelerin tam anlamıyla yok olduğunu ifade eden Sitta, Şifa Hastanesi'nin 2 bin 500 hasta kapasitesi olduğunu belirtti. Savaşın ilk gününde yaralı sayısının 6 bini geçtiğini söyleyen Abu Sitta, "Maalesef sağlık kapasitemiz yeterli değildi. En fazla sayıda yaralıyı elimizden geldiği kadarıyla kurtarmaya çalışıyorduk. Yaralılar arasında tercih etmek zorunda kalıyorduk. Hatırlıyorum, ağrı kesici olarak vereceğimiz morfin kalmadı, ilaçlar gittikçe tükendi. Ağrı kesici olarak hastalara düşük dozlu ağrı kesiciler vermeye başladık Çok etki etmiyordu ama çaremiz yoktu. Dezenfekte yerine sirke kullanmaya başladık, sıvı sabun ile karıştırıp, dezenfekte yaptık. Bütün hayati malzemelerimiz tükenmek üzereydi. Sağlık alanı bu yükün altından kalkamıyordu. İnsan uzuvlarını kesmeye başvurduk, çocukları hedef alıyorlardı. Irak'ta da Suriye'de de çalıştım ama Gazze gibi sıkıntılı ve derin yaraları hiçbir yerde görmedim" dedi.

İsrail'in Refah'taki saldırısına da değinen Abu Sitta, "İsrail, dün büyük bir katliam yaptı. Mülteci kamplarına bomba atarak çok sayıda kişiyi öldürdü. Dünya değişiyor ve Batı medyasının iki yüzlülüğü ortaya çıkıyor. Uluslararası Adalet Divanı'nda da İsrail'in mahkum olması bekleniyor. Türk milleti, Filistin meselesini Nakba'dan önce de şimdi de hep destekledi. Türkiye'ye teşekkür ediyoruz" diye konuştu.

Kaynak: DHA