Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Ankara’da basın açıklaması yaptı. Zafer Partisi Lideri Özdağ, ‘Terörsüz Türkiye’ hedefi kapsamında Meclis'te kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun İmralı’ya olası ziyaretine yönelik değerlendirmelerde bulundu. Özdağ, “Öcalan İmralı'dan çıkıp Ankara'ya gelecek, parti kuracak” ifadesini kullandı.
"Devlet yönetiminde böyle ciddiyetsizlik olur mu?"
Özdağ’ın açıklamalarından satırbaşları şöyle:
"Sevgili yurttaşlarım, Devlet Bahçeli’nin önayak olması ile Türkiye, 2. Bölücü Açılım Sürecine sokuldu. ‘Bir al-ver süreci ve ön şart olmayacak, PKK kendini feshedecek ve silah bırakacak’ diyerek çıkılan yolda; PKK silah bırakmadı, fesih olmadı ama laik-üniter-ulus devletimizi feshedecek gelişmelerin yaşandığını görüyoruz. TBMM’de kurulan ‘Öcalan Komisyonu’ İnfaz Yasası değişikliği yani Örtülü Af ve Terörle Mücadele Yasasında yapılacak değişiklikleri görüştüğü 16. toplantıyı halkımıza kapattı. 17. toplantı da Türk halkına kapalı yapıldı. Halkımıza kapalı ama siyasi uzantıları vasıtasıyla PKK terör örgütüne açık!
Lütfen dikkat edin, son toplantıda İçişleri Bakanı, Milli savunma Bakanı ve MİT Başkanı komisyona sunum yaptılar. Yani güncel istihbarat bilgileri, asayiş ve güvenlik bilgileri açıklandı. Bu açıklamalar devlet sırrı diye halktan saklandı ama kime açıklandı? PKK’nın siyasi temsilcilerine açıklandı. Arkadaşlar siz aklınızı mı kaçırdınız? Devlet yönetiminde böyle ciddiyetsizlik ve sorumsuzluk olur mu? Dünyada bunun hiç örneği var mı? Mevcut İstihbaratı, polisi ve askeri birliklerin yerlerini anlattıysanız, e artık devletin anahtarını da verin PKK’ya, kapatın gidin! Tekrar ediyorum, böyle bir sorumsuz bir davranışın Dünyada eşi benzeri yok. Bilesiniz ki; büyük Türk Milleti bu süreci PKK ve Öcalan’a mağlubiyet süreci dikkatle izliyor ve bunun siyasi hesabını sizden sandıkta soracak. Haziran 1015 seçimlerini unutmayın. Sonuç olarak; halktan gizlenen ama PKK’ya açık bir süreçten Türk halkına bir fayda gelir mi?
"PKK’nın reklamını yapmaya devam ediyorlar"
Bu arada PKK’nın da reklamını yapmaya devam ediyorlar. Neymiş? PKK Zap bölgesinden çekilmiş, barışçıl tavrını göstermiş. PKK kış aylarında Zap bölgesinden senelerden beri çekiliyor. Gerçekleri dile getirelim. Bakın resmi bir cumhurbaşkanlığı belgesiyle şimdi PKK’nın silah bırakmadığını size kanıtlayacağım. Cumhurbaşkanı Hukuk Başdanışmanı Mehmet Uçum ne diyor? ‘Silah bırakma pratiklerinin genişletilerek ve geliştirilerek ilerletilmesi gerekiyor’. Eğer PKK silah bırakmış olsaydı hala PKK’nın silah bırakma pratiklerinin geliştirilmesinden bahsedilebilir miydi? Demek ki PKK silah bırakmamıştır. PKK kendisini gerçek anlamda da feshetmemiş sonlandırmamıştır. Bütün örgütsel yapısı varlığını sürdürüyor. PKK’lıların büyük bir bölümü YPG’ye katıldılar. 2 bin kadar PKK’lının PJAK’a katıldığını İran’a geçtiğini biliyoruz. Örgütün genellikle üst düzey yöneticileri şu anda Talabani’nin kontrol ettiği bölgede Süleymaniye ve çevresindeler. Özetle, PKK terör örgütü silahlı varlığını sürdürmeye devam ediyor.
"Öcalan İmralı’dan çıkacak, Ankara’ya gelecek ve Ankara’da kuracağı siyasi partinin başına geçecek"
Diğer yanda, Bahçeli en baştan beri Öcalan için bir ‘Umut Hakkı’ çerçevesinde serbest kalması için adeta çırpınıyor! Ve dün Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, Öcalan’ın umut hakkı ile serbest kalacağını tekrar açıkladı. Serbest kalmakla kalmayacak, yeni bir parti kurarak başına da geçecek. İstenilen bu. Bunu açıkladığımız zaman bazı basın-yayın organlarında, iktidarın tetikçileri ‘Öcalan serbest kalmayacak, doğru değil’ diyorlar. Hayır, Öcalan da serbest kalacak, Demirtaş da serbest kalacak. Öcalan İmralı’dan çıkacak, Ankara’ya gelecek ve Ankara’da kuracağı siyasi partinin başına geçecek. Bunların hepsinin planlaması yapılmış durumda. Mesele sadece Türk halkına nasıl anlatacakları, halkı buna nasıl alıştıracakları üzerine kurulu.
Türk milliyetçilerinin öz evladı Sinan Ateş’in cenazesine bile katılmayan ama Sırrı Süreyya Önder’in fotoğrafının yüzünü okşayan Bahçeli İstiklal Savaşını veren, FETÖ’cü darbeye direnen Gazi Meclis’i İmralı’daki mahkûm terörist Öcalan’ın ayağına götürmek konusundaki ısrarını bu hafta da sürdürdü.
Devlet Bahçeli, komisyon eğer İmralı’ya gitmezse 3 arkadaşını alıp kendisi gidecekmiş. Bahçeli’nin bu açıklamasının nedeni komisyonda adaya gitmeme konusundaki düşüncesinin ağır basmış olmasıydı ve onun yerine uzaktan bir telekonferans planlanmış, bu görüş ön plana çıkmıştı. Komisyondaki birçok üye tarihe teröristbaşının ayağına giden milletvekili olarak geçmek istemiyorlar. Bu milletvekilleri yarın seçimlerde, belki de 2026’da yapılacak seçimlerde sokağa çıktıkları zaman Türk halkından ‘Sen neden İmralı’ya gittin?’ sorusuna muhatap olacaklarını biliyorlar. Komisyon üyesi olmak zorunda kalan vatansever milletvekillerine sesleniyorum çünkü biliyorum ki bazılarınız olmak zorunda kaldınız. Bir teröristin ayağına giden adam olarak tarihe geçmeyin, çocuklarınıza ve torunlarınıza böyle bir miras bırakmayın.
TBMM’deki komisyon üyesi milletvekillerinin İmralı’da Öcalan’ın ayağına gitmesinin bahsettikleri bu çözüm sürecine ne faydası var? Öcalan diğer devlet yetkilileri ile konuşmadığı ve onlara söylemediği neyi milletvekilleri İmralı’ya gittiklerinde onlara söyleyecek? Cevap hiçbir şey. Peki, neden bu ısrar? Çünkü, TBMM üyelerinin Öcalan’ın ayağına gitmesi Öcalan’ın Kenya’da yakalanıp getirilmesinin intikamı, Türkiye’nin sembolik mağlubiyeti olarak sunulacak dünyaya.
Mudanya Mütarekesi ile Yunan ordularını denize döken TBMM’nin ordularıydı. Şimdi aynı TBMM’nin milletvekilleri Mudanya açıklarındaki İmralı’da Öcalan’ın önünde diz çökecekler öyle mi? Biz Zafer Partisi olarak buna şiddetle itiraz ediyoruz. Ve adaya İmralı'ya, Öcalan'a gitmeyin, bu fırsatı vermeyin, bu süreci sona erdirin diyoruz.
"Her şey gözümüzün önünde apaçık bir ortamda gerçekleşiyor"
Değerli Basın Mensupları, Bahçeli’nin İmralı özlemi devam ederken, MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız’dan itiraf gibi bir açıklama daha geldi. Bahçeli’nin İmralı çağrılarını ‘kurucu siyaset’ olarak niteleyen Feti Yıldız, gerçek niyetlerini de açığa çıkarmış oldu. Yani Feti Yıldız, yeni bir devlet kurulacağını, bunun Öcalan ve PKK ile birlikte yapılacağını itiraf ediyor. Şimdi bu beyefendilere soralım: Bebek katili Öcalan ile nasıl ve ne tip bir devlet kurmayı planlıyorsunuz? Öcalan’a bu nedenle mi Kurucu Önder diyorsunuz? Atatürk’ün kurduğu cumhuriyetin neyi hatalı, eksik ya da neyi size yetmiyor? Siz Atatürk’ten daha mı iyi biliyorsunuz? İkinci Cumhuriyet’ten sonra Öcalan’ın kurucu önderi olduğu bir de Üçüncü Cumhuriyet mi çıkartıyosunuz başımıza? Bakın efendiler, siz Lozan Antlaşmasını reddeden, 1924 Anayasasına karşı çıkan, Cumhuriyetimizi Kürt Soykırımı iftirası ile hedef alan bir yapıyla nasıl ‘kurucu siyaset’ inşa edeceksiniz? Gittiğiniz yolun, PKK’ya teslim olmak ve PKK’nın 8. ve en son topladıkları sözde 12. kongrelerinde ilan ettikleri demokratik konfederasyon amacına hizmet ettiğini görmüyor musunuz? Eğer İmralı’ya bebek katilinin ayağına gider, onu meşrulaştırır ve Türk Devletinin itibarını yerle yeksan ederseniz, bilesiniz ki; halkımız sizi affetmez!
Değerli yurttaşlarım, Her şey gözümüzün önünde apaçık bir ortamda gerçekleşiyor. ! Kartların açık oynandığı jeopolitik bir oyunla karşı karşıyayız. ABD Dedeağaç’tan-Kıbrıs’a kadar 6 askeri üs halinde bölgede yer alıyor. En son Kafkasya’da Zengezur Koridoruna el atıldı. Bunun bir kuşatma olduğunu körler bile görüyor. Kıbrıs’ta el birliğiyle GKRY silahlandırılıyor. Suriye’de ABD ve İsrail ile komşu olduk. Gelinen aşamada; Suriye de Irak’a benzer şekilde ‘gevşek federasyon’ ile bölünmeye sürükleniyor. Yani Irak ve Suriye’de İsrail müttefiki bir ‘teröristan’ kuruluyor. Bu arada, bizimkiler de terörle iş birliği ve umut hakkı için çırpınıyor.
"Türkiye kendi içinde bölünmeye sürüklenmek isteniyor"
İşin özü, Türkiye’de başlatılan 2. Bölücü Açılım, Öcalan Komisyonu ve yeni Anayasa ile benzer bir gevşek federatif yapıya doğru ülkemiz sürüklenmek isteniyor. ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrak ‘İsrail bölgede ulus devlet istemiyor’ demişti. Irak ve Suriye’de üniter-milli devletler parçalandı. Türkiye’de de şimdi İsrail’in istekleri doğrultusunda Öcalan’ın kurucu önderlerinden birisi olduğu bir çok uluslu federasyona doğru gidiyoruz. Görülen o ki, Atatürk’ün kurduğu milli üniter devlet yerine İsrail’in isteği ile çok uluslu bir federasyona Türkiye sürüklenmek isteniyor. Türk halkı bu razı gelmeyecektir.
PKK fesih olacak diye bekleyenler, Atalarımızın mübarek kanı ile kurulan Cumhuriyetimizin masada dağıtıldığına tanıklık ediyor. Türkiye kendi içinde bölünmeye sürüklenmek isteniyor. Ve sanki Türkiye ulusal egemenliği ve bağımsızlığı konusunda Terör örgütü ve onun eli kanlı katil elebaşına muhtaç kalmış gibi ‘Umut Hakkı’ deniyor ve ısrarla Türk devleti terör örgütünün ayağına götürülmeye çalışılıyor! Zafer Partisi olarak bu sürece en net ve sert şekilde karşı olacağımızı ve Laik-Üniter-Ulus devletimizi sonuna kadar savunacağımızı tekrar ediyoruz. Bu vesileyle, Geleneksel Türk Devlet aklıyla bağdaşmayan bu bölücü Açılım Sürecine karşı çıkan tüm halkımızı, Milli-Üniter-Laik cumhuriyetimizi savunmak için ortak mücadeleye ve Zafer Partisine davet ediyorum.
14 Kasım 2025’te C130 uçağının düşmesiyle hayatını kaybeden 20 şehidimizi sonsuzluğa uğurlayarak vatan toprağına emanet ettik. Bu vesileyle şehitlerimize tekrar Allahtan diliyorum. Milletimizin başı sağ olsun.
Değerli katılımcılar ve kıymetli yurttaşlarım, Milliyetçilik görüntüsü altında terör örgütü ile yeni bir devlet kurmaya yeltenen, TBMM Komisyonu ile milletin vekillerini İmralı’ya Öcalan’ın ayağına göndermeye çalışanlara karşı ‘milli müdafaanın’ merkezi Zafer Partisidir. Büyük Atatürk’ün ilkelerinin izinde, Cumhuriyetimizin kurucu temel değerleri temelinde cumhuriyetimizi, halkımızı ve ailelerimizi koruyacağız"





