DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Sözcü TV’de katıldığı “Liderler Özel” programında gazetecilerin sorularını yanıtladı ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Suriye’ye dair açıklamalarını eleştirdi.

MHP göreve iadelerini istemişti; Ahmet Türk ve Ahmet Özer’den ilk açıklama
MHP göreve iadelerini istemişti; Ahmet Türk ve Ahmet Özer’den ilk açıklama
İçeriği Görüntüle

Bakırhan, Fidan’ın açıklamalarında kullandığı dili “tehditkâr” olarak nitelendirerek, çözümün öncelikle müzakere ile mümkün olduğunu ifade etti. “Bırakalım Ahmed eş-Şara (Ebu Muhammed el-Colani) ile SDG’li yöneticiler Halep meselesi başta olmak üzere konuşsun, müzakere etsin” diyen Bakırhan, Fidan’ın tutumunu eleştirerek, “Sayın Fidan’ın her seferinde Suriye’nin bir bakanı, adeta Suriye kabinesinde yer alan bir isim gibi konuşması gerçekten anlaşılır gibi değil” ifadelerini kullandı.

Bakırhan, Halep’in tarihi ve stratejik önemine dikkat çekerek, kentin farklı inanç ve kimliklerin yüzyıllardır bir arada yaşadığı bir bölge olduğunu vurguladı. “SDG, Suriyeli bir örgüt. Geçici Şara hükümeti de şu anda orada yönetimde. Şara konuşsa anlarsın, dersin oranın geçici yöneticisidir. Mazlum Abdi konuşsa anlarsın dersin SDG’nin yöneticisidir” dedi.

Ayrıca Bakırhan, Hakan Fidan’ın açıklamalarında güç kullanımına dair vurgu yapılmasını eleştirerek, “Sayın Fidan en başından beri sürekli tehditkâr bir dil kullanıyor, güç kullanımından bahsediyor. Oysa Halep’te gücü kullanan kim? Türkiye mi, Şara hükümeti mi? İnsanlar bunu anlamakta zorlanıyor” şeklinde konuştu.

Bakırhan’ın açıklamaları, Türkiye’nin Suriye politikası ve bölgedeki aktörlerle ilişkiler konusunda tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.

Suriye’de çözümün Hakan Fidan’ın iddia ettiği gibi zor olmadığını ifade eden Bakırhan şunları belirtti:

“Çözüm çok kolay. Sayın Fidan’ın anlattığı gibi zor değil. Kimsenin yerinden çekilmesine göç etmesine gerek yok. Suriye Esad’ın devrettiği geleneklerle devam edecekse zaten orada bir çözümden bahsetmek zor. Suriye’nin bu halde olmasının zaten temel sebebi tekçilik, mezhepçilikti. Şimdi aynı şeyle karşılaşıyoruz. Suriye’de henüz oturmuş bir rejim yok. Rejimin karakteri belli değil. Demokratik mi olacak, kapsayıcı mı olacak, anayasasında Kürtler, Aleviler, Dürziler, Türkmenler, orada yaşayan bütün millet ve inançlar olacak mı bilmiyoruz."

Suriye’deki krizin temel nedeninin tekçi ve mezhepçi yönetim anlayışı olduğunu dile getiren Bakırhan, Esad dönemine işaret ederek, “Tekçi bir yönetim vardı. Bu anlayış Müslümana da Kürde de, farklı inanç ve etnik kimliklere de dayatıldı. Suriye’nin bu hale gelmesinin temel sebebi zaten buydu” ifadelerini kullandı.

Bakırhan, Suriye’de bazı bölgelerde yaşanan göçlere de dikkat çekerek, “Silahları bırakın, teslim olun, bulunduğunuz yerlerden çıkın deniliyor. Peki Afrin kimin denetiminde? Resulayn için de benzer açıklamalar yapıldı. Yoğunlukla Kürtlerin yaşadığı bu bölgelerde insanlar silah zoruyla göç etmek zorunda kaldı” değerlendirmesinde bulundu.

Sorunun askeri yöntemlerle değil, siyasal ve diplomatik yollarla çözülebileceğini vurgulayan Bakırhan, “Tehdit yerine Türkiye’nin Suriye’deki meselenin çözümüne nasıl katkı sunabileceğini konuşmamız gerekiyor. Eğer bunu gündemimize alabilirsek, emin olun herkes için daha yapıcı bir süreç olur” ifadelerini kullandı.

Kaynak: Haber Merkezi