Akçam, proje bazlı satış modellerinde tasarruf finansman şirketleri ile inşaat firmaları arasında fiili iş birliği algısı oluştuğunu ancak sorun çıktığında sorumluluğun ortada kaldığını vurguladı. “Vatandaş, proje anlatımı ve güven algısıyla sisteme dahil ediliyor. Ancak iş teslimat aşamasında bir taraf ‘biz inşaatçı değiliz’, diğer taraf ‘biz finansman sağlamadık’ diyerek geri çekiliyor. Ortada kalan yine tasarruf sahibidir. Bu açık bir sorumluluk boşluğudur” dedi.
Bu yapılar banka değil, fonlar güvende değil
Kamuoyunda oluşan güven algısının teknik gerçeklerle örtüşmediğini belirten Akçam, “Tasarruf finansman şirketleri banka statüsünde değildir. Toplanan paralar mevduat ya da katılım fonu değildir. Bu fonlar TMSF güvencesi kapsamında değildir ve sigortalı değildir. Buna rağmen ‘denetleniyor, güvende’ algısı yaratılıyor; bu yanlış bir algıdır” dedi.
Denetim, koruma anlamına gelmez
Akçam, BDDK denetiminin yanlış yorumlandığını belirterek, denetimin tek başına güvence sağlamadığını vurguladı: “Denetleniyor olmak, paranın korunacağı, projenin tamamlanacağı veya zararın telafi edileceği anlamına gelmez. Bugün yaşanan tepkiler, ‘denetim var ama güvence yok’ gerçeğinin sahadaki yansımasıdır.”
Acil yasal düzenleme çağrısı
TEDB Başkanı, benzer mağduriyetlerin önlenmesi için acil ve bağlayıcı düzenlemeler gerektiğini belirterek şunları sıraladı:
Proje bazlı tasarruf finansman satışlarına zorunlu teminat, kefalet veya sigorta getirilmesi
Organizasyon ve hizmet bedellerinin kanuni üst sınıra bağlanması
Tasarruf havuzları için zorunlu fon koruma mekanizması oluşturulması
Reklam ve tanıtımlarda banka veya kamu güvencesi algısı yaratılmasının yasaklanması
Tasarruf finansman yapıları ile proje geliştiriciler arasında müteselsil sorumluluk düzenlemesi yapılması
Akçam açıklamasını, “Vatandaşın birikimi deneme alanı değildir. Bu mesele tekil değil, sistemseldir. Denetim yetmez, güvence şarttır” sözleriyle tamamladı.




