Araştırma: Yapay zeka robotlaştırıyor
Araştırma: Yapay zeka robotlaştırıyor
İçeriği Görüntüle

Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Erinç Sağkan, yeni adli yılın açılışında yaptığı konuşmada ‘Terörsüz Türkiye’ hedefi kapsamında başlatılan sürece değindi. Erinç Sağkan, “Türkiye Barolar Birliği olarak Yüce Meclis çatısı altında kurulan komisyonda görüş ve önerilerimizi ifade etme şansı bulmuştuk. Bunların bir bölümünün komisyon raporuna yansıdığını da gördük. Bundan sonraki aşamada da ulus-devlet anlayışı ve üniter yapı içerisinde kalıcı toplumsal bütünleşmenin hukukun güvencesi altında tesisi için kurumsal birikimimizle katkı sunmaya hazır olduğumuzu önemle belirtmek isterim” dedi.

Sağkan’ın açıklamalarından satırbaşları şöyle:

“Terörün ülkemiz gündeminden çıkarılması ve toplumsal bütünleşmenin sağlanmasına yönelik iradenin; çatışma ve ihtilafların hukuk yoluyla geride bırakılabilmesi bakımından tarihsel bir imkân olduğunu belirtmek gerekir. Zira yaklaşık kırk yıldır devam eden terör süreci, yalnızca şehitlerimiz ve sivil kayıplarımız gibi korkunç sonuçlarıyla değil; aynı zamanda demokrasimizde ve hukuk pratiğimizde de derin krizlere yol açmasıyla bu yönde belirleyici olmuştur. Terörle mücadele gerekçesiyle kamusal yetkiler alabildiğine genişletilmiş; olağanüstü hallerle başa çıkmanın yöntemleri kurumsallaştırılarak adeta olağanlaştırılmıştır. Yine aynı dönemde suç kavramının anlamı da değişmiştir. Siyasi, ekonomik, toplumsal ve çevresel alanları içine alan çok daha geniş bir tehdit ve tehlike anlayışı ceza hukukunun merkezine yerleşmiş; böylelikle olağanüstü önlemler almak ve güç kullanmak daha kolay meşrulaştırılmıştır.

Bugün önümüzde duran meselenin silahların susması olarak görüldüğü kadar, demokratik hukuk devletinin tam manasıyla inşası ve toplumsal bütünleşmenin hukuk aracılığıyla tesisi olarak görülmesi gerektiğini önemle belirtmek isterim. Bu kapsamda, ülkemizin demokratik kültürünün, hukuk ve yargı düzeninin güçlendirilmesini temel görevlerimizden biri olarak kabul ettiğimiz için, bu kürsüden hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığı bakımından hatalı veya hukuka aykırı gördüğümüz uygulamaları da konuşmayı, adaletin sorunlarını erklerin huzurunda dile getirmeyi bir sorumluluk olarak görüyoruz. Hukukun üstünlüğü, devletin hukuk üretme kudretinden önce, kendi koyduğu hukuka bağlı kalabilme iradesini ifade eder. Hukukun üstünlüğünün başat göstergesi, yurttaşa hangi kuralların konulduğu kadar, iktidarın da hangi sınırlar içinde tutulduğudur. Devletin kendi gücüne hukuk eliyle sınır çizebilmesi, demokratik düzenin en ileri olgunluk ölçülerinden biridir. Bunun en önemli göstergesi ise, bağımsız yargının kararlarına riayettir.

Türkiye Barolar Birliği olarak Yüce Meclis çatısı altında kurulan komisyonda görüş ve önerilerimizi ifade etme şansı bulmuştuk. Bunların bir bölümünün komisyon raporuna yansıdığını da gördük. Bundan sonraki aşamada da ulus-devlet anlayışı ve üniter yapı içerisinde kalıcı toplumsal bütünleşmenin hukukun güvencesi altında tesisi için kurumsal birikimimizle katkı sunmaya hazır olduğumuzu önemle belirtmek isterim.

Sayın Cumhurbaşkanı Vekilim; dünyanın içinde bulunduğu hal, yaşanan büyük acılar, savaşlar ve adaletsizlikler evrensel hukuka bağlılığın samimiyetini her defasında yeniden sınamaktayken; insanlığın ortak vicdanının yaralandığı bu dönemde sınanan yalnızca milyonlarca masum değil, İkinci Dünya Savaşı’nın küllerinden “Bir daha asla!” cümlesiyle kurulan uluslararası hukuk düzeninin bizzat kendisidir. İşte böyle bir dönemde uluslararası insancıl hukuku ve barışı savunmak, bu kapsamda etkili rol alabilmek —az önce de ifade ettiğim üzere— tarih önünde kayda değer bir duruş olmakla birlikte; bu tutum, kendi hukuk sistemimizi tam anlamıyla bağımsız bir yapıya büründürmek, evrensel hukuk kurallarına tam riayet etmek ve eksiksiz demokrasiyle anlam kazanır. Çünkü bir devletin dünyaya hukuk adına söylediği söz, en büyük gücünü o devletin kendi hukukuna sadakatinden ve demokrasisinin eksiksiz işleyişinden alır. Bu kapsamda ülkemizin demokratik kültürünün, hukuk ve yargı düzeninin güçlendirilmesini temel görevlerimizden biri olarak kabul ettiğimiz için bu kürsüden hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığı bakımından yanlış gördüğümüz uygulamaları da konuşmayı, adaletin sorunlarını erklerin huzurunda dile getirmeyi bir sorumluluk olarak görüyoruz.”

Kaynak: Haber Merkezi