DEM Parti Meclis Grup Başkanvekili Sezai Temelli, Mecliste düzenlediği basın toplantısında, Selahattin Demirtaş hakkındaki AİHM kararının uygulanmamasına tepki gösterdi. Temelli, hukukun her yerde herkes için geçerli olması gerektiğini ifade ederek İstinaf Mahkemesi’ni uluslararası hukuka uymaya davet etti.

MHP'li Yıldız'dan komisyon raporu açıklaması: ‘Ana başlıkları çıkardık!’
MHP'li Yıldız'dan komisyon raporu açıklaması: ‘Ana başlıkları çıkardık!’
İçeriği Görüntüle

Temelli, basın toplantısında ayrıca ekonomik duruma ve uluslararası gelişmelere değindi. Toplumun büyük bölümünün açlık sınırında olan asgari ücretle çalıştığını belirten Temelli, iktidarın sorunları çözmediğini ve bu yükün halkın sırtına yüklendiğini söyledi.

Dış politika konularına da değinen Temelli, ABD’nin Venezuela’ya yönelik askeri müdahalesine atıfta bulunarak, otoriter rejimler ve emperyal müdahaleler arasında halkların sıkıştığını vurguladı. Temelli, “Venezuela halkından Filistin halkına, Kürt halkına kadar dünyanın her yerinde yaşanan bu gelişmeler halklara zulüm, savaş ve şiddet dışında bir şey getirmiyor” dedi.

Uluslararası hukuk ihlallerine dikkat çeken Temelli, İran, Kuzey ve Doğu Suriye ile Filistin’deki ölümlerin de bu nedenle gerçekleştiğini ifade etti. Halkların kendi geleceklerini belirleme hakkına sahip olduğunu belirten Temelli, otoriter rejimlerin sonlandırılmasının emperyal müdahalelere karşı mücadeleyle paralel olduğunu söyledi.

Demirtaş ve diğer tutuklu siyasetçilere dair açıklamasında Temelli, AİHM’in Demirtaş kararıyla ilgili uygulamanın gecikmesine tepki gösterdi. Temelli, “İstinaf Mahkemesi ne bekliyor? Uluslararası hukuku yok sayıyor. Arkadaşlarımız 10 yıldır cezaevindeler. Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve Kobani davasından yargılanan arkadaşlarımız hâlâ tutuklu. Hukuk her yerde, herkes için geçerli olmalı” ifadelerini kullandı.

Sezai Temelli-7

“Su yoksulu bir ülke haline geleceğiz”

Temelli, 2025 yılı boyunca AK Parti tarafından Meclis'e getirilen ve yasalaşan kanun tekliflerine işaret ederek, hiçbir kanunun halkların, emekçilerin, işçilerin sorunlarını çözmediğini belirtti. Temelli, aksine çıkartılan kanunların yapısal sorunları daha da derinleştirdiğini, çıkan kanun teklifleri ile ormanların, zeytinlik alanlarının yok edildiğini ve doğanın maden ve enerji firmalarına peşkeş çekilecek şekilde çıkarıldığını söyledi. Temelli, "Ekilebilir arazilerin aslında tarım vasfını yitirmesine yol açacak şekilde enerji sahalarına açılması bunların başında gelen uygulamalardı. Bakın Türkiye'nin yağış iklimi değişiyor ve yağış ikliminin değişmesine bağlı olarak yaşanan gelişmeler ciddi bir su krizini de beraberinde getiriyor. Su zengini olan bir ülke su stresi yaşıyor. Çok yakında su yoksulu bir ülke haline geleceğiz. Bunun altında yatan en önemli nedenlerden biri kuşkusuz işte bu maden ve enerji anlayışıdır. Temiz su kaynakları madenler eliyle kirletilmeye devam ediliyor" şeklinde konuştu.

“Toplumun büyük bir bölümü açlık sınırı altında”

Belirlenen 2026 yılı asgari ücret artış oranına tepki gösteren Temelli, 28 bin 075 TL olarak belirlenen asgari ücretin açlık sınırının altında olduğunu kaydederek, "Asgari yoksulluk sınırının en az yarısı asgari ücret olmalıdır derken bunun 46 bin TL olmasını dile getirmiş bir parti olarak bugün karşı karşıya olduğumuz ücretin açlık sınırının altında olmasını kabul etmemiz mümkün değil. Öyle bir hayat pahalılığı ile karşı karşıyayız ki bu zam şu anda çoktan daha ayın ilk haftasında eriyip gitmiş durumda. Bakmayın siz TÜİK'in açıkladığı enflasyon rakamlarına. TÜİK yine her zaman olduğu gibi suç işlemeye devam ediyor. Aralık ayı enflasyon rakamını da olması gerekenin çok altında açıkladı. TÜİK bunu sistematik olarak yapmaya devam etti. Ve bugün dönüp baktığımızda; asgari ücrette olsun, en düşük emekli maaşında olsun, emekli maaşlarının ortalamalarında olsun, kamu emekçilerinin gelirlerinde olsun o denli büyük bir erozyon söz konusu ki artık açlık sınırının altındaki sadece asgari ücretliler değil, toplumun çok büyük kesimi yoksulluk sınırının çok altında yaşıyor” dedi.

“Kamuoyunu aslında meşgul etmeye dönük paketler olma özelliği taşıyor”

Temelli sözlerini şöyle sürdürdü: "Yargı paketi enflasyonu da devam ediyor. 12. Yargı Paketi hazırlanıyor. Her defasında şunu dile getirdik; yargı paketleri mevcut adalet sisteminde bir iyileşme ortaya koyacaksa önemlidir. Fakat yargı paketleri sonucunda dönüp baktığımızda adaletsizlikler devam ediyor. Eşitsizlik devam ediyor. Özellikle İnfaz Kanunu'ndaki eşitsizliklerin devam ettiği bir yerde, yargı paketleri sadece günü kurtarmaya yönelik, kamuoyunu aslında meşgul etmeye dönük paketler olma özelliği taşıyor. Bunun ötesinde bir şey ifade etmiyor. Evet, 50 bin insan cezaevlerinden tahliye olacak ama yılsonuna kadar 50 binden çok daha fazla insan cezaevine girecek. Çünkü öyle bir adalet sistemi var ki suç odaklı bir adalet anlayışı söz konusu. İşte kadın cinayetleri ortada. Bugün, bu sabah Mardin'de yine iki kadın cinayetiyle uyandık ve kadın cinayetleri hız kesmeden devam ediyor. Çocuklara yönelik taciz ve tecavüzler sürüyor. Dolayısıyla dönüp baktığınızda, her türlü şiddetin kol gezdiği bir ülke söz konusu.”

“Muhalefet ile ortaklaşılmalı”

Temelli son olarak şunları ifade etti: “Kayyım konusunda, bu kayyım rezaletinden kurtulabilmek adına bütün muhalefet partileri bir araya gelerek ortak bir kanun teklifi verdik. İçinde yaşadığımız sürecin bütün olumlu havasına rağmen bu kanun teklifi de raflardan inmedi. Diğer taraftan yüzlerce araştırma önergesi verdik. Birkaç tane araştırma önergesinde ortaklaşıldı. Bildiğiniz gibi Bolu Kartalkaya'daki yangın, Narin cinayeti sonrası çocuklara yönelik şiddet konusu olmak üzere birkaç tane araştırma önergesinde ortaklaşılarak bir araştırma komisyonu kuruldu. Ancak onun dışında kalan her şey reddedildi. Her şeyden önce 2026 yılında Meclisin bu konuda artık yürütmenin güdümünden kurtularak, gerçekten ülkenin sorunlarını dikkate alan bir yerden, demokratik teamüllere dikkat eden bir yerden, muhalefetle ortaklaşan bir yerden, sorunların çözümüne dair önergelerle ve kanun teklifleriyle çalışmasını arzu ediyoruz."

Kaynak: MA