Taksim’de 1 Mayıs 1977’de meydanda bulunan binlerce kişiye çevre binalardan ateş açılması sonucu 34 kişi hayatını kaybetmiş, 136 kişi de yaralanmıştı. Bu nedenle Taksim Meydanı, 1 Mayıs kutlamaları için sembolik bir anlam taşıyor. Emek ve meslek örgütleri Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve Türk Dişhekimleri Birliği (TDB), 16 Nisan'da yaptıkları ortak açıklamada, 1 Mayıs'ı Taksim'de kutlama kararı aldıklarını duyurdu.  Fakat Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) 5 ay önce verdiği hak ihlali kararına rağmen Taksim Meydanı yine 1 Mayıs kutlamalarına kapatıldı. AYM, Taksim'de kutlama yapılmasının engellenmesinin "Anayasa'nın 34. maddesinde güvence altına alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının engellenmesi" olduğuna karar vermişti.

İstanbul Valisi Gül ve Bakan Işıkhan başka adres gösterdi

İstanbul Valiliği'nde 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kapsamında düzenlenen törenin ardından İstanbul Valisi Davut Gül, Taksim'in kutlamalara kapalı olacağını açıkladı. Vali Gül, "DİSK, KESK, Memur-Sen, HAK-İŞ gibi sendikalara Taksim'de bu sene kutlamalarının olmayacağını açıkladıklarını belirterek, “İstanbul'un herhangi bir yerinde uygun gördükleri bir yerde karar verirlerse de bunun coşku içerisinde, günün anlamına uygun şekilde, o demokrasi şenliği şeklinde kutlanması için üzerimize düşeni yapacağımızı söyledik” dedi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan da ‘işçinin alın terinin, Taksim Meydanı’na sığmayacak kadar büyük olduğunu’ söyleyerek, “Taksim’de kitlesel kutlama inadı, 1 Mayıs’ın dayanışma ruhunu zedelemektedir” açıklamasında bulundu.  İktidarın ve kurumların 1 Mayıs kararlarıyla ilgili KESK Genel Sekreteri Sevgi Yılmaz, Elips Haber’e açıklamalarda bulundu.

“1 Mayıs, emekçilerin, kadınların ve gençlerin yaşadıkları sorunları anlatabildikleri bir gün”

“1 Mayıs İşçi ve Emekçiler Bayramı’nı, Türkiye’nin her tarafında işçilerin, emekçilerin, kadınların ve gençlerin yaşadıkları sorunları anlatabildikleri, bir araya gelebildikleri bir gün olarak değerlendiriyoruz” diyen Yılmaz, “1 Mayıs’ın diğer günlerden farkı, uluslararası birlik mücadele dayanışma günü olması. Peki, hangi koşullarda 1 Mayıs’a gidiyoruz? Derin bir yoksulluk,  temel beslenme sorunu ve barınma sorunu ile 1 Mayıs’a gidiyoruz.  Üyelerimiz çok yerde sağlıklı evlerde oturamıyor, kiralarını ödeyemiyor. Enflasyon karşısında toplu sözleşme ile alınan zamlarımız zaten eridi. Kadınlara şiddetin artığı ve eğitimde tarikat-cemaat, vakıf kuşatması altında olan bir ülkede yaşıyoruz” dedi.

“İstanbul’da biz her dönem Taksim tartışması yaşıyoruz”

1 Mayıs’ta asıl amaçlarının güvencesizliğe, yoksulluğa ve baskılara karşı alanlarda taleplerini iktidara iletmek olduğuna dikkat çeken Yılmaz,  “Türkiye’nin her yerinde 1 Mayıs kutlamaları yapılıyor, oralarda yasaklanma gibi bir sorun yokken İstanbul’da biz her dönem Taksim tartışması yaşıyoruz. Taksim işçiler ve emekçiler için sembolik bir anlam taşıyor. Biz de İstanbul Valisi Davut Gül ile görüşme gerçekleştirdik. Neden Taksim ısrarında odluğumuzu, Taksim’in önemini bir kez daha anlattık ve bu taleplerle Taksim’e çıkmak istediğimizi ilettik. Ancak Vali bey Taksim’in bu yıl kesinlikle açılamayacağını belirtti ve bu kararında kendisini aşacağını söyledi. Kendisinin veremeyeceği bir karar olamadığını söyledi ” diye konuştu.

Kobani olaylarıyla ilgili 5 eski HDP milletvekili hakkında iddianame Kobani olaylarıyla ilgili 5 eski HDP milletvekili hakkında iddianame

 “Baskı, kaygı yaratarak en temel sorunlarımızı konuşamaz duruma getiriliyoruz”

“İçişleri Bakanlığının, siyasi iktidarın ve mülki amirlerinin, 1 Mayıs gibi resmi tatil diye ilan edilen bir günde emekçilerin hangi alanlarda olursa olsun yapacakları kutlamanın güvenliğini almak gibi temel bir görevleri vardır” ifadelerini kullanan Yılmaz sözlerini şöyle sürdürdü;

“Bu herhangi bir gün için de geçerlidir. Her gün sokaklarda güven içerisinde yürümeliyiz, işimize gitmeliyiz, taleplerimizi anlatmalıyız, aktarmalıyız. Bunlar tartışmasız anayasayla da aslında garanti altına alınmış haklarımız. Bunun güvenli bir şekilde hayata geçmesi mülki amirlerin, siyasi iktidarın temel görevi. Fakat 1 Mayıs’larda Taksim tartışmasına bizi sıkıştıran siyasi iktidarın örtülü amacı şudur, yüz binler bir araya gelip bir güç olduklarını fark edip, taleplerini aktarırlarsa bu bir yönetme krize neden olabilir. Dolayısıyla böyle bir baskı, kaygı yaratarak en temel sorunlarımızı konuşamaz duruma getiriliyoruz”

“Siyasi iktidar kitlelerin seslerini birleştirmesini istemiyor”

Siyasi iktidarın ücretlerin eridiği, yoksulluğun, şiddetin ve baskının artığı bir ortamda kitlelerin bir araya gelip seslerini birleştirmesini istemediğine dikkat çeken Yılmaz, “Bu kaygıyla da bizi başka bir tartışmanın içine çekiyorlar ve kriminalize ediyorlar. Bununda altını çizmek istiyorum. Son derece doğal bir taleple, resmi tatil ilan edilen bir günde biz tarihsel arka planı olan bir meydanda 1 Mayıs’ı kutlamak istiyoruz. Ancak maç zaferlerinde, yılbaşlarında kutlamalarımızı yapıyoruz, orada güvenliğimiz alınabiliyor, burada bir sorun yok. Fakat ne hikmetse sendikalar, emekçiler, kadınlar ve gençler biz Taksim’de olmak istiyoruz dedikleri noktada bir güvenlik endişesi yaratılıyor. İçişleri Bakanı ve Valinin Taksim’i güvenlik gerekçesiyle açmaması aslında emekçilerin talepleriyle bir araya gelmesinden duyulan kaygıdır” ifadelerini kullandı.

“Taksim Meydanı en üst düzeyde güvenlik önlemleri alınarak emekçilere açılması gerekiyor”

1 Mayıs günü sağlanamayan güvenliğin diğer günlerde nasıl sağlandığını sorguladıklarını dile getiren Yılmaz sözlerine şöyle devam etti;

“Her gün orada Taksim’de binlerce insan gelip, geçiyor. Biz o gün güvenlik sağlayamayız, başka alanda 1 Mayıs’ı kutlayabilirsiniz meselesi talepleri gölgede bırakmak üzere taktik bir hamledir. Taksim Meydanı 1 Mayıs’ta en üst düzeyde güvenlik önlemleri alınarak emekçilere açılması gerekiyor. Zaten alanın yasaklanması problem. Demokratik bir ülkede alan emekçilere yasaklanmaz, yasaklanmamalı”

“Taksim Meydanı 1 Mayıs’ların simgesi”

DİSK Yönetim Kurulu adına Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, 24 Nisan’da 12.30’da düzenlenen “Ulusal ve Uluslararası Yargı Kararları Çerçevesinde 1 Mayıs, Hukuk, Taksim” konulu basın toplantısında açıklamalarda bulundu. Taksim Meydanı’nın 1 Mayıs’ların simgesi olduğunu DİSK Yönetim Kurulu Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, “Taksim Meydanı 1977’den beri yüreğimizdeki yaradır; yeniden yasaklandığı 2013’ten beri en büyük hasretimizdir… 2024 1 Mayıs’ında Türkiye’nin ve dünyanın meydanlarında buluşan milyonların gözü kulağı İstanbul Taksim 1 Mayıs alanında olacak, milyonlarca yürek Taksim 1 Mayıs alanıyla atacak” dedi.

“Taksim 1 Mayıs alanıdır ve bu artık hukuksal bir hakikattir”

“Taksim’in 1 Mayıs alanı olduğu gerçeğinin 2013 yılından beri tamamen keyfi biçimde yok sayılmasına, inkar edilmesine 2024 1 Mayıs’ında artık son verilmelidir” diyen Çerkezoğlu sözlerini şöyle sürdürdü;

“Taksim 1 Mayıs alanıdır ve bu artık hukuksal bir hakikattir. Dünyanın her yerinde olduğu gibi ülkemizde de yılın 365 günü çalışan işçilerin ve emekçilerin, 1 Mayıs’ı kendi belirledikleri, kentin en merkezi meydanlarında, İstanbul’da da Taksim’de coşkuyla kutlama hakkı vardır. Türkiye Cumhuriyeti Mahkemeleri, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve son olarak Anayasa Mahkemesi kararları bu konuda sözünü söylemiştir. Geçtiğimiz yıl Anayasa Mahkemesi’nin aldığı son karara göre de “1 Mayıs’ta Taksim’de olmak her işçinin, emekçinin hakkıdır” Bu kesin ve son kararın ardından bizlerin 1 Mayıs’ta Taksim’de olmasını engellemeye çalışmak mümkün değildir. Hiç kimsenin Anayasal düzeni tanımama anlamına gelecek olan böylesi bir yaklaşımı savunmamasını umut ediyoruz”

“Ülkeyi yönetenler sorunun değil çözümün bir parçası olmalıdır”

İstanbul Valiliği olmak üzere idarenin görevi bize başka bir alan göstermek değildir, bizim Anayasal bir hak olarak gerçekleştireceğimiz bu barışçıl etkinliğe katılanların güvenliğini sağlamaktır” ifadelerini kullanan Çerkezoğlu, “Sayın İstanbul Valisi başta olmak üzere tüm yetkililerin bu görevlerini bizlerle koordineli biçimde gerçekleştirmelerini bekliyoruz. 23 Nisan günü Valilik makamına oturan Derin kızımızın gösterdiği sorumluluğu, doğallığı ve olgunluğu bugünün İstanbul Valisinden de beklemek hakkımızdır. Ülkeyi yönetenler sorunun değil çözümün bir parçası olmalıdır” diye konuştu.

“Taksim’i işçiye kapatma hukuksuzluğundan vazgeçilmelidir”

Çalışma Bakanı da bu konuda inisiyatif alması gerektiğini dikkat çeken Çerkezoğlu sözlerini şöyle tamamladı;

“Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Vedat Işıkhan’ın iki gün önce Türk İş Genel Merkez’inde ifade ettiği gibi, -kelimesi kelimesine aktarıyorum,  ‘1 Mayıs’ı, her yıl dönümünde, huzursuzluk gününe çevirmek isteyenler, çözümün ve uzlaşmanın değil; sadece sorunun bir parçası olmayı bilinçli bir şekilde tercih etmektedirler’ Evet iktidar hukuk dışı bir yasakla 1 Mayıs’ı huzursuzluk gününe çevirme inadından artık vazgeçmeli, Çalışma Bakanı da bu konuda inisiyatif almalıdır. 2013 yılından beri Anayasa başta olmak üzere hukuku ayaklar altına alan, bugünü bir huzursuzluk gününe çeviren bilinçli tercihten, Taksim’i işçiye kapatma hukuksuzluğundan vazgeçilmelidir”

Muhabir: Sümeyye Aksu