Tutuklu Bağımsız Maden-İş Sendikası Genel Başkanı Gökay Çakır’ın cezaevinden kaleme aldığı mektup, sendikanın sosyal medya hesabından paylaşıldı. Akhisar Süleymanlı Ceza İnfaz Kurumu’nda tutuklu bulunan Çakır, cezaevinden yazdığı mektupta "Benim çocuklarım mağdur olabilir; yüzlerce, binlerce çocuğun yüzü gülüyor, onun için cezaevinde yatmak onurdur" diyerek işçi hakları mücadelesine olan bağlılığını vurguladı.
Çobanlıktan madenciliğe ve sendikacılığa uzanan süreç
Mektubunda geçmişine ve sendikacılık anlayışına değinen Gökay Çakır, bir zamanlar köyünde çobanlık yaptığını, askerlik sonrasında ise 20 yıl madende çalıştığını belirtti. 2014 yılındaki maden faciasına kadar kendisinin de diğerleri gibi "görmeyen ve duymayan bir yurttaş" olduğunu ifade eden Çakır, mevcut sendikal anlayışı eleştirerek şu değerlendirmelerde bulundu:
"Bu ülkede ne yazık ki adına sendikacılık dedikleri şey yer köstebeği imiş. Yer köstebeğinin gözü olmaz, bilenler bilir; kulağı duymaz, kulağı da yoktur. Biz işçiler olarak ne kadar çabalarsak çabalayalım, bu köstebekler hep yerin altında yaşadıkları için sürekli çalışmayı severler. Onlar ölen madenciyi duymaz, işten atılanı görmez, çalışanın sürekli çalışmasını severler. Bunlar sendikacılık yaparken gözlerini ve kulaklarını kaybederler."
"Yeter ki binlerce işçi kardeşimiz kazansın"
Bağımsız Maden-İş Sendikası olarak 5 yıldır sürdürdükleri görev süresince hiçbir işçi kardeşlerini mağdur etmediklerini belirten Çakır, kendisinin ve dostu Başaran Aksu'nun cezaevinde bulunduğunu hatırlattı. Kendinden önceki Genel Başkan Tahir Çetin'in Soma’da 7 bin 200 işçinin hakkını aldıktan sonra hayatını kaybettiğini anımsatan Çakır, şunları kaydetti:
"Genel Başkanım hayatını kaybetti ise işçiler için, ben ya da Başaran Aksu cezaevine düşmemiz çok mu? Yeter ki binlerce işçi kardeşimiz kazansın. Benim çocuklarım mağdur olabilir; yüzlerce, binlerce çocuğun yüzü gülüyor, onun için cezaevinde yatmak onurdur."
Mektubunun sonunda tüm işçi ve emekçi dostlara, kendilerine destek veren siyasi parti, sendika, sivil toplum kuruluşları ile halka teşekkür eden Çakır, madenci kardeşlerine çağrıda bulunarak gözü görmeyen ve kulağı duymayan sendikalardan bir an önce kurtulmaları gerektiğini ifade etti.
Çakır'ın mektubunun tam metni şu şekilde:
“Ben Gökay Çakır, bir zamanlar köyünde koyun çobanlığı yapan bir vatandaşım. Askerlikten sonra 20 sene madende çalışan insanım, nihayetinde 2014’e kadar, yani 301 kişi katledilene kadar, madenci dostlarım, ben de sizler gibi görmeyen ve duymayan bir yurttaştım. Çünkü bu ülkede ne yazık ki adına sendikacılık dedikleri şey yer köstebeği imiş. Yer köstebeğinin gözü olmaz, bilenler bilir; kulağı duymaz, kulağı da yoktur. Biz işçiler olarak ne kadar çabalarsak çabalayalım, bu köstebekler hep yerin altında yaşadıkları için sürekli çalışmayı severler. Onlar ölen madenciyi duymaz, işten atılanı görmez, çalışanın sürekli çalışmasını severler.
Bunlar sendikacılık yaparken gözlerini ve kulaklarını kaybederler. Çünkü onların işine gelmediği zaman gözleri görmez, kulakları duymaz. O arkadaşlar şeytanla çelik çomak oynarlar. Sonraki mektubumda bu şeytanı da anlatacağım.
Bağımsız Maden-İş Sendikası Genel Başkanı Gökay Çakır olarak ben, 5 senedir yaptığım görev icabı hiçbir işçi kardeşimin, sendika olarak hiçbir kimseyi mağdur etmedik. Ben şu anda cezaevindeyim, değerli dostum Başaran Aksu da cezaevinde. Benden önceki Genel Başkanım Tahir Çetin işçiler için, hakları için çok mücadele etti, Soma’da 7 bin 200 işçinin hakkını aldı ama işçiler için bunu yaptı, hayatını kaybetti. Genel Başkanım hayatını kaybetti ise işçiler için, ben ya da Başaran Aksu cezaevine düşmemiz çok mu?
Yeter ki binlerce işçi kardeşimiz kazansın. Benim çocuklarım mağdur olabilir; yüzlerce, binlerce çocuğun yüzü gülüyor, onun için cezaevinde yatmak onurdur. Selam olsun bütün işçi, emekçi dostlara. Türkiye’nin bizlere destek veren tüm siyasi parti, sendika, sivil toplum kuruluşları ve halkımıza teşekkür ederim.
Madenci kardeşlerim, özel selamımdır: Bu gözü görmeyen, kulağı duymayan sendikalardan bir an önce kurtulun. Bunlarla hiç kazanamaz hep kaybedersiniz. En azından çocuklarınızın geleceği için bunlardan kurtulun.”




