Panorama TR Direktörü Hatem Ete, Ruşen Çakır ile gerçekleştirdiği programda Aralık 2025 araştırma sonuçlarını değerlendirerek Türkiye’de “2.5 parti” olarak tanımlanan dönemin sona erdiğini söyledi. Ete’ye göre seçmen davranışı belirgin biçimde sadeleşti ve siyaset fiilen iki kutuplu bir yapıya evrildi.

Araştırma sonuçlarına göre, 2024 yerel seçimlerinin ardından başlayan eğilim 2025 yılı boyunca güçlendi. Kararsızlar dağıtıldığında AK Parti ve CHP’nin toplam oy oranı yüzde 65-70 bandına ulaştı. Ete, bu tabloyu seçmenin büyük ölçüde iki ana parti etrafında konsolide olması olarak yorumladı. AK Parti’nin oy kaybederken, CHP’nin oyunu artırdığı; ancak iki partinin de birbirini belirgin biçimde geride bırakamadığı bir denge oluştuğunu ifade etti.

Anahtar Parti’de ciddi yükseliş

Araştırmanın öne çıkan başlıklarından biri, Yavuz Ağıralioğlu’nun kurduğu Anahtar Parti oldu. Temmuz 2025’te yüzde 1 civarında ölçülen partinin oy oranı, Aralık verilerinde kararsızlar dağıtıldığında yüzde 5 bandına yükseldi. Bu sonuçla Anahtar Parti, Türkiye siyasetinde dördüncü sıraya yerleşti.
Ete, partinin özellikle AK Parti ve MHP tabanından, ayrıca ilk kez oy kullanacak gençlerden destek aldığını belirtti. İktidar bloğunda rahatsızlık duyan seçmenin yeni bir adres arayışında olduğu değerlendirmesini yaptı.

"Milliyetçi oylar dörde bölünüyor"

Hatem Ete’nin analizine göre, geçmişte MHP ve İYİ Parti ekseninde toplanan yaklaşık yüzde 20’lik milliyetçi oy bloğu artık dört ayrı partiye dağılmış durumda. MHP, İYİ Parti, Zafer Partisi ve Anahtar Parti arasında bölünen bu oyların, siyasi dengeyi daha karmaşık hale getirdiği ifade edildi.
Ete, İYİ Parti’nin ciddi oy kaybı yaşadığını ve bu kaybın bir bölümünün CHP’ye yöneldiğini, Zafer Partisi’nin ise 2025 yılı boyunca İYİ Parti’nin önünde seyrettiğini ancak son dönemde Anahtar Parti’nin denkleme girmesiyle tablonun değiştiğini söyledi.

19 Mart süreci CHP’ye nasıl etki yaptı?

Ete, 2025 yılına damga vuran iki ana dinamiğe dikkat çekti. Bunlardan ilki, Ekrem İmamoğlu’nun siyasi yasak davası ve belediyelere yönelik soruşturmaları kapsayan “19 Mart süreci” oldu. Bu sürecin özellikle CHP tabanında belirgin bir hareketlilik yarattığını, aynı zamanda AK Parti seçmeninde de dalgalanmalara neden olduğunu ifade etti.
İkinci başlık olarak ise iktidarın DEM Parti ile yürüttüğü ve “terörsüz Türkiye” hedefiyle tanımlanan çözüm ve normalleşme sürecini gösterdi. Ete’ye göre bu sürecin etkileri daha çok 2026 yılında netleşecek.

Ekrem İmamoğlu: Uçurumun kıyısındayız
Ekrem İmamoğlu: Uçurumun kıyısındayız
İçeriği Görüntüle

“2026 yılının Türk siyaseti açısından bir test yılı olacak”

Hatem Ete, 2026 yılının Türk siyaseti açısından bir test yılı olacağını söyledi. Ekrem İmamoğlu davasında istinaf sürecinin başlamasının siyaseti hareketlendireceğini belirten Ete, çözüm sürecinde PKK’nın silahsızlanması ve kendini feshetmesi gibi başlıkların da gelecek yıl daha somut hale gelebileceğini dile getirdi.
Ayrıca iktidar cephesinde AK Parti ile MHP arasındaki ittifakın yeniden düzenlenebileceğini, erken seçim ya da anayasa değişikliği tartışmalarının ise 2026’nın sonlarına doğru netlik kazanacağını ifade etti.

Kaynak: Haber Merkezi