PKK, CHP'ye yönelik mutlak butlan kararıyla Kemal Kılıçdaroğlu'nun Genel Başkanlık görevine getirilmesinin ardından yaşananlar ve süreç hakkında sert açıklamalarda bulundu.
ANF'de yer alan habere göre, fesih kararından sonra kendini "Apocu Hareket" olarak tanımlayan PKK yönetimi CHP ve süreç hakkında dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
İlk olarak süreç ile ilgili değerlendirmelerde bulunan PKK, "Devlet Bahçeli’nin ilk konuşmasında vurguladığı “Umut Hakkının” bugüne kadar bir biçimde pratikleşmesi gerekiyordu" dedi.
Açıklamada, 5 Mayıs'ta PKK tarafından yapılan açıklamanın ardından MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin Abdullah Öcalan'ın statüsünün "Barış ve Siyasallaşma Koordinatörü" olarak belirlenmesi gerektiğine ilişkin açıklaması hatırlatıldı.
Sürecin başlangıcından bu yana AKP yetkililerinin "statü yok, İmralı ile örgüt arasında hat kurulması var" diyerek Bahçeli'nin açıklamasına karşı tutum koyduğu ifade edildi.
Açıklamada, süreç ile ilgili kısım şöyle:
"Biz, Özgürlük Hareketi olarak barış ve demokratik toplum sürecini sonuca götürmek için bundan sonra da üzerimize düşeni yapacağız. Rêber Apo’nun barış ve demokratik toplum sürecini başarıya götürme çabalarına sahip çıkmaya devam edeceğiz. Ancak bu çabaların sonuç vermesi için Rêber Apo’nun ve Özgürlük Hareketi üyelerinin demokratik siyaset yapacak konumda olması gerekir. Hem Önderlik bir mahkûm olarak tutulacak hem de barış ve demokratik toplum sürecinden sonuç beklenecek! Bu, mevcut sürecin karakterini anlamamaktır.
İki yıla yakındır bu sürecin başarısı için Rêber Apo’nun özgür siyaset yapacağı, özgür siyaset yapmanın engelsiz hale geleceği özgürlük yasalarının çıkarılması gerekirdi. Demokratik siyasetin merkezinde olduğu demokratik entegrasyon ancak böyle gerçekleşir. Böylece barış ve demokratik toplum sürecinin amacı olan demokratikleşme temelinde Kürt sorununun çözümü sağlanmış olur. Hareket Yönetimi olarak, AKP-MHP iktidarına mevcut sürece ciddi ve sorumlu yaklaşması, Türkiye’nin hayrına olacak bir çözüm için gerekli adımları gecikmeden atma çağrısı yapıyoruz."
Açıklamada, ayrıca, mutlak butlan kararıyla Kemal Kılıçdaroğlu'nun CHP Genel Başkanlığı'na getirilmesi ve Genel Merkez'e polis zoruyla girilmesine de değinildi.
CHP’ye yönelik mutlak butlan kararının ve Genel Merkez'e saldırının "AKP iktidarının demokrasi anlayışının nalıncı keseri gibi kendine yontması olduğu" vurgulanan açıklamada, "Türkiye’de 100 yıllık Kürt sorununun çözümünde CHP’ye rol verilmesi gerekirken, CHP’ye bu yönelim Kürt sorununda çözüm anlayışının olmadığı düşüncesini güçlendirmektedir" denildi.
"Kürt sorununun çözümünde demokratik siyasal alana yönelik böyle bir müdahalenin olmaması gerektiği ifade edilen açıklamada, "Demokrasinin en temel koşulu olan özgür siyaset yapmaya saldırılacak, ondan sonra da demokrasiden söz edilecek! Buna demagojiden başka ne denilebilir" sözlerine yer verildi.
Açıklamanın devamında şunlara yer verildi:
"Rêber Apo, Kürt Özgürlük Hareketine silahlı mücadeleyi bıraktırıp demokratik siyasal mücadele içine sokmaya çalışırken, demokratik siyasete yönelik bir saldırı yapılmıştır. Bu saldırı barış ve demokratik toplum sürecine bir sabotaj ve provokasyon olarak değerlendirilirse; böyle değerlendirme yapanlara kim yanlış söylüyorsunuz, diyebilir. Yine AKP iktidarı barış ve demokratik toplum sürecini araçsallaştırıyor, kendi parti çıkarı için kullanıyor, diyenlere kim yanlış söylüyorsunuz diyebilir? DEM Parti haklı olarak CHP’ye yönelik saldırı sadece CHP’yi ilgilendirmiyor, dedi. CHP, milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasına oy verdiğinde, demokrasi güçleri bu size de döner, demiştir. CHP’ye yönelik böyle bir saldırının tüm siyasi alana yöneleceği de açıktır. Bu açıdan bu yönelime karşı çıkmak demokrat olmanın ve demokrasi gereğidir. CHP içindeki iç mücadele şöyle ya da böyle olabilir. Butlan kararı ve sonrası yaşananları sadece CHP ile ilgili görmek; bu yönelimin içeriğinin yaratacağı sonuçları anlamamak olur. Bu saldırı Türkiye’de özgürce demokratik siyaset yapılabileceğine yönelik kuşkuları daha da artırmıştır."




