MHP'nin 15. Olağan Kurultay tarihi belli oldu
MHP'nin 15. Olağan Kurultay tarihi belli oldu
İçeriği Görüntüle

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkan Yardımcısı Mahfuz Güleryüz, PKK yöneticisi Murat Karayılan’ın “süreç donduruldu” açıklamasına yanıt verdi. Güleryüz, mevcut tabloyu “dondurulmuş bir süreç” olarak nitelendirmenin doğru olmadığını belirterek, yaşananların daha çok “tıkanma noktaları” olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Güleryüz, sürecin başlangıcından itibaren bu şekilde ele alınmadığını vurgulayarak, geçmişte dile getirilen “buzdolabına kaldırma” benzetmesinin bugünkü tabloyu açıklamadığını söyledi.

"Bitti diyebileceğimiz bir süreçten bahsedemiyorum"

Güleryüz, geçmişteki çözüm sürecine atıfta bulunarak "2015 ile 2025 ile arasındaki 10 yıllık süreç bir bütün olarak bir bastırma, bitirme ve teslim alma süreciydi. Hem bunun gerçekleşememiş olması hem de Sayın Öcalan'ın ulus devlet modeli dışındaki çözüm perspektifi böyle bir sürecin açığa çıkmasına vesile oldu. Dolayısıyla bu temelleri sağlam olan bir girişim. Çözüm meselesinde Kürt hareketi de bu konuda iknadır. Devlet Bahçeli nezdinde açığa çıkan o devlet mekanizmasının da bu konuda ikna olduğunu düşünüyorum. O yüzden sağlam bir zemini var diyorum. O yüzden de 'bitti, tükendi' diyebileceğimiz bir süreçten bahsedemiyorum. Evet, aksaklıklar var, sorunlar var. Belki tıkanma noktaları var. Bu tıkanma noktalarını ayrıca açımlayabiliriz ama mevcut durumu bir 'tıkanma ve dondurma süreci' olarak tariflemek abartılı bir yaklaşım olur. Yine başa dönerek ifade etmek lazım. Bu süreçte Sayın Bahçeli'nin açığa çıkardığı irade güçlü bir iradeydi" ifadelerini kullandı.

"Herkes kendince Öcalan adına bir şey söylüyor"

Güleryüz, Öcalan'ın "Türkiye ve dünya kamuoyuna kendi sesiyle, kendi sözüyle temas kurmak istediğini" belirterek, Öcalan'ın İmralı'ya getirildiği günden beri ne dediği meselesi üzerine her gün manipülasyon yapıldığını söyledi. Hükümetin Öcalan'ın sözünü başka türlü değerlendirdiğini, DEM Parti'nin, muhalefetin, gazetecilerin başka türlü değerlendirdiğini kaydeden Güleryüz, şöyle devam etti:

"Herkes kendince Öcalan adına bir şey söylüyor. Öcalan da diyor ki, 'Ben bu konumdan çıkmak istiyorum, çıkmak zorundayım. Bu sürecin doğru ve aslına uygun bir şekilde yürütülebilmesinin koşullarından bir tanesi budur. Ben bu pozisyondan çıkarılmalıyım. Herkes benim adıma konuşuyor. Ben kimsenin benim adıma konuşmasını istemiyorum.' Örneğin gazeteci arkadaşlar Öcalan'ın ne düşündüğünü niye bana sorsun? Niye Sayın Öcalan'ın kendisine sorma ihtimali, imkanı yaratılmasın? Şu an tıkanıklık olarak ifade edebileceğimiz meselelerden bir tanesi bu.

Sayın Öcalan müzakereci mi? Devletle görüşen kişi mi? DEM Parti ile görüşen kişi mi? Bu görüşmeler resmi mi, gayri resmi mi, yasal mı, yasal dışı mı? Bunun netleşmesini istiyoruz. Burada anlaşılmayacak bir şey var mı? Şimdi bunu yapacak olan mekanizma kimdir? Hükümet mekanizmasıdır ve bizim sesleneceğimiz mekanizma bu açıdan burasıdır. Bu sürecin doğru ilerleyebilmesinin yolu buradan geçiyor. Siz de bunu taahhüt ettiniz, dediniz ki bunlar yapılırsa biz de bunu yapacağız. Şimdi işiniz daha kolay, Sayın Öcalan Meclis'e gelmek istemiyor."

"Süreçte tıkanan ilk meselenin Öcalan'ın statüsünün belirlenmemesi, ikincisinin silahların bırakılması için konuşulan tespit ve tescil edilme meselesi olduğuna" dikkat çeken Güleryüz, hükümetin atması gereken adımlara ilişkin şunları kaydetti:

"Bu çok basittir. Kanununu çıkarırsın, yol haritanı belirlersin, tarafları net koyarsın. Örneğin birinci maddede, 'silahlar falanca yerde yakılmalıdır, falanca üçüncü göze teslim edilmelidir ya da gömülmelidir.' dersiniz. İkinci maddede, silahı bırakanlar kendi ülkelerine geri döneceklerdir.' Çünkü onların böyle bir talepleri var. Onlar Kürt meselesinin çözümü için dağa çıktıklarını ifade eden insanlar ve her gün kendi ülkelerine, kendi ailelerine, gelmek istediklerini, dönmek istediklerini ve demokratik siyaset mekanizmalarına dahil olmak istediklerini ifade ediyorlar. Şimdi bu iki iş için de yasa gerekli. Bunu yapacak olan kimdir? Hükümettir. Dolayısıyla biz bu konuda devlete, hükümete seslenmeye devam edeceğiz. Yüz yıllık o çözümsüz olan iş deyim yerinde ise iki tane meselede tıkanmış durumda.

"Hazır olmayan iktidardır"

'Efendim bu konuda Türkiye kamuoyu hazır değil.' Hazır olmayan kamuoyu değil, hazır olmayan iktidardır. Hazır olmayan hükümetin kendisidir. Hükümet bu konuda seçim hesapları yapıyor. Şimdi biz bu meselenin seçimlere, yeniden bir partinin iktidar olup olmamasına bağlanmasını Türkiye açısından büyük bir felaket olarak değerlendiriyoruz. Bu mesele bu kadar basit ele alınamaz. Türkiye'nin bütün kaynaklarını deyim yerindeyse sıfırlayan, Türkiye'nin çürümesine yoksullaşmasına, dış politikada deyim yerinde ise her gün boşa düşmesine vesile olmuş olan bir meseleden bahsediyoruz. İşçinin, emekçinin, emeklinin açlığına gerekçe olan bir meseleden bahsediyoruz. Toplumsal huzursuzluğun, toplumsal çatışmanın bir şekilde çıkıyor olmasına gerekçe olan bir meseleden bahsediyoruz. E şimdi bu seçim hesaplarına kurban edilcek bir mesele mi? Biz böyle değerlendirmiyoruz. Kürt sorunu çözülsün, varsın DEM Parti olmasın. Kürt meselesi demokratik taamüller çerçevesinde çözülsün, varsın DEM Parti olmasın. Demokratik bir cumhuriyette varsın DEM Parti olmasın. Bizim böyle bir hesabımız yok. Biz meseleye yeniden seçim kazanalım. Bu kadar vekilimiz olsun, bu kadar belediyemiz olsun gözüyle bakmıyoruz."

"Öcalan ile beklenen ikinci görüşmenin henüz yapılmadı"

DEM Parti İmralı Heyeti ile komisyon üyelerinden oluşan heyetin Öcalan'la 27 Mart'taki görüşmenin ardından başka bir görüşme yapmadığını hatırlatan DEM Parti Eş Genel Başkan Yardımcısı Mahfuz Güleryüz, sözleri şöyle tamamladı:

"Bu görüşme bizim anladığımız kadarıyla çok önemli bir görüşmeydi ve o görüşmede tam da konuştuğumuz bütün meseleler karşılıklı iki heyet tarafından deyim yerinde ise nasıl bir yol haritasına dönüştürüleceğinin toplantısıydı. Sayın Öcalan, baştan itibaren devlet heyetine ve İmralı Heyeti'nin huzurunda çözüm formülünü bir kez daha ifade etti. Bölgesel gelişmeleri bir kez daha konuştu, tartıştı ve bu süreci nasıl çözülebileceğinin yol haritasının gerekli olduğunu söyledi. Bizim bildiğimiz kadarıyla bu konuda bir mütabakat da oluştu.

Aslında bizim bu konudaki beklentimiz bir hafta, 10 gün içerisinde ikinci görüşmenin gerçekleşmesi ve ikinci görüşmeden sonra yasanın Meclis'e sunulması şeklinde idi. Şu ana kadar bu gerçekleşmedi. Aslında tıkandı. 'Tıkandı, ilerlemiyor' denilen meselenin nedeni bu görüşmenin henüz gerçekleşmemiş olmasıdır. Evet, o günden bu yana heyetimiz İmralı'ya götürülmedi. Avukatlar Öcalan'la görüştürülmedi. Bu doğru ama ben devlet mekanizmasının Sayın Öcalan'la her zaman görüşme gerçekleştirdiğini düşünüyorum. Bunun önünde bir engel yok."

Kaynak: Haber Merkezi