Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM Grup Toplantısında gündemi değerlendirdi. Özgür Özel, Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özaraslan’ın CHP’den istifası ve ‘küfürlü mesaj’ iddiasına yönelik ilk açıklamasını yaptı. Özel, "Efendim, anneme küfür ettiğim söyleniyor. Hâşâ, böyle bir şey yok. Ne anneye ne de aileye yönelik bir sözüm olmuştur. Her lafında annesini karıştırdığını söylüyorlar ama benim söylediğim her şey kişilik tespitine yöneliktir. Aileye yönelik en ufak bir kastım varsa Allah cezamı versin" dedi.

Özgür Özel'in açıklamalarından satırbaşları şöyle:

“İktidar, milletin huzurunu bozdu, ekmeğini küçülttü”

"İktidar, milletin huzurunu bozdu, ekmeğini küçülttü. Bunun sonucunda da girdiği son seçimlerde ilk kez yenildi. Biz ise ilk girdiğimiz seçimde açık bir söz vermiştik. Demiştik ki: Rahmetli Bülent Ecevit, 1970’lerde partisinin başında girdiği ikisi yerel, ikisi genel olmak üzere dört seçimden de partisini birinci çıkardı. Ben de partinin genel başkanı olarak bir seçimden birinci çıkamazsam görevimi bırakacağım ve partiyi kurultaya taşıyacağım.

Beş ay sonra ilk sınava girdik. Allah’a şükür, hepinizin emeği ve büyük gayretiyle 47 yıl sonra partimizi yeniden Türkiye’nin birinci partisi yaptık. Erdoğan’ı da partisinin başında ilk kez yenilgiyle tanıştırdık.

Eskiden Sayın Erdoğan, Devlet Bahçeli’ye dönüp, ‘Türkeş’in yerine geçti, otuz yıla yakın süredir seçim kaybediyor, hâlâ duruyor’ diyordu. ‘Hadi, var mısın; bu seçimlerden birinci parti çıkamayan partisinin başından ayrılsın’ diye meydan okuyordu. Aynı sözleri Kemal Bey’e ve diğer siyasi rakiplerine de söylüyordu. Ama geçen yıl yapılan seçimlerde birinci parti olamadı, buna rağmen ağzını açmıyor, görev bırakmaktan hiç bahsetmiyor.

“Türkiye’nin yüzde 65’inde seçim kazandık”

Oysa biz Türkiye’nin yüzde 65’inde seçim kazandık. Ege Bölgesi’nin tamamında birinci olduk. Her bölgede belediyesi bulunan tek parti olmayı başardık. Ankara’da ise yıllar boyunca belediye sayımız sınırlıyken, 2019’da üç olan belediye sayımızı seçim sürecinden hemen önce dörde, ardından 16’ya çıkardık.

Bu sürecin hakkını teslim etmek gerekir. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanımız Mansur Yavaş’la birlikte, bazen elindeki anketlerle günde dört-beş kez bir araya geldik. Aday belirleme sürecinde birlikte çalıştık, örgütümüzü dinledik. Kimi yerde anketler yaptık, kimi yerde özel çalışmalar yürüttük. Kimsenin inanmadığı bir şey gerçekleşti. ‘CHP üç belediyenin üstüne çıkamaz’ denilen Ankara’da 16 belediyeyi kazandık. Bunlardan biri de Keçiören Belediyesi’ydi.

Erdoğan'ın masasındaki son anket! İşte AK Parti’nin İstanbul’daki oy oranı
Erdoğan'ın masasındaki son anket! İşte AK Parti’nin İstanbul’daki oy oranı
İçeriği Görüntüle

Mesut Özaraslan’ın CHP’den istifası

Keçiören Belediye Başkanı hakkında görev süresi boyunca pek çok iddia gündeme geldi. Kendisini defalarca, üç kez özel gündemle genel merkezimize çağırdım. ‘Bu iddialar var, bunlara ne diyorsun?’ diye sordum. Kendisine açıkça şunu söyledim: ‘Eğer bir kabahatin varsa şimdi söyle. Bizim yolsuzluk yapanla işimiz olmaz. Türkiye bize umudunu bağlamış durumda. Korktuğun bir şey varsa bunu bize anlat, gereğini yapalım.’

Kendisi ise söylenenlerin tamamının iftira olduğunu, asla yolsuzluğa ya da hırsızlığa bulaşmadığını söyledi. Burada başta Mansur Başkan olmak üzere 14 belediye başkanımızın tamamı buna şahittir. Her birimize, her sorana; büyük yeminlerle, çocuklarını ve ailesini de bu yeminlere katarak iddiaları inkâr etti. Üç gün öncesine kadar bu tavrını sürdürdü.

Ancak ardından her taraftan bilgiler gelmeye başladı. AK Parti ile gizli görüşmeler yaptığı, parti değiştirmeye hazırlandığı ortaya çıktı. Sonradan öğrendik ki, örneğin bir belediye meclis üyesine bir ay önce ‘Ben AK Parti’ye geçersem sen de benimle gelir misin?’ diye teklif etmiş. İsmi belli, cismi belli, günü belli.

Şimdi öğreniyoruz ki çarşamba günü AK Parti’ye katılacağı konuşuluyor. Telefonlar açılıyor, il başkanının telefonlarına çıkmıyor, arkadaşlarının telefonlarını açmıyor, şehirden ayrılıyor. En yakınları bile ‘Evet, katılıyor’ diyor. Bunun üzerine kendisini aradım. Bir gün öncesine kadar bin bir yemin eden, bana övgüler dizen, ‘Sen Atatürk’ten sonra partinin başına gelmiş en büyük lidersin’ diye söze başlayan kişi, bugün bambaşka bir noktaya savrulmuş durumda.

Özgür Özel’den ‘küfürlü mesaj’ açıklaması

Efendim, anneme küfür ettiğim söyleniyor. Hâşâ, böyle bir şey yok. Ne anneye ne de aileye yönelik bir sözüm olmuştur. Her lafında annesini karıştırdığını söylüyorlar ama benim söylediğim her şey kişilik tespitine yöneliktir. Aileye yönelik en ufak bir kastım varsa Allah cezamı versin.

Birileri çıkıp yalandan ‘milli değerlerimize sövdü’, ‘kutsal değerlere hakaret etti’, ‘ailesine dil uzattı’ gibi ithamlarda bulunuyor. Bunların hiçbiri bana ait değil. Bunlar onun sızdırdığı iddialar. Eğer ben böyle bir şeyi sızdıracak olsam, ona göre konuşurum. Değil mi? Korkacağım, utanacağım bir şey yapacak olsam bu şekilde davranmam.

Mesajlaşmalara bakın. CHP Genel Başkanı nerede, CHP nasıl bir parti; buna bakın. Aleyhimizde sızdırılan ve güya mahkemeye verileceği söylenen belgelerin nasıl bir yanlışın parçası olduğunu herkes görsün. Dün öyle bir yanlışın içindeydiler ki, dün ‘hırsız’ dedikleri, ‘alçak’ dedikleri kişilerle bugün başka bir noktaya savrulmuş durumdalar.

Oradan bir de yalandan, ‘Milli değerlerimize sövdü. Kutsal değerlerimize sövdü. Aileme sövdü.’ Birini ispatla, birini birini. İşte mahkeme orada.

Ama bakın benim değil, onu sızdırdığı, ben bunu sızdıracak olsam ona göre konuşurum değil mi? Hani çok korkacağım çok utanacağım mesajlaşmaya bakın. CHP Genel Başkanı nerede, birileri nerede? CHP nasıl bir parti, birileri nasıl bir parti? Aleyhimizde sızdırılan ve güya mahkemeye verilecek belge. ‘Öyle bir yanlış içerisindesin ki, dün hırsız dediklerinin, alçak dediklerinin, sana hırsız diyenlerin, sana saldıranların koynuna girmeye kalkıyorsun. Onlar seni aldatıyor oğlum, onlar seni aldatıyor. Bir kusurun varsa, bir hırsızlığın varsa ben bunu zaten hazmetmem. Ama seni hırsızlığınla hazmedenlere gidiyorsan, zaten yanlış yoldasın.’ Şimdi bunlar benim utanacağım onun kanıtları. Aramızda geçen konuşmaların, ona söylediklerimin ve onun söylediklerinin, onun sızdırdığı dökümleri. ‘Sen bana dedin ki, ‘Genel Başkanım ben de hata yok, kusur yok. Yalan atıyorlar, iftira atıyorlar. Sakın inanmayın. Bana güvenin. Ben kul hakkı yemedim. Ben rüşvet yemedim. Ben hırsızlık yapmadım’ dedin. Ben de sana inandım. Şimdi sana inanmayanlara, güya sana iftira atanlara teslim oluyorsun. Ya da onlara giderek bana yalan attığını, aslında hırsız olduğunu itiraf ediyorsun.

“Hırsız olduğunu itiraf ediyorsun”

Ben buna inanmak istemiyorum. Ben o gün gözleri ateş gibi parlayan ve inandığını söyleyen Mesut’u görmek istiyorum. Ama anlıyorum ki o Mesut da yalanmış. Anladım ki sen hırsızmışsın ve hırsızlığını bilenlerle, hırsızlığını görenlerle uzlaşarak kendini kurtarmaya çalışıyorsun. O zaman sen layığını bulmuşsun. Şunu bil Mesut, bana benim odama gelip gözlerin çakmak çakmak doğru dürüst konuşan ve ‘Hırsızlara, ranta, rüşvete bulaşmadım’ diyen Mesut lazım. O Mesut beni kandırdıysa o Mesut’un yolu açık olsun. Asla ve asla benim hırsızla, yolsuzla işim olmaz. AK Parti’nin işi olur. O seni bağrına basan, senin hakkında suç duyurusunda bulunanlar o söylediklerini yutar. Bizde böyle bir şey olmaz. Devir, hırsızların devri değil. Devir AK Parti’nin devri değil. O devir bitiyor. Devrimiz başlayınca yalvarsan da yakarsan da seni affetmem bu vakitten sonra. Dönsen de affetmem. Sen hırsız olduğunu, yolsuz olduğunu, alçak olduğunu itiraf ettin şu anda. Bu lafları söyleyenlere sığındığını, seni savunanlara sırtını döndüğünü tercih ettin sen. Madem hırsızdın, niye bizi oyaladın? Yolun açık olsun. Ama gün gelecek, devir dönecek, elime düşeceksin. O gün sana acırsam namerdim.’ Bunlar Mesut Bey’in telefonundan aldığı ve mahkemeye vereceğini söylediği, basına yolladığı yazışmalar. CHP Genel Başkanı’nın iki kişi arasında gizli kalacağını bilerek ve onun sızdırdığı yazışmalardaki hırsızlığa, yolsuzluğa tutumu ve AK Parti’nin yaklaşımı ortadadır.

"Ankaragücü tribün liderine daire teklif etti"

Şimdi burada şahitler var. Hani diyor ya ‘Genel Başkan bana onu yazdı, bunu yazdı da ondan parti değiştiriyorum. Yoksa değiştirmeyecektim.’ Cümle alem biliyor, hepimiz biliyoruz. Burada Ankaragüçlüler var mı? Şimdi bu Ankaragücü’nün Gecekondu, Sol Açık ve Bekar Evi Çocukları diye üç tribün grubunun liderleri ve önde gelenleri burada.

Kendileri bize Meclis’e 3 bin kişiyle girmek istediklerini söylediler. Ancak bu kadarını Aylin Hanım, Ankara milletvekillerimiz sokabildi. Bütün ajanslara açıktır. Tribün liderleri burada. ANKA, Anadolu Ajansı, Doğan Haber Ajansı, İhlas Haber Ajansı bahçede kendileriyle konuşabilirsiniz. Tribün liderlerine daha dün bu iş ortaya çıkıp da bu rezalet patlayıp da millet bizi kınayacak, onu mazur görecek diye düşünüp ve pazar günü aldığı garantiye güvenip diyor ki ‘Çarşamba günü AK Parti grubuna katılıyorum. Ankaragücü olarak yanımızda durun. Her ihtiyacınızı karşılayın.’ Tribün liderine diyor ki ‘Sana daire alayım.’ Buyurun, yapın röportajı, son dakika verin. Ankaragücü tribün liderlerine sorun. Çarşamba günü geçerken arkasında CHP’den bir kibrit çöpü götüremeyeceğini biliyor. Sanki şanlı şerefli, Atatürk’ün kulübünü, göğsünde Atatürk’ü onurla taşıyan kulübü parayla satın alacağını düşünüyor. Kendine slogan atsınlar diye adam tutmaya çalışıyor. Oysa Ankaragücü böyle bir utanmazlığın değil, şerefli geçmişinin arkasında durmaktadır; Atatürk’ün partisinin arkasında.

"Tosuncuk helal oyları alıp kaçmaya çalışıyor"

Şimdi burada iki husus var çok konuşulan. Bu tosuncuk var ya tosuncuk. Hani bir tosuncuk milletin paralarını aldı, kaçtı. Bu tosuncuk da milletin helal oylarını almış, kaçmaya kalkıyor. Şimdi AKP Meclis Üyesi Fatih Ünal. 20 - 207.871, 864,115.777 ve 115.780 sayılı dosyalarda ihaleye fesat karıştırma ve çeşitli suçlamalarla bunun hakkında suç duyurusunda bulunmuş. Osman Gökçek, Ankara Milletvekili. 115.707 dosya numarasıyla bunun hakkında suç duyurularında bulunmuşlar. Ben kendisini cuma akşamı aradığımda bana şöyle dedi; ‘Öyle yapmam, o kadar…’ ‘Bir tweet at.’ ‘Pazartesine bir işim var, onu beklesem olmaz mı?’ dedi. Dün kendisinin dönemi ile ilgili müfettiş görevlendirildi, soruşturma izni verilip verilmemesine dair. Eski Keçiören Belediye Başkanı Turgut Altınok da diyor ki ‘Parti değiştirmek için kapı kapı gezen Keçiören Belediye Başkanı.’ Diyor ki ‘Mesela parti değiştirme uğruna birilerine yaranmak için peşkeş çekilen otoparkın üstünde ışık ve ses gösterili su meydanının ihalesi nasıl oluyor da bir firmaya gidiyor?’ Yani ‘Bizim partiye geçmek için kapı kapı geziyorsun ve bunun için ihaleyi bizden birine, AK Parti’den birine tek başına veriyorsun’ diyor.

"Haysiyetsiz bir siyasetin içindesiniz"

Ben defalarca sordum. Bu Portaş falan diyorlar. Bu Portaş kaç kere denetlendi. Ne müfettişler geldi, gitti. Ama Portaş’ta olmayan ama kendisinde olan, kendinin korktuğu ya da bu topuklu Efe de vardı ya. Adam herkese aynı şeyi söylüyor. Direnenler, aslanlar gibi yatıyor Zeydan Başkan gibi yatıyor, çıkıyor. Öbürü topuklayıp AK Parti‘ye kaçıyor. AK Parti‘ye soruyorum. Bunun hakkında Turgut Altınok’un, Osman Gökçek‘in ya da Fatih Ünal’ın söyledikleri iftiraysa bu iftira siyasetinde suçüstü yakalandınız. Değil mi? Mesut, temiz bir adamsa iftirada suçüstü yakalandınız. Bu iftiralar doğru, bu iddialar doğru, Mesut kirliyse o zaman adam kirli iken operasyonla tehdit edip aynı Aydın gibi size gelince bunu temizleyecek kadar haysiyetsiz bir siyasetin içindesiniz. Haydi bakalım Tayyip Bey yarın edin anonsu, takın rozeti. İftira atan haysiyetsizliğinin mi, hırsız size gelince aklama haysiyetsizliğinin mi itirafını yapacaksın? Tak rozeti göreyim.

İki sahtekarla, iftirayla, yalancı şahitle, karalamayla bu iktidar yolculuğunun önüne geçemezsiniz. Şu kadar net. İşte karşınızda ana muhalefetin lideri açıkça söylüyor. İki gerçekten birini itiraf edeceksiniz. Suçüstü yakalandınız. Bu Mesut‘la bir iş çevirmeye kalkarken bütün çevirdiğiniz işlerde ve bundan sonra yapacağınız siyasette kendinizi açığa verdiniz. Buradan millet bunların ne olduğunu görsün.

Bize gelince... Bugün birkaç köşe yazarı yazmış; ‘Efendim aday gösterenler öz eleştiri yapmayacak mı, bilmem ne yapmayacak mı?’ Bakın, bir özeleştiri yapılacaksa hepsini ben yapacağım. Hepsi bana ait. Neden? Her şehri ayrı ayrı çalışmışız. 47 yıl sonra partiyi birinci parti yapmışız. Belediyelerin yüzde 65’ini almışız. ‘Alınmaz’ denilen yerlerde rekorlar kırmışız. Ondan sonra bir tane bozuk tohum, bir tane kırık parça, bir bilmem ne yapınca ağzınızı açacaksınız, bir grup…

"İktidara yürüyen partinin doğrusu da yanlışı da olur"

Geçmişte başka partilerde siyaset yapıp, ay-yıldızlı al bayrağın altında onun renklerinin Türkiye ittifakında buluştuğumuz muhafazakar demokratları, milliyetçi demokratları, olmadık bir şekilde hepsini sanki aynı kötülüğün... Topuklayan Efe bize nereden geldi arkadaşlar? Ta kadın kollarından, gençlik kollarından, milletvekiliğimizden. Gaziantep’te Şehitkamil Belediye Başkanı’nın yedi ceddi CHP’li. Bu işin sağcısı - solcusu değil, bu işin namuslusu ve namussuzu var. Verilen bütün kararların sorumluluğunu alıyorum. Yüzde 65 belediyeyi alınca konvoy yapacaksın, halaya duracaksın. Bir tane bozuk tohum parça kırınca dönüp ‘Özeleştiri, özeleştiri’ yapacaksın. İktidara yürüyen partinin doğrusu da olur, yanlışı da olur. Bozuklar ayrılır, sağlamlarla iktidara yürünür. İktidara Bozuk Tohum Mesut’la gidilmez. Ama Zeydan’la gidilir, Mansur Yavaş’la gidilir, Ekrem Başkan’la gidilir. Namuslu, çalışkan, Atatürkçülerle, milliyetçilerle, muhafazakârıyla - solcusuyla, Kürt’ü ile Türk’üyle, Alevisiyle - Sünnisiyle, dürüst insanlarla, cesur insanlarla gidilir. Haydi Başkanım, yürüyelim iktidara."

Kaynak: Haber Merkezi