Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM’de konuştu. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na olağanüstü kurultay çağrısı yapan Özgür Özel, “Kemal Bey’i bugün bu tarihi kararı almaya, ülkeyi ve partiyi bu cenderenin içinde daha fazla tutmamaya davet ediyorum” ifadelerini kullandı.

“1040 delegemizin iradelerini teslim eden ıslak imzaları götürdüler”

Özel'in konuşması şöyle:

Geçen hafta 74 il başkanımız; 81 ilden gelen delege imzalarımızı o illerin delegeleriyle, il başkanlarımızın olmadığı 7 ilin delegeleriyle birlikte Cumhuriyet Halk Partimizin şu an butlan hükümsüzlük yönetiminde olan genel merkezine götürdüler. Büyük bir özenle, büyük bir titizlikle görevlerini yerine getirdiler. Orada çok önemli, çok tarihi ve çok güçlü bir açıklama yaptılar; 1040 delegemizin iradelerini teslim eden ıslak imzaları götürdüler. İşte 'İstanbul'u düşünelim, şunu düşünelim, bunu düşünelim' derken; resmiyet kazandığını söyledikleri 833 imza teslim edildi ve o günden itibaren de kurultayı bekliyoruz.

Tabii bir tek onların kararı var: 'Bu kurultayı yapamayız, normalini yaparız. Biraz inceleriz, sonra söyleriz.' Bu tip, kamuoyunun ve partililerimizin hiç tahammül edemediği yaklaşımlar sergileniyor. Delegeyse delege, imzaysa imza! Onu alıp gereğini yapmak ve İlçe Seçim Kurulu'na bildirmek görevdir. Ondan sonrasını İlçe Seçim Kurulu söyleyecek. Ama bununla ilgili bir sürü zorluk çıkarmak esas niyetin göstergesidir. 'Hani kurultay yapabilecek olsak hemen yaparız' sözü gerçek olsa, samimi olsa derhal bu yapılır. Kurultayı yapmayan, yaptırmayan bir irade varsa ona karşı hep bir ve bütün olarak mücadele verilmesi gerekirken; birtakım bahanelerle, engellemelerle 'Efendim sorduk, kurultayı yapamıyoruz' gibi yaklaşımlarla karşı karşıyayız.

“Kılıçdaroğlu’na oy veren 520 kişi ‘kurultay yapılsın’ diye imza verdi”

Türkiye'ye sandığı getirmiş partinin, son yaptığı kurultayda seçilmiş, mazbatasını almış genel başkanının, 6 yıl önceki bir seçime gidip aradaki 4 tane seçimin sonucunu saymayarak partiyi bir atama ile yönetmeye çalışmasının izah edilebilir hiçbir tarafı yok. Ve şunu söylemem lazım: 1040 delege 'kurultay yapılsın' diye imza vermiş. Bu delegeler; bizim Sayın Kılıçdaroğlu ile yarıştığımız, benim ilk turunu 682'ye karşı 664 önde tamamladığım, ikinci turda da kazandığım kurultayın delegeleridir. Bakın, çok basit bir hesap.

O basit hesabı siz vicdanlarınızda yaptınız, hemen onu alkışlıyorsunuz. Çok basit hesap: O gün Kemal Bey'e oy vermiş arkadaşlardan yaklaşık 520 tanesi şu anda 'kurultay yapılsın' diye imza vermiş durumda. Biz bu arkadaşları 6 Nisan günü çağırdık. 19 Mart darbesinden sonra laf söz ediyorlardı, 'kurultay iptal olacak' falan diye. 'Gelin, bir daha oy kullanın' dedik. O gün 1171 geçerli oyun tamamını vererek iradelerini ortaya koydular. O gün Kemal Bey salonda oturuyordu.

CHP'li eski milletvekili hayatını kaybetti
CHP'li eski milletvekili hayatını kaybetti
İçeriği Görüntüle

Bu konuda son sözüm: O kurultayın kapanışında delegenin iradesini göstermesi, oraya gelmesi, koşması ve o coşkusu karşısında, bütün salonla birlikte Kemal Bey de ayakta alkışlıyordu. Bugün geldiğimiz noktada o kurultay üstüne yapılan üç kurultay ve son kurultay; mahallelerden başlamış, ilçe ve il seçimleriyle oluşmuş yeni kurultaydır. Bu kurultayın delegelerinin seçtiği il başkanları görevdedir. Bu kongrelerin delegelerini seçtiği il başkanları görevdeyken şimdi onlar hedefte! 2023 yılından bahsetmiyoruz; 2025 yılında yepyeni bir kurultay yapıldı ve orada seçilmiş olan il başkanları görevden alınmaya kalkılıyor, orada seçilmiş olan yönetimler tasfiye edilmek isteniyor.

Hatta ve hatta en ayıbı şu: Bizim kadın kolları ilçe başkanlarımızı, il başkanlarımızı sadece kadın üyeler seçiyorlar; ayrı bir prosedürle, ayrı bir takvimle. Gençlik kollarını sadece 30 yaş altı üyeler seçiyorlar; ayrı bir prosedür, ayrı bir takvimle. Ve o seçilmiş kadın kollarının, gençlik kollarının başkanlarına erkekler atama yapıyor! 'Kadınların kendi seçtiği değil, bizim seçtiğimiz yönetecek' diye... 30 yaşın altındaki üyelerin kendi seçtikleri başkanlara; tamamı 30 yaş üstü kişilerden oluşmuş bir MYK atama yapıyor, görevden alıyor, görev teklif ediyor bazı gençlere.

Kurultay çağrısını yineledi

Bunu tarihi bir çağrı olarak 2 milyon üyemiz adına, gençlerin umutları adına, bu ülkede yaşayan ve yaşamından memnun olmayıp iktidarı değiştirmek isteyen herkes adına yapıyorum. Her yönüyle hocaların görüşleriyle, delegelerin imzasıyla, sokağın öfkesiyle, inancıyla ve kararlılığıyla; ama en çok da bu partinin bir evladı olarak Kemal Bey’i bugün bu tarihi kararı almaya, ülkeyi ve partiyi bu cenderenin içinde daha fazla tutmamaya davet ediyorum.

'Zor zamanlardan geçiyoruz' dedim. Karanlığa teslim olmuyor, hep beraber adım adım bir ışığa, bir umuda doğru yürüyoruz. Bugün o ışığı bu salonda siz değerli büyüklerimin, kardeşlerimin ve evlatlarımın gözlerinde görüyorum. Ama umut sadece bu salonda değil; hatta artık umut salonlarda değil. Umut sokakta; Ankara sokaklarında, Denizli’de, Burdur’da, ilçelerde, köylerde... Umudu sokakta, pazarda, halde, tarlada, kahvehanede, emeklinin öfkesinde, esnafın sabrında, çiftçinin alın terinde ve gençlerin direncinde gördük. Kimse unutmasın ki atanmışlar kendilerini atayanlardan talimat alırlar; ama seçilmişler talimatı ve görevi milletten alırlar. Ben bugün bu kürsüye milletten; o milletin köyünden, evinden, sokağından ve kahvesinden aldığım yetkiyle geldim.

“Millet, işçiler ve emekçiler büyük bir krizle karşı karşıya”

Tayyip Erdoğan'a kim söyleyecek? Son seçildiği seçimden bir ay önce, 'Eğer enflasyon tek hanenin üstündeyse, yani yüzde 10 ve üzerindeyse yılda dört ayarlama yapılabilir; martta, temmuzda, kasımda enflasyon ayarlaması yapılabilir' deyip milletten oy isteyen kendisiydi. Şimdi seçildiğinden beri yılda sadece bir kez asgari ücretin ayarlandığını, şu anda asgari ücretin alım gücünün 5.000 lira kayba uğradığını kim söyleyip ara zam taleplerini kim dile getirecek? Bugün bu ülkenin zengininin payına vergi muafiyetleri, yüksek faiz gelirleri ve alım garantileri düşerken; işçinin payına sefalet düşmektedir. Seçimden önce defalarca verilen sözler unutulmuş; millet, işçiler ve emekçiler büyük bir krizle karşı karşıya bırakılmıştır.

“Bu mesele Kemal Bey ile benim aramda değil”

Namusuma, şerefime söylüyorum; bu mesele Kemal Bey ile benim aramda değildir. Butlancılarla seçilmişler arasında da değildir. Bu mesele, seradaki teyze ile Tayyip Erdoğan'ın arasındadır. En önemlisi; hani bunlar diyorlardı ya, 'Bayramdan önce vurur, bayramda durulur, bayramdan sonra butlan yönetimi yola koyulur' diye... Ne oldu? Hep birlikte direndik, kararlılığımızı gösterdik ve mücadelemizi sürdürüyoruz.

Burada bizim esas meselemiz, seçilmeden orada bulunanlarla değil; onları oraya yetkilendirip kendilerince usulsüzce, hukuksuzca bu mücadeleyi kesmeye ve bu mücadeleyi durdurmaya çalışanlardır. Onları esas durduracak olan ise bizim kararlılığımız, fikri takibimiz ve bu yöntemle bizden kurtulamayacaklarını, aksine çok daha kararlı, azimli ve güçlü olacağımızı görmeleridir. Onun için AKP'ye şu kadarını söyleyeyim: 'Ne olursa olsun her hafta bu millete, gençlere AKP'nin maliyetini açıklayacağım' dedim. akpden.com diye bir site kurduk, sultancılar el koydular. Sonra ikincisini kurduk, o da butlancıların orada kaldı. Yeni sitemizin adı: akpden.net. Net söylüyorum, net: akpden.net! Bunlar bizi hiç tanımamış. Sanıyorlar ki durdurabilirler, sanıyorlar ki yıldırabilirler. Biz bu millet arkamızda oldukça, bu partinin ruhu damarlarımızda oldukça, bu mücadele sürdükçe durmayacağız, durmayacağız! Çok teşekkür ederim, canımsınız.

Bu arada akpden.net sitesine girdiğinizde; sultancıların elinde kalan akpden.com’daki oyun konsolunun, 44 bin liralık o konsolun nasıl 76 bin liraya çıktığını göreceksiniz. Sultancıların elinde kalan 1.2 milyon liralık aracın vatandaşa 7 milyon liraya mal oluşunu ve maalesef butlan yönetiminin bulunduğu binada kalan akpden.com’un ardından, yeni sitemiz akpden.net’te aslında 65 bin lira olması gereken cep telefonunun nasıl 133 bin lira olduğunu "gençlerimiz akpden.net sitesinden takip etmeye devam edebilirler.

“İşçiye, emekliye gelince bu devletten geçim garantisi yok”

Bu ülkede; yola, köprüye, tünele geçiş garantisi var. Yani onu yapıp da 30 yıl içinde çekilecek olana devletten geçiş garantisi var; havaalanı var, uçuş garantisi var; devletten hastane yapılıyor, hasta garantisi var. Ama işçiye, emekliye gelince bu devletten geçim garantisi yok! İktidarımızda, en önemli vaadimizi söylüyorum —ki altı her türlü doldurulur— bizim halk iktidarımızda zengine geçiş garantisi, uçuş garantisi, hasta garantisi, yatış garantisi ve her birine geleceklerinin garantisi değil; emekliye ve emekçiye geçim garantisi için önce seçim garantisini getireceğiz.

Seçim garantisi! Herkes şunu bilsin ki, buradan ilan ederek söylüyorum: Seçim garantisi olmadan geçim garantisi olmayacak. Seçimi garanti altına almadan geçimi garanti altına alamayız. Hepimizin geleceğinin kurtulması, sandığın kurulmasına bağlıdır. İçinde bulunduğumuz günler, AK Parti ile beraber %30'un üzerinde oy alan iki partiden birinin durumunu gösteriyor. Diğer siyasi partilerin hepsinin emeği, seçmeni, oyu, gayreti bu ülke için çok değerli; onların duruşu her şeyden değerlidir. Ama %30'larda olan iki partiden birini adaysızlaştırıp, kurumsuzlaştırıp, lidersizleştirip seçimi seçeneksiz hale getirmeye çalışıyorlar. O yüzden tüm muhalefet partilerinin bu meseleye bir demokrasi meselesi olarak bakmasını; bu mücadeleyi sadece CHP'yi savunmak değil, demokrasiyi, sandığı ve dolayısıyla milleti savunmak olarak görmelerini ve ortaya koyacakları net tavırları çok önemsiyoruz. Gösterilen dayanışmalara minnet duyuyoruz. Daha fazlası için; 'Ya hep beraber ya hiçbirimiz, kurtuluş yok tek başına' diyoruz.

Açlık grevi yapan öğretmenler

Öğretmenler 9 gündür açlık grevine başladı. 'Parka gideceğim' diyor, götürmüyorlar; 'Yolda yürüyeceğim' diyor, izin vermiyorlar; 'Bakanlığa gideceğim' diyor, engelliyorlar. Amerika'da, o beğenmediğin Trump'ın Beyaz Saray'ının karşısında günde 6-7 kere protesto ediyorlar. Almanya'da eylem yapmak isteyenler için alanlar var; İngiltere'de 10 Numara'nın (Başbakanlık Konutu) önüne gidersin, pankartını açarsın, sözünü söylersin. Ya senin neyin var da bu kadar haksızlığa uğramış öğretmeni kendi binasından bile çıkarmıyorsun?

Gittim, gördüm. Binanın kapısında; bir yanda erkek berberi, bir yanda cep telefonu satıcısı var. Onların kapısının önündeki o daracık yere sıkıştırmışlar öğretmenleri; etrafına da polis arabalarını çekmişler. 'Çıkacağım' diyene ters kelepçe, 'Yürüyeceğim' diyene biber gazı... Ondan sonra bir de şimdi karar almışlar: 'Efendim NATO var, şu kadar gün gösteri yasak, şu kadar gün bilmem ne...' Ya sen NATO'nun olmadığı gün de insanları canından bezdirdin! Sen öğretmenlere utanmadan yasak tarif ediyorsun millete.

Buradan bütün milletimize sesleniyorum: Her birimizi teker teker eziyorlar. Bugün bu öğretmenlerin mücadelesine sahip çıkmazsak, yarın senin evladının bir başka mücadelesinde yalnız kalınca, bir başkası bir başka yerde yalnız bırakılacak. En sonunda hep onlar kazanacak, hep millet ezilecek. Bu oyunu tersine çevirecek bir tane güç var; o da milletin kendisidir. Öğretmenlerinize sahip çıkın!

“24 belediye başkanımız hapishanede tutuklu”

Değerli arkadaşlar, bugüne kadar 33 Cumhuriyet Halk Partili belediye başkanına operasyon yaptılar. Bunlardan 3 tanesi; yereldeki erken bilgiler, hukukçularımızın verdiği mütalaalar sonucunda partimiz tarafından da savunulacak ya da siyasi bir tarafının olmadığı değerlendirilerek işlem yapıldı ve partimizden ayrıldılar. Şu anda 24 belediye başkanımız hapishanede tutuklu. Bu arkadaşlarımızın hapishanede tutuklandığı süreç; ilk önce İstanbul'da Tayyip Erdoğan'ın bertaraf etmek istediği herkesi, Sırrı Süreyya Önder'den Grup Yorum'a, Canan Kaftancıoğlu'ndan her siyasi davaya kadar kapsayan hukuksuz kararlarla başladı. Bu hukuk tanımayan kararları Anayasa Mahkemesi'nce oy birliğiyle bozulan birinin, önce ödüllendirilip Bakan Yardımcısı yapılması, sonra da İstanbul'a Başsavcı olarak yollanmasıyla bu süreç hız kazandı. Yoksa böyle bir kariyer yolculuğu yok; anayasaya da aykırıdır, siyasi birinin başsavcı yapılması kabul edilemez. Gittiği gün başladı Cumhuriyet Halk Partili belediyelere ve Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'na bir şekilde kara sürmenin, onlara operasyon yapıp içeri atmanın hesabına girmeye.

Bütün vatandaşlarımıza açık açık şunu söylemek isterim: Biz büyük zorlukların içindeyiz. Kimi arkadaşımız 16 aydır hapiste; evlatlarından, yakınlarından, sevdiklerinden uzak bir taraflarda çile dolduruyor. Bütün çalışanların yüreği ağzında; anneler, babalar her telefona 'Benim evladıma bir şey mi oldu?' diye bakıyorlar. Ama işin öbür tarafında, buna 'Sadece CHP'ye yapıyorlar' diye bakmamak lazım. Özel okul öğretmenine de hakkını arayan işçiye de umudunu kaybetmiş gence de doğrusunu yazan, söyleyen gazeteciye de aydınlara da bu sopayı gösteriyorlar. Bu sopaya karşı ne benim gücüm yeter, ne partinin gücü yeter ne de tek tek birimizin gücü yeter. Ama millet bir olursa, birbirinin davasına sahip çıkarsa, çağrıldığında çağrıldığı yere gider tavrını koyarsa, milletin karşısında dayanacak hiçbir güç yoktur!

Kaynak: Haber Merkezi