Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda gündeme ilişkin konuştu. CHP Lideri Özel, konuşmasının bir bölümünde MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin kendisini ‘deprem konutları’ üzerinden eleştirmesine yanıt verdi. İnşa edilen konutların ödeme planına ilişkin depremzedelere imzalatılan senetleri paylaşan Özel, “Burada iftira varsa Murat Kurum'dadır. Burada hezeyan varsa 'ittifak ortağıyım' diyen şahsiyetinizin siyasetinin adıdır. Ya o senetleri size yaktıracağım ya da iktidar olup ben yakacağım" dedi.

Adalet Bakanı Akın Gürlek'e çağrıda bulunan Özel, “Akın Bey'in 12 taşınmazını, hangi maaşıyla, eşinin hangi maaşıyla, o taşınmazları ve eşinin taşınmazlarını açıklamasını bekliyorum. Akın Bey'i mal varlığını açıklamaya davet ediyorum” diye konuştu.

CHP’li Kanko’dan Yeni Karayolları Kanunu’na sert tepki
CHP’li Kanko’dan Yeni Karayolları Kanunu’na sert tepki
İçeriği Görüntüle

Özgür Özel’in açıklamasından satırbaşları şöyle:

“Hatırlayın, Murat Kurum o dönemin Bakanı, sonra İstanbul'a gidip orada AK Parti'nin adayı olmuştu ve Ekrem İmamoğlu tarafından 1 milyon 150 binin üzerinde bir farkla mağlup edilmişti. İstanbullu, ‘İliç'e ne yaptığını gördüm, ne işin var senin İstanbul'da? Çek elini İstanbul'dan.’ deyip Murat Kurum'u defetmişti.

“İliç'in kanı Murat Kurum'un elindedir”

O Murat Kurum, İliç faciasındaki sorumluluğunu hep inkâr etti ve bakın şimdi: ‘Benim sorumluluğum yok, kapasiteyi ben artırmadım, benimle ne alakası var?’ dedi. İkinci kapasite artışı, faciayı getiren ikinci kapasite artışı ve flotasyon tesisi projesi ile ilgili olarak hazırlanan ÇED raporu, tek yönetmeliği kapsamında kabul edilmiştir. ‘Makamlarınızca uygun görülmesi halinde söz konusu projeye ait ÇED olumlu kararının verilmesi hususunu takdir ve prensiplerinize arz ederim.’ Altında imza olur: Murat Kurum.

Buyurun, İliç'in kanı Murat Kurum'un elindedir. AK Parti'nin kara düzeninin elinde İliç'in kanı vardır, arkadaşlar.

Değerli arkadaşlar, değerli konuklar, bu Murat Kurum, bu Murat Kurum… Şimdi deprem bölgesinde, ilk 3 gün orduyu dışarı çıkarmayanların, ‘3 gün çadır yok’ diye 1999'da eleştirdikleri hükümetten sonra, 33 gün daha çadır dağıtımı geciktiren, 3 yılın sonunda yüzde yetmişe gelince buradan bir başarı hikâyesi anlatmaya çalışanların, övmeye, köpürtmeye çalıştığı Murat Kurum, il içinde sorumludur; bütün beceriksizliklerin de sorumlusudur.

Özgür Özel'den Bahçeli'ye ‘senet’ yanıtı

Son olarak da bugün Sayın Devlet Bahçeli, deprem bölgesi ile ilgili, ‘Ne iyi bir iş yapmışız’ diyerek bütün grup hep beraber gittik. Deprem bölgesinde büyük bir çalışma yaptık ve neyi ortaya çıkardık? Faizsiz verilmesi gereken deprem konutlarının bazılarından faiz almaya niyetlendiklerini, deprem bölgesindeki yapılan dükkanlardan faiz almaya niyetlendiklerini, evlerle ilgili de boş senetlere imza attırdıklarını gördük. Biz bunu söyledik. Biz bunu söyledik. Neden söyledik? Hatay milletvekillerimiz dedi ki: ‘Koşun, gelin, millete boş yere imza attırıyorlar.’ Malatya, Kahramanmaraş, Gaziantep milletvekillerimiz dedi ki: ‘Doğru, senete imza atma.’ Yani anahtarını vermiyorlar.

Biz 6 günde 55 çalışma yaptık; konteyner kentleri gezdik, evi alanı, alamayanı dinledik, boş senedi gördük ve dedik ki: ‘Boş senede imza attırmak tefeci işidir, bunu yapmayın. Faizi size ne, anahtar vermiyorsunuz, faiz almayacağınızı açıklayın ve boş senetleri yırtın, atın.’

O kadar çok yalan attılar, o kadar çok kendi televizyon kanallarında lafı yuvarladılar ki üzülerek takip ettim. Sayın Bahçeli, bugün konutlarına kavuşan vatandaşlarımıza boş senetle imzalatıyorlar demek yalnızca büyükten değil, siyasi namusla çelişen bir hezeyandır. Sayın Bahçeli, bununla ilgili siyaset içinde verilecek çok sert cevaplar var; bir kelime demeyeceğim, bir kelime demeyeceğim.

Alın bunu, alın bunu: ‘Afiyet borçlandırma sebebi madde 1 tanımlar, madde 2 borç tutarı bankaya toplam … TL. Yalnız bu kadar borçlandığımı, borçlunun beyanı, nokta nokta, oranında aktive faiz ödemeyi bankaya olan borcu … yıl vadeli olduğunu kabul ederim. İmzası atılmadan anahtar verilmiyor.’ Burada büktem varsa Murat Kurum’dadır; burada iftira varsa Murat Kurum’dadır; hezeyan varsa da, ‘İttifak ortağım’ diye onlara inanan bir tane depremzedeye gidip de sormayan şahsınızın siyasetinin adı budur.

Cumhuriyet Halk Partisi bir siyaset yapıyorsa, bir eleştiri yapıyorsa, bir şey söylüyorsa; Cumhuriyet Halk Partisi’nin bir ayağı bu kürsüde ise, bir ayağı Hatay’dadır, bir ayağı Gaziantep’tedir, ıslahiye’dedir, Nurdağı’ndadır, Adıyaman’dadır, Taytayla’dadır. Cumhuriyet Halk Partisi bir şey söylüyorsa Murat Kurum gibi palavradan değil, ben söylüyorum: Ben, Sayın Bahçeli’den büyüğümüzdür; özür beklemiyorum bu laflar için. Sayın Murat Kurum’dan, Bahçeli’ye ‘Kusura bakmayın, sizi bu hale getirdim’ diye özür telefonu bekliyorum. Sayın Bahçeli’yi Murat Kurum arasın.

“Tayyip Bey, biz bu oyunu bozarız”

Ramazan geliyor. Gelin, bu milletin sesini duyalım. Siyasette sesleri biraz kısalım, alt perdeden konuşalım, ama bu milletin sesini duyalım. Mesela biz emekli için, asgari ücretli için, çiftçiler için hayatı kolaylaştıracak bir Ramazan paketi, bir koli de biz yapalım. Oyu yoksuldan alan, emekçiden alan, orta direkten alan… sonra bütün hizmeti zenginler için yapan, yoksula sırtını dönen Erdoğan’a söylüyorum: Bu vakitten sonra bütün partiler birlikte bir şey yapalım derseniz, Gazi içinde buradayız, şehit içinde buradayız, emekli ve emekçi için buradayız.

Ha yapmazsan, senden bir şey isteyen ne olsun? Tek bir şey istiyoruz: getir, sandıkta çözeceğiz. Ramazan geliyor, davulcular sokağa inecek, mani söyleyecek. Vallahi şunu söyleseler çok hayra girerler. Bütün davulculara sesleniyorum: Böyle vursunlar davula ve desinler ki, “Ey ahali, duyduk, duymadık demeyin. Bu iktidar altın yumurtlayan tavuğu satıyor, boğaz köprülerini, otoyolları satıyor.” Avrupa’daki bütün dergiler yazıyor, ekonomi kanalları yazıyor, İngiliz’in, Kanada’nın ağzı sulanıyor; bizimkiler susuyor.

İstanbul İl Başkanlığımız bugün Arnavutköy–Ortaköy arasında yürüyüş yapacak. Neyi protesto edecek? Köprünün satılmasını. İstanbul Valiliği izin vermiyor, Allah ondan razı olsun. İzin verse, 100 kişi, bin kişi, 10.000 kişi duyardı. Allah’ın izniyle, bu akşam 10 milyonlar çıkacak. 17’sinde, 2 köprü arasında yürüyeceğiz; 2 Boğaz Köprüsü ve 7 otoyolun 3,5 milyar dolara satılacağını anlatacağız. Bunların yıllık getirisi 600 milyon dolar.

Bakın, çok basit anlatıyorum: Köprüleri 3,5 milyara satıyorlar, bu parayı hemen alacaklar, 25 yıllık gelirini yabancı şirkete vereceksin. 25 yıl… Ne olacak biliyor musunuz? 5 yıl süre var, 5 yılda 600 milyon kazandığı için bu para zaten gelecek. CHP’nin iktidarının ilk 3 yılında alacağı para karşılığında, 25 yıllık geleceğimizi satıyorlar. 25 yıl boyunca gidecek. Para lazım, seçim için parayı öne çekmek, geleceğin iktidarına sözleri tutmayalım diye memlekete yaptığı kötülüğe bakın.

Vallahi, Ramazan’ın ruhuna uygun olarak söylüyorum: Kadir Gecesi’nden söyleyeyim, Tayyip Bey, bizim adımız Tatar Ramazan. Biz bu oyunu bozarız.

“Akın Bey'i mal varlığını açıklamaya davet ediyorum”

Şimdi Akın Bey… Görev değişiklikleri olduğunda hepimizin tabi olduğu bir görev var: Bakanlar, milletvekilleri göreve geldiklerinde yeniden seçildiklerinde mal varlığı bildirecekler. Akın Bey'in mal varlığını bildirmesini bekliyorum. Ben de var, 16 taşınmazdan telaşla 12'ye düştüler. Teker teker burada Akın Bey'i masanın karşısında mal varlığını açıklamaya davet ediyorum. Eğer açıklamazsa ben ada ada parsel parsel, hatta site site, daire daire…

Akın Bey'in 12 taşınmazını, hangi maaşıyla, eşinin hangi maaşıyla, o taşınmazları ve eşinin taşınmazlarını açıklamasını bekliyorum. Akın Bey bunları açıklarsa ve tane tane: ‘Ben şurada 118 milyona İstanbul'da satılan evi aldım, şu maaşlarımı biriktirerek aldım’ diye açıklarsa, tamam. Hakim Bey açıklamazsa, ben hem onları açıklayacağım, hem RTÜK üzerindeki taşınmazları, hem Ankara'daki Çayyolu'ndaki bir avukat bürosunun taşınmazlarını, oradaki avukatların taşınmazlarını.

Türkiye siyaset tarihinin en önemli adalet konusunu, adaletin emanet edildiği adalet bakanından ve onu atayan Erdoğan'dan soruyorum: Hodri meydan, süreniz bir haftadır.”

Kaynak: Haber Merkezi