Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, yaptığı yazılı açıklamada "Parti siyasetinden çekilme ve Gelecek Partisi’nin siyasi faaliyetlerini sonlandırma kararı aldık" kararı aldıklarını açıkladı. Davutoğlu, "Kirlenmiş siyasi iklimin bir parçası olmamak amacıyla parti siyasetinden çekilme ve Gelecek Partisi’nin siyasi faaliyetlerini sonlandırma kararı almış bulunuyoruz. Bu, bir teslimiyet kararı değildir. Bu, ahlaki bir mesafe koyma kararıdır. Bu, siyasetten vazgeçiş değil; herkese, siyaseti yeniden düşünme çağrısıdır" ifadelerini kullandı.

Sosyal medya hesabından kapsamlı bir açıklama yapan Davutoğlu, "İnsanlık, köklü bir medeniyet kırılmasından geçmektedir. İnsanın varoluşunu anlamlandıran düşünce sistemleri sarsılmakta; yapay zeka ve teknolojik dönüşüm, insan ile bilgi arasındaki ilişkiyi yeniden şekillendirmektedir. Arka arkaya yaşanan jeopolitik depremler, savaşlar ve soykırımlar, derinleşen ekonomik adaletsizlikler ve yeni-sömürgeci tahakküm biçimleri, İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan uluslararası düzenin taşıyıcı sütunlarını yerinden oynatmaktadır. Bu küresel altüst oluş yalnızca uluslararası sistemi değil, bölgesel dengeleri, ulusal kurumları ve toplumsal dokuları da derinden sarsmaktadır. Türkiye, bütün bu kırılmaların kesişme noktasındadır. Tarihin fay hatları üzerinde bulunan ülkemiz, aynı anda hem son derece ciddi risklerle hem de büyük bir stratejik sıçrama imkanıyla karşı karşıyadır" ifadelerini kullandı.

"Çöl ikliminde gül ağacı yetişemeyeceği gibi çürüyerek çölleşen siyaset alanında da nitelikli ve ahlaklı siyaset adamları yetişmez"

Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu değişimin "kapsamlı bir ahlak, zihniyet, kurum ve siyaset devrimi" olduğunu belirten Davutoğlu, Türkiye'nin içinde bulunduğu duruma değindi ve "Bugünkü tabloya baktığımızda, bu temel şartların birçoğunda ağır bir gerileme yaşandığını görmekteyiz" dedi.

Akademiden insan haklarına; yerel yönetimlerden siyaset kurumuna pek çok alanda yaşanan sıkıntılara dikkat çeken Davutoğlu, "Siyasetin; geniş ufuklu ideallerin, toplumsal sorumluluğun ve kamu hizmetinin alanı olmaktan çıkarak dar çıkarların, kişisel kariyer hesaplarının ve makam pazarlıklarının alanına dönüşmesi, nitelikli ve ahlaklı insanların siyasetten uzak kalmasına veya siyasete girenlerin dışlanmasına yol açmaktadır. Çöl ikliminde gül ağacı yetişemeyeceği gibi çürüyerek çölleşen siyaset alanında da nitelikli ve ahlaklı siyaset adamları yetişmez. Bugün yaşadığımız tam da budur" ifadelerini kullandı.

"Gücün tek elde toplanması, devlet düzenini kırılgan hale getirir"

Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Siyaset kirlenmekte, ahlaklı insanların siyasette kalmasının maliyeti her geçen gün artmakta ve milletimizin geleceğe ilişkin karamsarlığı derinleşmektedir. Bu çerçevede, 2028 seçimlerine doğru ilerlerken, milletimizin geleceği bakımından iki tehlikeli senaryo konusunda uyarıda bulunmayı tarihi bir görev kabul ediyoruz. 'Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi' ile birlikte kuvvetler ayrılığı ilkesinin zayıflaması, denge ve denetim mekanizmalarının tümüyle ortadan kalkması ile güçlenen otoriterleşme eğiliminin hızlanması sonucunda zaten büyük zaaf gösteren çoğulcu demokratik hukuk düzeni yerini kalıcı bir otoriter yapıya bırakabilir. Bu tehlike, herhangi bir cumhurbaşkanının şahsından bağımsızdır. Sorun, kişiden öte bir sistem sorunudur. Çoğulculuğu değil, çoğunluğu önceleyen bir sistemin Türkiye’yi taşıma kapasitesi ve ihtimali bulunmamaktadır. Bu çerçevede, ilk defa partimizce hazırlanarak kamuoyu ile paylaşılan “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem”e geçiş Türkiye için bir tercih değil zorunluluktur. Gücün tek elde toplanması; Meclisin denetim yetkisinin zayıflaması, yargı bağımsızlığının tartışmalı hale gelmesi ve bürokrasinin kurumsal sorumluluk yerine kişisel sadakate göre şekillenmesi, devlet düzenini kırılgan hale getirir."

Davutoğlu ayrıca, "Bu sürecin en tehlikeli yönü ise otoriter düzenin kalıcılığının milli ve manevi değerler üzerinden meşrulaştırılmasıdır. Milli ve manevi değerler hiçbir iktidarın sınırsız gücünü meşrulaştırma aracı değildir. Aksine bu değerler, gücü ahlak ve hukukla sınırlama sorumluluğu yükler" dedi.

"Birçok ülkede yaşanan iç gerilimlerden gerekli dersleri almak zorundayız"

"Otoriterleşmenin, yolsuzlukların, gelir adaletsizliğinin, yasakların ve hukuk ihlallerinin doğurduğu öfke dalgasının rövanşist bir karşı iktidara dönüşmesi" tehlikesine dikkat çeken Davutoğlu, "Yoksullaşan, adalete güvenini meşru yoldan kaybeden ve özellikle genç kuşakları gelecek ümidinden mahrum kalan bir toplumda biriken tepki, demokratik bir yenilenme kadar sert bir hesaplaşmayı da doğurabilir. Böyle bir iktidar değişikliği, geçmişin yanlışlarını düzeltmek yerine yeni mağduriyetler üretebilir; toplumsal fay hatlarını harekete geçirebilir ve ülkeyi birbirini tasfiye etmeye çalışan kamplara bölebilir. Bu bağlamda, çevremizde birçok ülkede yaşanan iç gerilimlerden gerekli dersleri almak zorundayız" dedi.

Gelecek Partisi'nin siyasi geçmişine değinen Davutoğlu, "Bizim için siyaseti anlamlı kılan temel ilke, siyasi ahlaktır. AK Parti'de görev yaptığımız dönem dahil tüm siyasetimizin pusulası ahlak, liyakat ve dürüstlük olmuştur. Mensubu bulunduğumuz eski partimizde çabalarımız sonuç vermeyince, en az üç neslin alın teri üzerinde yükselen muhafazakar siyasi birikimin; yolsuzluklar, yasaklar ve yoksullukla anılır hale gelmesini önlemek amacıyla demokrat muhafazakar bir alternatif oluşturmak için çalıştık" ifadelerini kaydetti.

Davutoğlu, şu ifadelerle devam etti:

"Gelecek Partisi, güçlü bir programla ve kurucu kadrosu ağırlıklı olarak muhafazakar tabandan gelmiş olmakla birlikte, Türkiye’nin toplumsal ve siyasal çeşitliliğini yansıtan ve tüm kesimleri eşit seviyede kucaklayan geniş bir kadroyla yola çıktı. Bu güçlü çıkış dolayısıyla kurulduğu andan itibaren siyasi baskılarla, medya ambargolarıyla ve kamuoyu algısını yönlendirmeye dönük manipülasyonlarla mücadele etti. Tutulan il binaları mühürlendi, teşkilat mensupları ve yakınları işlerini kaybetti, kurucu arkadaşların kendileri ve evleri saldırılara maruz kaldı, organize trollerin saldırıları ile etkisi kırılmaya çalışıldı. Bütün bu engellemelere rağmen sağlam bir siyasi vizyon, sarsılmayan bir siyasi irade ve duruş ortaya koyduk. Türkiye siyasi tarihinde bir ilki ve özgün bir örneği teşkil eden Gölge Kabinemizi kurduk. Bütün temel politika alanlarında bugün de geçerliliğini koruyan kapsamlı eylem planları hazırladık. Ülkenin dört bir yanında temiz, cesur ve fedakar insanlardan oluşan teşkilatlar oluşturduk."

"Hiçbir makam talep etmedik. Hiçbir şahsi pazarlığa girmedik"

Yeni Yol Grubu'nun kuruluşuna da değinen Davutoğlu, "2023 seçimlerinden sonra alternatif muhafazakar siyasetin hem Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bir grup olarak temsil edilmesi hem de geleceğe yönelik güçlü bir alternatif oluşturması için parti ismimiz dahil her türlü fedakarlığı yaparak ilk aşamada Saadet Partisi, daha sonra ise Yeni Yol Partisi adı altında Meclis Grubu kurduk. Baştan itibaren bu yeni grubun öncelikle kendi içinde daha sonra da diğer muhafazakar partileri de kapsayacak şekilde mümkünse birleşerek tek parti olması, mümkün değilse organik bir ittifak kurması için çaba gösterdik. Ancak bu çabalarımız da sonuçsuz kaldı. Öte yandan, parti farkı gözetmeksizin yaygınlaşan siyasi ahlak erozyonu ve milletvekili transferleri, güçlü bir alternatif siyaset oluşturma çabalarımızı daha da zorlaştırdı ve partilerimizin toplum nezdindeki gücünü sarstı" dedi.

Geçen süreci değerlendiren Davutoğlu, "Hiçbir makam talep etmedik. Hiçbir şahsi pazarlığa girmedik. Herkesin peşinden koştuğu mevkileri arkamızda bıraktık; fakat arkamızda kul hakkı ve kamu hakkı bırakmadık" dedi.

"Genelde siyasi sistem, özelde ise parti siyaseti büyük bir çıkmaza girdi"

"Geldiğimiz noktada, genelde siyasi sistemin, özelde ise parti siyasetinin büyük bir çıkmaza girdiğini görüyoruz" diyen Davutoğlu, "Bir tarafta gücün tekelleşmesi, diğer tarafta alternatif siyasal güçleri etkisizleştiren parçalanma ile karşı karşıyayız. Siyasetin üst kademelerinde başlayan yozlaşma; parti farkı gözetmeksizin siyasi kadrolara, ardından sivil toplum kuruluşlarına ve nihayet toplumun her katmanına sirayet etmektedir. Mevcut siyasi mekanizmaların kendi kendini düzeltebilme kapasitesi büyük ölçüde tükenmiştir. Türkiye’nin siyasi düşünce ve demokrasi tarihinde belirleyici olmuş üç ana akım, bugün ciddi bir varoluş sınamasıyla karşı karşıyadır. Muhafazakarlığı, milliyetçiliği ve çağdaşlaşma düşüncesini savunan herkesi günlük siyasetin dar kalıplarının dışına çıkarak hızla değişen dünya şartları karşısında köklü bir zihniyet devrimi gerçekleştirmeye çağırıyoruz. Muhafazakarlar ahlaki özü, milliyetçiler eşit vatandaşlığı, çağdaşlaşma düşüncesini savunanlar evrensel değerleri milli değerlerle buluşturmayı hedeflemeliler" ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Terörün Türkiye'ye faturası 2,3 trilyon doların üzerindedir
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Terörün Türkiye'ye faturası 2,3 trilyon doların üzerindedir
İçeriği Görüntüle

"Parti siyasetinden çekilme ve Gelecek Partisi’nin siyasi faaliyetlerini sonlandırma kararı almış"

Davutoğlu, açıklamasını şöyle sonlandırdı:

"Bu değerlendirmeler ışığında, partimizin yetkili kurulları ve Gelecek Partisi’ni bugüne taşıyan dava arkadaşlarımızla yaptığımız istişareler neticesinde, kirlenmiş siyasi iklimin bir parçası olmamak amacıyla parti siyasetinden çekilme ve Gelecek Partisi’nin siyasi faaliyetlerini sonlandırma kararı almış bulunuyoruz. Bu, bir teslimiyet kararı değildir. Bu, ahlaki bir mesafe koyma kararıdır. Bu, siyasetten vazgeçiş değil; herkese, siyaseti yeniden düşünme çağrısıdır. Bu, Türkiye mücadelesinden çekilmek değil; Türkiye’ye karşı sorumluluğumuzu günlük siyasi hesapların üzerine çıkarmaktır. Yarının Türkiye’si; düşünce özgürlüğünün, liyakatin, hukukun, üretimin, sosyal adaletin, eşit vatandaşlığın, kurumsal etkinliğin, toplumsal barışın, özgün düşüncenin ve stratejik aklın Türkiye’si olmalıdır. Bizim mücadelemiz, herhangi bir makamla başlamadığı gibi herhangi bir parti tüzel kişiliğiyle de sona ermeyecektir. Bundan sonra da düşünce, ahlak, eğitim, bilim, kültür, uluslararası diplomasi, ekonomi ve toplumsal dayanışma başta olmak üzere her alanda ülkemiz için çalışmaya devam edeceğiz. Doğruyu teşvik edecek, yanlışa karşı uyarıcı sorumluluğumuzu sürdüreceğiz."

Kaynak: Haber Merkezi