Bazı basın meslek örgütlerinin, “Sansüre hayır, habere özgürlük” sloganıyla Ankara, İstanbul, İzmir, Eskişehir, Antalya, Adana, Kocaeli, Van ve Diyarbakır’da eylem düzenleyeceklerini duyurmasının ardından MHP Genel Başkan Yardımcısı Fethi Yıldız’dan dikkat çeken bir açıklama geldi.
Vatandaşların yanı sıra siyasi partiler, sendikalar ve sivil toplum kuruluşlarının da eylemlere katılmaya çağrılmasına tepki gösteren Yıldız, yazılı açıklamasında dezenformasyonun toplumsal yaşam üzerindeki etkilerine ve ceza hukukundaki karşılığına dikkat çekti.
“Dezenformasyon kamu barışını tehdit ediyor”
Sosyal medya hesabı X’ten açıklama yapan Yıldız paylaşımında şu ifadeleri kullandı;
Bazı basın meslek örgütleri, “Sansüre hayır, habere özgürlük” sloganıyla Ankara, İstanbul, İzmir, Eskişehir, Antalya, Adana, Kocaeli, Van ve Diyarbakır’da sokaklara çıkacaklarını vatandaşları kendileriyle birlikte eyleme çağırdı.
Yaptıkları açıklamada:
“Gazetecilerin yazdıkları haberler, sordukları sorular ve ortaya çıkardıkları gerçekler nedeniyle gözaltına alınmasını, kaçma ya da delil karartma şüphesi bulunmadığı halde tutuklanmasını, ayaklarına elektronik kelepçe takılarak ev hapsine mahkûm edilmesini kabul etmiyoruz.
Bugüne kadar sesini duyurduğumuz ve şimdi benzer baskılarla karşı karşıya kalan herkesi; siyasi partileri, sendikaları, baroları, insan hakları ve sivil toplum kuruluşlarını, bütün meslek örgütlerini ve en önemlisi haber alma hakkı engellenen yurttaşlarımızı, bu ortak itirazın yanında olmaya davet ediyoruz. “dediler.
Yalan haberin kasıtlı olarak üretme ve yayma eyleminin yani dezenformasyonun birey ve toplum hayatını ipotek altına aldığı, vatandaşın gerçek bilgiye ulaşma imkânını engellediği,
Kültür, finans, sosyal hayat ve siyasette yalan ve yanıltıcı bilgi yaymanın toplum hayatında ciddi hasarlara sebep olduğunu izah etmeye gerek var mı.?.
Yalan ve yanıltıcı haberlerle insanların onuru, namusu, şerefi ayaklar altına alınmaktadır.
Dünyada yalan habere en çok muhatap olan ülke Türkiye’dir. Medyanın bir ahlaki yenilenmeye ihtiyacı olduğu açıktır. Küresel güçlerden siyasetimize müdahale talep edenlerin, iktidara karşı yayın yapmak şartıyla yurt dışından fonlananların, her iddiası gün batmadan çöpe atılan politikacıların, sivil toplum örgütü maskeli yalan üretim merkezlerinin basın özgürlüğüyle ilgili sözleri inandırıcılıktan uzaktır.
Dezenformasyon suçunun 5 şartını açıkladı
Her Türk vatandaşı millî kültür, medeniyet ve hukuk düzeni içinde onurlu bir hayat sürmek, maddi ve manevi varlığını bu yönde geliştirme hakkına sahiptir.
Dinamik olan bu süreci yönetebilmek için bu alanda yeni düzenlemeler yapılmasına ihtiyaç olduğu herkesin kabulüdür.
Dünyada suçun işlenmediği bir toplum ve toplumsal yapının etkilenmediği bir suç yoktur.
Bir kez daha hatırlayalım, sırf halk arasında korku veya panik yaratmak saikiyle ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığıyla ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi kamu barışını bozmaya elverişli şekilde yaymak, suç olarak düzenlenmiştir.
Ceza hukuku, yalnız, insan hareketlerinin bir fiilden doğan sonuçlarıyla değil, doğabilecek sonuçlarla da ilgilenir.
Bu noktada, tehlike kavramı karşımıza çıkar.
Tehlike suçlarında suçun işlenerek netice alınması hâlinde, suçla mücadelede geç kalmış olursunuz. Ceza hukukunu ilgilendiren bu tehlike, bir nevi bir tür neticedir.
Bu suçun oluşabilmesi için şu 5 şartın bir arada gerçekleşmesi gerekir:
1-özel kast,
2-gerçeğe aykırı bilgi,
3-Ülkenin iç ve dış güvenliği kamu düzeni ve genel sağlıkla ilgili,
4-suçun kamu barışını bozmaya elverişli olması,
5-alenen yaymak.
Bu suçun taksirle işlenmesi mümkün olmadığı gibi icra hareketleri kısımlara bölünüyorsa suça teşebbüs mümkündür.
Bir tek kişi tarafından işlenebileceği gibi birden çok kişi tarafından iştirak hâlinde de işlenebilir.
İhtiyaçlar hiyerarşisinin başında güvenlik ihtiyacı gelmektedir.
Basın özgürlüğü,farklı siyasi düşüncelerde olan kişilere, herhangi bir alanda rakip olarak gördüklerine, farklı dinlere veya milletlere yönelik küfür, iftira veya hakaret etmek, karalamak ya da itibarsızlaştırmak aracı olamaz.




