Selim Ercan

OSİAD ve İÇASİFED Onursal Başkanı Mehmet Akyürek, Elips TV’de yayımlanan İşimiz/Gücümüz programında Ankara sanayisinin geçirdiği dönüşümü anlattı. Başkentin artık yalnızca kamu ve eğitimle anılan bir şehir olmadığını vurgulayan Akyürek, Dursun Erkılıç’ın sorularını yanıtlarken organize sanayi bölgeleri, AR-GE merkezleri ve yüksek teknoloji yatırımlarıyla Ankara’nın güçlü bir üretim merkezi hâline geldiğini söyledi.

Ankara’da sanayinin küçük atölyelerde filizlendiğini hatırlatan Akyürek, İskitler, Ata Sanayi ve Büyük Sanayi gibi alanların bir dönem üretimin kalbi olduğunu ifade etti. Ancak bu bölgelerin zamanla fiziki olarak yetersiz kaldığını belirten Akyürek, büyüyen üretim hacminin daha planlı alanlara ihtiyaç duyduğunu dile getirdi.

Macun’da kurulan Küçük Sanayi Sitesi ve OSTİM–İvedik hattındaki kooperatifleşmenin önemli bir sıçrama yarattığını söyleyen Akyürek, o günleri “Kabuğumuza sığamadık, organize sanayi bölgesi kurma kararı aldık” sözleriyle özetledi.

Öz kaynakla kurulan bir başarı hikâyesi

Tamamen öz kaynakla Anadolu Organize Sanayi Bölgesi’ni kurduklarını belirten Akyürek, kamu desteği almadan yola çıkmanın hem cesaret hem de güçlü bir dayanışma gerektirdiğini söyledi.

OSİAD 35. Mali Genel Kurulu yoğun katılımla gerçekleştirildi
OSİAD 35. Mali Genel Kurulu yoğun katılımla gerçekleştirildi
İçeriği Görüntüle

Bu tercihin hızlı karar alma ve altyapıyı kısa sürede tamamlama avantajı sağladığını ifade eden Akyürek, en zorlayıcı sürecin finansmanı sürdürülebilir kılmak ve girişimciler arasındaki güven ortamını korumak olduğunu vurguladı.

Ankara yüksek teknolojide iddialı

Bugün Ankara’da 15 organize sanayi bölgesi bulunduğunu hatırlatan Akyürek, yüzlerce AR-GE ve tasarım merkezi ile teknoparkların üretim kapasitesini yukarı taşıdığını kaydetti. Başkentin özellikle savunma, havacılık ve uzay alanında ciddi bir atılım içinde olduğunu belirten Akyürek, küçük ve orta ölçekli işletmelerin artık yüksek teknoloji projelerinde aktif rol alabildiğini söyledi.

“KOBİ’ler üretimin yüzde 99’unu yapıyor. Büyük firmalarla yalnızca alt yüklenici değil, çözüm ortağı olarak çalışıyoruz” diyen Akyürek, üretim zincirindeki bu iş birliğinin Ankara’yı farklı bir noktaya taşıdığını ifade etti.

Deprem sonrası artan yatırımcı ilgisi

6 Şubat depremleri sonrasında Ankara’nın yatırımcılar için daha güvenli bir alternatif olarak öne çıktığını dile getiren Akyürek, bu göçün geçici değil, kalıcı bir nitelik taşıdığını söyledi.

Yatırım hareketliliğinin yalnızca sermaye ile sınırlı kalmadığını belirten Akyürek, nitelikli insan kaynağının da Ankara’ya yöneldiğini ifade etti. Özellikle İstanbul’dan üst düzey yöneticilerin başkente gelmesinin üretim kalitesine ve kurumsal yapıya olumlu katkı sunduğunu dile getirdi.

Sanayi ile üniversite yan yana

Sanayi–üniversite iş birliğinin Ankara’nın en güçlü yönlerinden biri olduğunu vurgulayan Akyürek, özellikle OSTİM Teknik Üniversitesi modelinin dikkat çekici olduğunu belirtti. Üniversitenin sanayi bölgesinin içinde konumlanmasının iş birliğini hızlandırdığını söyleyen Akyürek, aynı modelin Türkiye genelinde yaygınlaşması hâlinde üretim ve eğitim arasındaki bağın daha da güçleneceğini sözlerine ekledi.

Muhabir: Selim Ercan