Partisinin TBMM’de düzenlediği grup toplantısında konuşan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Geçtiğimiz hafta TBMM’de yaşanan kavgaya tepki gösteren Bahçeli, “Deli Dumrul gibi hareket etmenin neresi demokrasidir? Gazi Meclisi çoğu ve savaş alanına çevirmenin kime ne faydası vardır? Sözün hükmü yerine yumruğun gücüyle oraya buraya sataşmak bir siyasetçiye yakışıyor mu, CHP’nin siyasi çizgisiyle bağdaşıyor mu?” ifadelerini kullandı.
Gazze mesajı
Bahçeli’nin konuşmasından satır başları şöyle;
Ramazan denilince akıllara ve gönüllere düşen sabırdır, şefkattir, samimiyettir, cömertliktir, merhamettir, duadır, hoşgörüdür; açıkta kalana el uzatmaktır. Ancak Filistinli kardeşlerimize bu insani ve vicdani erdemler çok görülmekte, makûs kaderleri ile baş başa kalmalarına tahammülen göz yumulmaktadır.
İsrail hükümetinin geçtiğimiz gün Batı Şeria’daki arazi tesciline ilişkin aldığı son karar, uluslararası hukukun çiğnenmesi olduğu kadar süregelen soykırım suçunun farklı kanallardan ilerlediğini de teyitidir. Yasa dışı ilhak ihaleleri elbette hükümsüzdür. Filistin halkını yerinden yurdundan zorla çıkarmayı hedefleyen, Yahudi yerleşimcilere alan açmayı gözeten her türlü gayri hukuki hakkın hakikaten barajını aşamayacaktır. Siyonist vandallığın bir bildiği varsa, hiç kuşkusuz Allah’ın da bir bildiği vardır ve hiçbir zaman zalim buna gücü yetiremeyecek, bununla boy ölçüşemeyecektir.
İsrail’in işgal ettiği Filistin topraklarında hak iddiası, egemenlik kurma iştahı er ya da geç sonuçsuz kalmaya mahkûmdur. Son vahim gelişmeler barış arayışlarını gölgelemekte, iki devletli çözüm iklimini de zehirlemektedir. Uluslararası toplum, Filistin topraklarına pranga vuran işgal ve ilhak politikalarını reddetmeli; bununla ilgili kararlar ve kararlı hamleler yapmalıdır. Ancak uluslararası toplum ne yazık ki mefluç ve mevcut hâlde edilgendir.
Nasıl ki görülen köy kılavuz istemiyorsa, İkinci Dünya Savaşı’nı müteakip güven tesis edilen kurallara dayalı uluslararası düzenin iflas ettiğinin de şahitliği, itirafına gerek kalmamıştır; çünkü her şey ortadadır.
“Nerede bir sorun varsa Türkiye müessir bir şekilde oradadır”
13-15 Şubat 2026 tarihleri arasında Almanya’nın Münih şehrinde düzenlenen 62. Güvenlik Konferansı, uluslararası düzenin yıkım sürecinde olduğunun yoğun tartışmalarıyla geçmiştir. “Yakın Altında” temasıyla düzenlenen meşhur konferans, bir nevi malumun ilanına da sahne olmuştur. 23-26 Ocak 2026 tarihinde yapılan Davos Zirvesi’nde de benzer tespit ve tartışmalar yaşanmıştır.
Yıkılan bellidir, yıkanlar da bellidir; fakat neyin kurulacağı, nasıl kurulacağı, ne zaman kurulacağı belirsizliğin ve bilinmezliğin sisi gibi ortalığa oturmuştur.
Ankara’dan dünyanın genel tablosuna baktığımızda ümitvar olacağımız, memnuniyet duyacağımız, dileklerimize su serpecek bir aydınlık, bir arayış ve dört başı mamur bir amaç görülmemektedir. Buna karşılık Türkiye, hem bölgesinde hem de küresel alanda istikrar adası gibi sivrilmektedir. Sayın Cumhurbaşkanımızın, Sayın Dışişleri Bakanımızın ve Cumhurbaşkanlığı kabinesinin kesintisiz diplomatik atılımları, itilafları diyalogla çözme çabaları gerçekten takdir ve tebrike iadesiyle layıktır.
Masa ve sahada aynı olabilmeyi başaran büyüktür Türkiye ve hepimizin iftihar etmesi esasen bir manevi görevdir. Nerede bir sorun varsa Türkiye müessir bir şekilde oradadır. Komşu ülkelerin siyasi birliği ve toprak bütünlüğü ile egemenlik haklarını herhangi bir tereddüde düşmeden savunan ve sahiplenen; barış, huzur ve istikrar özlemlerinin gerçekleşmesi için fincancı katırlarını ürkütmekten kaçınmayan bir Türkiye gerçeği hepimizin adına bir talihtir.
Sadece insanımızın saadetine hizmetle kifayet etmeyen, dahası insanlığın selameti, bölgesel ve küresel istikrar adına gövdesini taşın altına koymayı göze almış bir Türkiye; tarihimizin saklı kalan ülkülerine gururla takip ve temin ailesindedir.
Bozuk plak gibi aynı nakarata takılıp kalanların, ezbere dayalı kara propagandayı seslendirmeyi marifet sayanların zoruna gitse de; alayım birden uykuları kaçsa da diyorum ki: Türk ve Türkiye yüzyılının sancağı el birliğiyle açılmıştır. Süper güç Türkiye’nin muktedir adımları hamdolsun duyulmaya başlanmıştır.
Ramazan mesajı
Son tahlilde diyeceğim şudur; Ramazan ayında sağduyu ve sükûnet içinde orucumuzu tutup ibadetimizi yaparken, manevi muhasebeyi; insanlığın hâl ve gidişatını mutlaka gözden ve gönülden geçirmemiz mecburidir.
Bunun yanı sıra ABD ile İran arasındaki müzakerelerin kesilmeden ilerleyip makul bir uzlaşma vasfında görüş ve fikir birliğini tecelli etmesi samimi dileğimizdir. Kuzeyimiz çalkalanırken güneyimizin de savaş ortamına sürüklenmesi, bölgesel dengelerle birlikte küresel dengeleri de sarsacak yaygın ve küresel bir çatışma hâli Filistin Devleti ile ilgilidir. 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan, coğrafi bütünlüğe sahip bağımsız ve egemen bir Filistin Cumhuriyeti kurulmasından başka tarihî coğrafyayı, insan ve İslam vicdanını tatmin edecek bir seçenek yoktur.
Türk-İslam âleminin Ramazan-ı Şerif’ini tebrik ediyorum. Muhterem heyetinizin, aziz milletimizin bu mübarek ayını kutluyor; nice hayır ve hasenete kapı açmasını yüce Allah’tan diliyorum.
Kucaklaşmak varken kutuplaşmak; sevmek varken nefret diline saplanmak; rahmet ve saygı varken küstahlığa meyletmek vefasızlıktır. Konuşmak varken kavga etmek insani hasretlere vedadır.
Değerli milletvekilleri, bu Ramazan’da dayanışmanın, duyarlılığın, sempatinin, yardımlaşmanın güzelliklerini hep birlikte göstermeliyiz. Türkiye’nin her yerinde gönül gönüle vererek kardeşliğimizi yüceltmeliyiz. Bol yıldızlı otellerin restoranlarında değil, mütevazı sofralarda yerimizi almalıyız. Milletvekilleri ve tüm teşkilatlarımızla eş zamanlı şekilde; daha hızlı, daha aktif, daha sorumlu, daha özverili, daha kuşatıcı, daha hazır olmalıyız.
Bayrak şairimiz merhum Arif Nihat Asya diyor ya: “Bir kuşa geçen, iki kuşa da geçer; biz sadece şükredelim, kanaatkâr olalım, paylaşmasını bilelim.” Yine diyor ki: “İçimizden biri köprü olmaya razı olmazsa, kıyamete kadar bu suyun kıyılarını bekleriz.”
CHP’ye deprem ve Meclis’teki kavga tepkisi
Bildiğiniz üzere devlet ve millet dayanışmasıyla 6 Şubat 2023 tarihinde yaşanan asrın felaketi göğüslenmiş, yaralar sarılmış, umutlar tazelenmiş, ocaklar yeniden tüttürülmüştür. Ne kadar söylesek azdır; depreme dayanıklı kalıcı konutlar hak sahiplerine teslim edilmiştir.
6 Şubat 2023 tarihinde Kahramanmaraş’ın Pazarcık ve Elbistan ilçelerinin merkez üssü olduğu deprem felaketinde 53.537 vatandaşımız hayatını kaybederken 107.213 vatandaşımız yaralanmıştır. İkiz depremde hayatını kaybetmiş vatandaşlarımıza bir kez daha Cenab-ı Allah’tan rahmetler niyaz ediyorum.
Hatırlarsanız devletimiz depremin ilk anından itibaren tüm kaynak ve imkânlarını seferberlik ruhuyla harekete geçirmiştir. Hiçbir insanımız mağdur edilmemiştir. Bugüne kadar depremin toplam maliyeti de 150 milyar doları bulmuştur. Yıkılan yapılar yapılmış, ihtiyaçlar karşılanmıştır. Nitekim her zorluğun üstesinden Allah’ın izniyle gelinmiştir. İnsanüstü emek ve çalışmanın sonunda yeni bir hayatın müjdesi verilmiştir.
Asrın inşaat seferberliği kapsamında 367.955’i konut, 65.672’si köy evi, 21.690’ı iş yeri olmak suretiyle toplam 455.317 bağımsız bölümün inşası tamamlanmış, hak sahibi vatandaşlarımıza teslim edilmiştir.
“Eğer bakan doğruyu göremezmiş, gönlü pak olanın da yolu şaşmazmış.” Cumhuriyet Halk Partisi ile bütün muhalefet bahsinde toplaşan siyasi beraberler, yapılanı kötüleyerek, hizmeti karalayarak, devasa eserleri yok sayarak istismar ve menfaat peşine düşmüşlerdir. Yalana bin yalan katmanın adı siyaset olamaz. Depremle ilgili dedikodu üretmenin izahı yapılamaz. Doğru ile yanlışı tefrik edemeyen bir siyasetçinin vicdanından bahsedilemez. İyiyle kötüyü fark edemeyen bir siyasetçinin erdemli olmasını beklemek ise boşa kürek çekmektir.
Cumhuriyet Halk Partisi yönetimi doğal afetten siyasi afet çıkarmak için elinden geleni ardına koymamıştır. Konutlarına kavuşan vatandaşlarımıza boş senet imzalatıyorlar demek yalnızca büyük bir iftira değil, siyasi namusla çelişen bir hezeyandır. Cumhuriyet Halk Partisi’nin işi gücü fitne fesattır. Cumhuriyet Halk Partisi’nin geçim kapısı kriz ve kardeşlikle oynamaktır.
Gençliğimiz, adalet işleri, değerli arkadaşlarımızın yasalara uygun, prosedüre uygun yemin merasimlerinden yaşanan ilkellikleri, şiddet sahnelerini, antidemokratik muameleleri aziz milletimiz ibretle seyretmiştir. Gazi Meclis aciz meclis değildir. Gazi Meclis kürsü işgaliyle üçüncü dünya ülkelerini andıracak bir meclis değildir.
Bakanlarla ilgili eğer varsa merak edilen bir husus, yasal ve demokratik kanallar açıktır, ortadadır. Muhalefetin sahip olduğu imkânları kullanmaya yanaşmadan Meclisi karıştırması, yasal ve anayasal bir hakkı engellemeye çalışması yeni sürüm bir siyasi eşkıyalık değilse nedir? Ali kıran baş kesen misiniz, kimsiniz?
Deli Dumrul gibi hareket etmenin neresi demokrasidir? Gazi Meclisi çoğu ve savaş alanına çevirmenin kime ne faydası vardır? Sözün hükmü yerine yumruğun gücüyle oraya buraya sataşmak bir siyasetçiye yakışıyor mu, CHP’nin siyasi çizgisiyle bağdaşıyor mu?
Özellikle yeni atanan Adalet Bakanımızla ilgili rahatsızlığınızın kaynağını nasıl yorumlayalım? İstanbul’daki tezgâhınız bozuldu, öfkeniz buna mı? Rüşvet ve yolsuzluk çarkınız kırıldı, siniriniz bundan mı? Maskeleriniz düştü, ipliğiniz pazara çıktı, foyanız ortalığa döküldü; stres ve gerilim sebebiniz buna mı dayalı?
Tekraren ifade ediyorum: Geçtiğimiz hafta çarşamba günü yapılan yemin merasiminde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin saygınlığına leke düşüren tutum ve davranışları Cumhuriyet adına ayıplıyorum; haddinizi bilin diyorum.
Adalet Bakanımız Sayın Akın Gürlek ve İçişleri Bakanımız Sayın Mustafa Çiftçi’yi ayrı ayrı tebrik ediyor, tam desteğimizle birlikte başarılar diliyorum.



