TİP'li üye Ahmet Şık ve EMEP'li üye İskender Bayhan "ret", CHP'li Türkan Elçi ise "çekimser" oy kullandı.

Raporun kabulüyle komisyonun çalışmaları sona ererken, süreçte yeni aşamaya geçildi.

Süreç komisyonunun, yaklaşık 6,5 ay süren mesai sonrasında tamamladığı rapor, birçok komisyon üyesine göre "herkesin kendisini bulduğu, ancak hiçbir partinin de tam olarak talebini karşılamayan" nitelikte.

Bu görüşü doğrulayan ise komisyonun son toplantısında başta DEM Parti ve CHP olmak üzere siyasi partilerin dile getirdiği itirazları oldu.

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, komisyonu açış konuşmasında, raporun "bundan sonraki süreçte atılacak adımlara istikamet çizen ve ortak hedefler doğrultusunda yol gösterici" bir metin olduğunu söyledi.

Özgür Özel, Boğaziçi Üniversitesi’ne gidecek
Özgür Özel, Boğaziçi Üniversitesi’ne gidecek
İçeriği Görüntüle

Kurtulmuş raporun "af mahiyetinde algı üretecek başlıklardan uzak olduğunu" vurguladı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise "raporun sürece ivme kazandıracağını" söyledi.

18 Şubat Çarşamba günü "Valiler Buluşması"nda konuşan Erdoğan, "Şimdi Meclisimizde sürecin yasal boyutuyla ilgili mütalaalar başlayacak. Silah bıraktığını ilan eden terör örgütünün tasfiyesi noktasında bazı adımlar atılacak" diye konuştu.

Şerh krizi, 'itiraz konuşmaları' ile aşıldı

Taslak rapora en sert itiraz DEM Parti'den geldi.

"Kürt sorunu" ifadesinin yer almadığı ve sürecin "Terörsüz Türkiye", sürecin ise "terör sorununun çözümü" üzerinden tanımlandığı raporla ilgili, toplantı öncesinde küçük çaplı bir "muhalefet şerhi" krizi yaşandı.

Toplantıdan bir gün önce DEM Parti yönetimi, rapora "muhalefet şerhi" koymayı tartıştı.

CHP ve diğer partilerin de itirazları dikkate alınarak, şerh krizi, her bir siyasi parti temsilcisine söz verilerek itirazların kayda geçirilmesi formülüyle aşıldı.

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, bu itirazların "siyasi partilerin tutum belgesi" olarak kayıtlara geçeceğini ifade etti.

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş kürsüde konuşuyor. Yanında Türk bayrağı ve TBMM bayrağı var

Rapor oylamasında "evet" oyu kullanmalarına karşın CHP ve DEM Parti, itirazlarını "şerh olarak" ifade etti.

Komisyonda partisinin itirazlarını DEM Parti İstanbul Cengiz Çiçek dile getirdi.

Raporda "Kürt sorunu" ifadesine yer verilmemesi sorunun "terör sorunu" olarak tanımlanmasını eleştiren Cengiz, "Kürt meselesi vardır ve bu bir terör sorunu olarak görülemez" dedi.

CHP Grup Başkanvekili Murat Emir ise komisyonun görev yaptığı süre boyunca Anayasa'nın sürekli çiğnendiğini, AYM'nin kararlarına rağmen Can Atalay ile Tayfun Kahraman'ın halen cezaevinde olduğunu anımsattı.

Emir, "Bugüne kadar sözde demokratik hukuk devleti, AİHM ve AYM kararları hayata geçecek midir? Bu rapor lafta ve rafta kalmamalıdır" dedi.

Faili meçhul itirazı

Eşi Tahir Elçi faili meçhul bir cinayetle öldürülen CHP İstanbul Milletvekili Türkan Elçi de raporda faili meçhullerle ilgili bir öneri yer almadığı için "evet" oyu kullanmayacağını açıkladı.

Bunun üzerine CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Komisyon Üyesi Sezgin Tanrıkulu, rapora faili meçhullerde zamanaşımı olmayacağına ilişkin hüküm eklenmesini önerdi.

Tanrıkulu, "Faili meçhul cinayetler başta olmak üzere bu meseleden kaynaklı adalet arayışında zaman aşımı olmaması için gerekli düzenleme yapılmalıdır" şeklinde rapora bir cümle eklenmesini istedi.

Tanrıkulu, böylece Elçi'nin de rapora olumlu oy verebileceğini söyledi.

MHP'li Feti Yıldız, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin süreçteki rolünü vurguladı.

Yıldız, infaz sisteminde bütünlüklü ve eşitlikçi kapsamlı değişiklik yapılması gerektiğini söyledi.

Komisyon toplantısı

İnfaz sistemi bakımından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) içtihatlarını işaret eden Yıldız, cezaevlerindeki hasta mahkumların durumlarını da iyileştirmeye dönük önlemlerin alınması gerektiğini söyledi.

AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman ise komisyonun tarihi bir rol üstlendiğini belirterek, "Buradan Türkiye ittifakı, Türkiye uzlaşısı çıkmıştır ve Türk demokrasi tarihinde önemli bir eşik aşılmıştır" dedi.

'Kürt sorunu' yok, 'terör sorunu' var

Toplam 7 temel başlıktan oluşan raporun belkemiğini, "Sürece ilişkin yasal düzenleme önerileri" ve "demokratikleşme" başlıklı bölümler oluşturuyor.

Sürecin "Terörsüz Türkiye" olarak nitelendirildiği raporda, "Kürt sorunu" ifadesi yer almıyor ve sadece "terör sorunundan" söz ediliyor.

Diğer bölümler ise komisyonun kurulma nedenleri, yaptığı çalışmalar, Kürt-Türk kardeşliğinin tarihsel boyutu oluşturuyor.

Raporda, tartışma konusu da olan "umut hakkı" ifadesi doğrudan yer almıyor ancak "Demokratikleşme" başlığı altında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi içtihatları, evrensel hukuk sistemi üzerinden tarif ediliyor.

Bu çerçevede infaz mevzuatının, mahkumların koşullu salıverilme şartları ile infaz süreleri de dâhil olmak üzere ceza hukukunun evrensel ilkeleri kapsamında daha adil, daha eşitlikçi ve daha bütüncül bir yaklaşımla ele alınması öneriliyor.

Yine demokratikleşme başlığı altında "kayyum" uygulamasına son verilerek, görevden uzaklaştırılan belediye başkanının yerine "belediye meclisinden seçim yapılması" önerilirken, "terör suçunun", ifade özgürlüğünün önünü açacak şekilde düzenlenmesi, Türk Ceza Yasası ve Terörle Mücadele Yasası'nda bu çerçevede değişiklik yapılması isteniyor.

'Demokratik siyaset zemini güçlendirilmeli, af algısı olmamalı'

Raporda süreç için "kritik eşik" olarak örgütün silah bırakması görülüyor ve örgütün silah bıraktığının devletin güvenlik birimlerince "teyit ve tesciliyle" birlikte yeni durumun gerektirdiği "hukuk ve politik çerçevenin hayata geçirilmesi için bir başlangıç" olacağı vurgulanıyor.

Bu çerçevede, toplumsal bütünleşmeyi sağlamaya dönük, "silah bırakmayla birlikte süreci ve sonrasını yönetecek, amaca özgülenmiş, müstakil ve geçici mahiyette bir yasal düzenlemeye ihtiyaç olacağı" vurgulanıyor.

Müstakil yasanın "demokratik siyaset zeminini güçlendirici" nitelikte olması gerektiği, "af algısı oluşturmaması" gerektiği belirtiliyor.

Raporda, yasa ile suça karışmayan örgüt üyelerinin topluma kazandırılması önerilirken, suça karışmış olan veya örgütün lider kadrosu ile ilgili somut bir öneri bulunmuyor.

Türkiye'ye dönecek örgüt üyeleri için mutlaka adli işlem yapılması gerektiği de raporda vurgulanıyor.

Kaynak: BBC Türkçe