Kamu Emekçileri Sendikası Konfederasyonu (KESK) üyeleri, ek zam talebiyle Türkiye genelinde bir günlük iş bıraktı.
Ankara'da bir araya gelen emekçiler, ek zam talebiyle bir günlük iş bırakarak Milli Kütüphane önünden Çalşma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na yürüdü. "Satış sözleşmesi hükmünü yitirmiştir! , Ek zam! Hemen şimdi! , G(ö)revdeyiz" yazılı pankartlarla yürüyen KESK üyeleri, sık sık "Zafer direnen emekçinin olacak" ve "Demokratik Türkiye, halk için bütçe" sloganlarını attı.
Bakanlık önünde yapılan eyleme CHP Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu ile CHP Parti Meclisi üyesi Zeliha Aksaz Şahbaz da destek verdi.
KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak burada yaptığı konuşmada, Türkiye’nin dört bir yanında eylemde olmalarının nedeninin geçim derdi olduğunu ancak iktidarın bu sesi duymadığını söyledi.
Kamu çalışanlarının maaşlarının ocak ayından itibaren 18,60 arttırıldığını hatırlatan Koçak, "Gerçek tablo şudur; kamu emekçileri olarak 2026’ya taban aylıklarımıza yapılacak bin TL seyyanen artış dâhil ortalama yüzde 12,5 maaş zammı ile girdik. Buna karşın 1 Ocak’tan itibaren toplu taşımadan, sağlıkta katılım paylarına, muayene ücretlerinden köprü ve otoyol geçiş ücretlerine kadar her kaleme bizim maaşlarımıza yapılan artışın en az iki katı kadar zam yapıldı. Kiralara maaş artışımızın neredeyse 3 katı, yüzde 35 zam yapıldı. Tablo çok net: Aralıkta 55 bin lira maaş alan bir memur, 25 bin lira kira ödüyordu. Ocak’ta maaşı enflasyon farkı dâhil 66 bin lira oldu. Ama kirası 33 bin 720 liraya çıktı! Yani maaş zammı diye verilenin çoğu kiraya gitti. Kalanı ise adaletsiz gelir vergisi dilimleri ile lime lime edilecek. Cebimize girmeden vergiye gidecek, buharlaşacak" ifadelerini kullandı.
İktidarın, "Eski Türkiye devri bitti. Yeni Türkiye dönemine geçtik" sözlerini eleştiren Koçak, önceki yıllara oranla memurun aldığı maaşın yetersiz olduğunu şu örneklerle anlattı:
"En düşük maaşımızla 10 yıl önce 17 adet çeyrek altın alınırken bugün 6 adet bile alınamıyor. 10 yıl önce kiraya maaşımızın dörtte biri yetiyordu. Bugün yarısı bile yetmiyor. 25 yıl önce emekli olduğumuzda ikramiyemiz ile ortalama standartlarda bir ev alabiliyorduk. Bugün 10 yaşında ikinci el bir otomobil bile alamıyoruz. 25 yıl önce ortalama emekli aylığımız asgari ücretin 2 katıydı. Bugün asgari ücretin dahi altına inmiş durumda. Geldiğimiz noktada sadece asgari ücret değil, en düşük memur emeklisi aylığı da tarihimizde ilk defa açlık sınırının altında kaldı. Ortalama maaşlarımız yoksulluk sınırının yarısına geriledi."
"Emekli, emekçi ve memurun sofrasından çalınanlarla bir avuç azınlığın zenginleştirildiğini" ifade eden Koçak, KESK’in taleplerini şöyle sıraladı:
"Maaşlarımızda hemen şimdi, Ocak ayından itibaren ek yüzde 20 artış yapılmasını istiyoruz. 2023 Temmuzdan itibaren hayata geçirilen, ilave seyyanen ödeneğin taban maaşlarımıza yansıtılmasını istiyoruz. Verilen sözlerin gereğinin yerine getirilmesini istiyoruz. Tüm kamu emekçilerine 3600 ek gösterge, ilave seyyanen ödenek tutarının mevcut emekli aylıklarına eklenmesini, mülakatın kaldırılmasını istiyoruz. Haziran ayına kadar 4688 sayılı yasa başta olmak üzere mevcut mevzuatın Grevli Toplu Pazarlık hakkımızın önündeki engellerin kaldırılmasını temel alan bir noktadan evrensel sendikal normlarla uyumlu hale getirilmesini istiyoruz. En geç Haziran ayı sonunda gerçek bir toplu pazarlık masası kurulmasını istiyoruz. En düşük kamu emekçisi maaşının yoksulluk sınırı üzerine çıkarılmasını, kira, kreş ve yol desteği istiyoruz."
"Bütçede emekli, memur, işçi yok"
Koçak'tan sonra konuşan CHP Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu ise şunları söyledi:
"Bu soğuk havada, Ankara'nın bu ayazında çalışma bakanlığının için önündeyiz. Çünkü artık bu ülkenin kamu emekçileri yoksulluk sınırının altına mahkum edilmiş durumdalar. Toplumu yüzde 80’i yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Son açıklanan rakamlar ile yüzde 50’si açlık sınırının altında yaşamaya mahkum ediliyor. Şu çevremizdeki kira fiyatlarını dahi artık bir kamu emekçisinin maaşının ödeyemediği bir ülkede yaşamak zorundayız. 24 yıldır iktidar olanlar bu işin sorumlusudur. 24 yıldır iktidar olanlar tercihlerini tefecilerden, faizcilerden, rantçılardan, yandaş müteahhitlerden yana göstermişlerdir. 2026 bütçesinde Meclis’teki bütçe görüşmelerinde defalarca dile getirdik; bu bütçede emekli yok, memur yok, işçi yok, asgari ücretli yok, kadın yok, genç yok dedik.
Bu bütçede kimler var? 2.7 trilyon ile aslan payını alan faizciler var. Bu bütçede kimler var? Yandaş müteahhitler var. Bu bütçede kimler var? Sarayda çalışanlar var. Sarayda oturanlar var. Bu bütçede sizler yoktunuz. Bunu görüyoruz. Bu mücadeleyi sendikalarımızla sizlerle beraber hep beraber büyüteceğiz. Dün Çalışma Bakanı çıkmış Meclis’te emekliler için mücadele eden bizlere ‘şov yapıyorsunuz’ diyor. Sayın Çalışma Bakanı, bizler şov yapmıyoruz. Sizler o sıcak yataklarınızda rahat koltuklarınızda otururken bu ülkede 700 tane emekli ikinci işini yapmak zorunda kaldığı için can verdi. Bu ülkede insanlar açlıktan, yoksulluktan otel köşelerinde yaşamak zorunda kalıyorlar. Memurlar artık çocuklarının eğitim ücretini dahi karşılayamıyorlar. Asıl şov yapanlar basının karşısına geçip konuşan sizlersiniz. Burada bu soğukta mücadele edenler şov yapmıyor. Meclis’te direnenler şov yapmıyor. Bir şov yapan varsa Saray’a kendisini iyi göstermek için güzel göstermek için kendisini parçalayanlardır. O şov yapanlar sizlersiniz. Hiç merak etmeyin. O sandık gelecek. Bu halk size gereken cevabı verecek. Cesaretiniz varsa sandığı getirin. Kim şov yapıyor? Hep beraber görelim."




