İtalya’da 22-23 Mart tarihlerinde yapılan yargı reformu referandumunda hükümetin desteklediği anayasa değişikliği teklifi reddedildi.
İtalya’da yargı sisteminde kapsamlı değişiklikler öngören anayasa reformu referandumu seçmenin çoğunluğu tarafından reddedildi. İçişleri Bakanlığı’nın paylaştığı kısmi sonuçlara göre “hayır” oyları yüzde 53 seviyesinde kalırken, katılım oranı yüzde 58,9 olarak açıklandı.
Başbakan Giorgia Meloni, oy sayımı sürerken yayımladığı video mesajla yenilgiyi kabul ederek, “İtalyanlar karar verdi, biz de bu karara saygı duyuyoruz” ifadelerini kullandı. Meloni, reformun ülkeyi modernleştirme amacı taşıdığını savundu ancak sonuçtan duyduğu üzüntüyü dile getirdi. Başbakan ayrıca istifa etmeyeceğini ve görev süresini tamamlayacağını açıkladı.
Muhalefetten kutlama
Referandum sonucunun ardından başkent Roma’daki Barberini Meydanı’nda muhalefet partileri ve sendikalar tarafından kutlamalar düzenlendi. Milano ve Napoli’de de benzer kutlamalar yapıldığı, adliye binaları önünde toplanan grupların gösteriler düzenlediği bildirildi.
Muhalefetteki Demokratik Parti lideri Elly Schlein, sonuçları “yanlış bir reformun durdurulması” olarak değerlendirirken, 5 Yıldız Hareketi lideri Giuseppe Conte de referandumu “ilerici güçler için bir zafer” olarak nitelendirdi. Muhalefet temsilcileri, sonucun yaklaşan genel seçimler öncesinde iktidara mesaj verdiğini savundu.
Reform neyi içeriyordu?
Referandumda reddedilen düzenleme, hakim ve savcılar arasında “kariyer ayrımı” getirilmesini, Yüksek Yargı Konseyi’nin (CSM) yapısının değiştirilmesini ve üyelerin belirlenme yönteminin yeniden düzenlenmesini öngörüyordu. Ayrıca hakim ve savcıların disiplin süreçlerini denetleyecek yeni bir yüksek mahkeme kurulması planlanıyordu.
Hükümet, reformun yargıda tarafsızlığı artırmayı, gruplaşmayı önlemeyi ve yargı süreçlerini hızlandırmayı amaçladığını savunuyordu. Muhalefet ise söz konusu değişikliklerin yargı bağımsızlığını zayıflatacağı görüşünü dile getiriyordu.
Siyasi gerilim ve seçim etkisi
Referandum süreci boyunca hükümet ile yargı arasındaki gerilim de tartışmaların merkezinde yer aldı. Hükümetin bazı projelerinin mahkemeler tarafından engellenmesi, reform tartışmalarını daha da derinleştirdi.
Parlamentodan geçen ancak yeterli çoğunluk sağlanamadığı için referanduma götürülen reform paketi, 2027’de yapılması beklenen genel seçimler öncesinde hem iktidar hem de muhalefet için önemli bir sınav olarak görülüyordu.



